Bir zamanlar Tıpta Uzmanlık Sınavı'nda (TUS) en yüksek puanlarla girilen pediatri, bugün genç doktorların en fazla uzak durduğu branşlardan biri haline geldi. 2026 Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) sonuçlarında çocuk yoğun bakım ve yenidoğan gibi hayati alanlarda kontenjanların büyük bölümünün boş kalması, çocuk sağlığındaki krizi gözler önüne serdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çağlar Yörgüç, sorunun temelinde ekonomik nedenlerden çok ağır çalışma koşulları ve artan hukuki risklerin bulunduğunu söyledi.

"ARTIK HASTA GÖRÜLMEYEN VE DAHA KAZANÇLI BRANŞLAR TERCİH EDİLİYOR"
Dr. Mustafa Çağlar Yörgüç, pediatrinin yıllar içinde gözde branş olmaktan çıktığını belirterek genç hekimlerin tercih eğilimlerinin tamamen değiştiğini söyledi. Bugün hasta yükünün daha az olduğu veya ekonomik getirisi daha yüksek branşların öne çıktığını ifade eden Yörgüç, tabloyu şu sözlerle anlattı:
"Özellikle uzmanlık eğitimi aldığım dönemde olsun, öğrencilik eğitimi de olsun, pediatri, dahiliye, kardiyoloji gibi dahili branşlar yani hasta gören branşlar ön planda tercih edilirken şu anda maalesef hasta görülmeyen branşlar, uzmanlıklar ön planda tercih ediliyor veya hasta görülüyorsa bundan maksimum derece ekonomik kazanç sağlayan branşlar ön planda tercih ediliyor."
"NÖBET VAR, DİNLENME YOK"
Pediatride yaşanan tercih kaybının en önemli nedenlerinden birinin ağır çalışma koşulları olduğunu vurgulayan Yörgüç, özellikle nöbet sisteminin hekimleri fiziksel ve psikolojik olarak tükettiğini söyledi. Kağıt üzerinde bulunan hakların sahada uygulanmadığını belirten Yörgüç, şunları kaydetti:
"Burada temel tablo tabii ki ağır çalışma koşulları mı? Evet kesinlikle. Nöbetler, nöbet sonrası izinlerin aktif kullanılamaması. Çünkü düşünün nöbetçisiniz ama ertesi gün hastanede 2 veya 3 pediatrisiniz mecbur çalışmak zorundasınız. Oradaki işlerin, servis tablolarının devamı için, yeni doğan yoğun bakım, çocuk yoğun bakım, servis, acil sürecinin ve poliklinik hizmetlerinin devamı için mecbur çalışmak zorundasınız. Yani hukuki olarak verilen hakların maalesef sadece kağıt üstünde kalması çalışma koşullarına yansımıyor ve bu durum insanları bu alanlardan uzaklaştırıyor."

Yörgüç, pediatri uzmanlarının aynı anda birçok kritik alanda görev yapmak zorunda kaldığını belirterek bunun sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. Çocuk hekimlerinin tek bir nöbette birçok farklı sorumluluğu üstlendiğini söyleyen Yörgüç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hem yeni doğan yoğun bakım var, hem çocuk yoğun bakım var, hem servis var, hem poliklinik var, hem acil var. Bunun dışında acil doğumlar olursa girmek zorundasınız. Yani nöbet sizin için dinlenme ihtiyacınızı giderebilecek bir tablo değil, tamamıyla yorulma ağırlıklı bir süreç olarak geçiyor. Maalesef dinlenme zamanı bulamayan pediatrist belli bir süre sonra bu çalışma temposunda tükenmişlik tablosuna giriyor."
"AZ HEKİMLE ÇOK İŞ, DAHA FAZLA MALPRAKTİS"
Artan iş yükünün yalnızca hekimleri yormadığını, aynı zamanda hata riskini de artırdığını belirten Yörgüç, bunun genç doktorların pediatriyi tercih etmemesinde önemli rol oynadığını söyledi. Malpraktis davalarının da ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Yörgüç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu kadar yoğun çalışma temposu varken de hata yapmama imkansız bir şey. Maalesef artık az hekimle çok iş yapma tablosunda hatalar da gitgide artıyor. Ve bunun karşılığında da malpraktisler var. Malpraktis davaları açılıyor. Ufak bir hatadan dahi aktif şekilde hekim yoğun bir ekonomik tazminatla karşı karşıya kalıyor. Bu da özellikle yeni genç hekimlerin pediatri alanında uzmanlık düşünmemesine sebebiyet veriyor."
"ÇOCUK HEKİMİ ARTIK PSİKOLOG GİBİ DE ÇALIŞIYOR"
Yörgüç, son yıllarda ebeveyn kaygılarının da çocuk hekimlerinin üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. İnternet üzerinden bilgiye kolay ulaşılmasının ailelerin endişelerini artırdığını söyleyen Yörgüç, çocuk hekimlerinin artık yalnızca tedavi değil psikolojik destek de vermek zorunda kaldığını ifade ederek şunları söyledi:
"Son dönemlerde internete ulaşılabilirlik, bilgiye ulaşılabilirlik arttıkça ebeveyn kaygıları da arttı. Ve aile basit bir ateşte bile yoğun bir kaygıyla karşınıza geliyor. Haliyle standart yönetmeniz gereken basit bir tabloyu sanki ağır bir klinikmiş gibi karşıdakine yönetmek zorunda kalıyorsunuz. Ve bu da zaman kaybına yol açıyor. Sürekli olarak birilerini ikna etmek zorunda olunan branşlar da tercih edilmemeye başlıyor. Bir çocuk hekimi bu dönemde çocuğa, aileye de psikolojik destek sağlamak zorunda kalıyor. Çocuğa da psikolojik destek sağlamak zorunda kalıyor. Ve yapması gereken hastalığın tedavisini de planlıyor. O gün üç hastaya harcayacağı performansı bir hastaya harcamak zorunda kalıyor. Bu düzen devam ettikçe maalesef genç hekimlerin pediatriye olan eğilimleri azalıyor."

"15 YIL SONRA PERİFERDE ÇOCUK DOKTORU BULMAK ZORLAŞABİLİR"
Mevcut gidişatın sürmesi halinde çocuk sağlığı hizmetlerinde ciddi uzman açığı yaşanacağını belirten Yörgüç, riskin ilk olarak büyükşehirler dışındaki illerde hissedileceğini söyledi. Büyük eğitim hastanelerinde bile pediatriye ilginin azaldığını ifade eden Yörgüç, şu uyarıda bulundu:
"Şu anda büyük merkezleri bile gördüğümüzde pediatri uzmanlığına olan ilginin çok çok azaldığını görüyoruz. Şehir hastaneleri ve Hacettepe Tıp Fakültesi gibi yerlerde bile artık çocuk sağlığı uzmanlarının aktif şekilde bu uzmanlığı seçmediğini görebiliyoruz. Yakında maalesef periferde yani Mardin gibi yerlerde, Kırıkkale gibi yerlerde veya Çorum gibi yerlerde artık pediatristlerin azalacağını, bunlara bağlı olarak da büyük şehir olmayan yerlerde pediatrist sıkıntısı çekeceğimizi öngörebiliyoruz. Ama bunun için ortalama 15 yıllık bir süreç gözüküyor."
YAN DALLAR DA BOŞ KALIYOR
Sorunun yalnızca genel pediatriyle sınırlı olmadığını belirten Yörgüç, çocuk kardiyolojisi, nefrolojisi, nörolojisi, yenidoğan ve çocuk yoğun bakım gibi hayati yan dallarda da ciddi tercih kaybı yaşandığını söyledi. Bu durumun gelecekte çocuk hastaların nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını zorlaştıracağını ifade eden Yörgüç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Artık yan dallar da boş kalmaya başladı. Özellikle pediatrinin kardiyoloji gibi, nöroloji gibi, nefroloji gibi hayati yan dalları artık, yeni doğan yoğun bakım, çocuk yoğun bakım buralar boş kalmaya başladı. Temel iş yükünün yoğun olması artık bu bölgelere de tercihleri azaltıyor. Pediatrist olan kişiler 'Bu kadar sorumluluğun altına geldik, bari daha kolay branşları seçelim' veya 'Çalışma imkanı daha rahat olan branşları seçelim' diyorlar. Genellikle alerji, endokrin gibi daha popüler branşlara yöneliyorlar. Kardiyoloji, nefroloji gibi hayati bölümler ise tercih edilmiyor. Bu yan dallar boş kaldıkça yük yine genel pediatristlerin üzerine kalıyor. Ama spesifik bir hastalığı genel pediatrist ne kadar tamamlayabilir, bu ciddi bir soru işareti. Bu da ileriye yönelik kaygı verici bir sağlık düzeninin bizi beklediğini gösteriyor."

"SORUNUN MERKEZİNDE MAAŞ DEĞİL, ÇALIŞMA KOŞULLARI VAR"
Pediatri krizinin yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Yörgüç, hekimlerin öncelikli talebinin çalışma koşullarının ve hukuki güvencelerin iyileştirilmesi olduğunu söyledi. Maaş artışının önemli olduğunu ancak tek başına çözüm olmayacağını belirten Yörgüç, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Ekonomik koşullar maalesef ön planda değil. Aslında herkes başta çalışma koşullarının ve hukuki koşulların aktif şekilde düzeltilmesini istiyor. Daha en son tablomuz ihtiyacımız ekonomik değişiklikler. Tabii ki ekonomi de lazım. Bu kadar yoğun ve aktif tempolu çalışmada belli bir maaş elimize geçmesi lazım ki konforlu bir hayat, sosyal bir hayat bu yoğun tempoyu tolere edebilsin. Ama primer olarak asıl tablo çalışma koşulları."




