İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yürütülen müzakereler sonucunda İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes anlaşmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pezeşkiyan, mutabakatın İran’ın taleplerini esas alan bir çerçevede şekillendiğini belirterek, anlaşmayı hem siyasi hem de toplumsal bir kazanım olarak nitelendirdi.
HAMANEY VURGUSUYLA ATEŞKESİ “TARİHİ BAŞARI” OLARAK TANIMLADI
Pezeşkiyan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ateşkes anlaşmasını ülkenin önceki lideri Ali Hamaney’e atıfla değerlendirdi. Anlaşmayı “şehit lider Hamaney’in kanının meyvesi” olarak nitelendiren İran Cumhurbaşkanı, bu sürecin yalnızca diplomatik bir sonuç olmadığını, aynı zamanda halkın sahadaki varlığı ve direncinin bir karşılığı olduğunu ifade etti. Pezeşkiyan ayrıca, İran’ın hem diplomasi masasında hem de sahada aynı kararlılıkla hareket etmeye devam edeceğini vurgulayarak birlik ve beraberlik mesajı verdi.
40 GÜNLÜK ÇATIŞMA SÜRECİ ATEŞKESLE YENİ BİR EVREYE GİRDİ
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreç, İran’ın misillemeleriyle kısa sürede bölgesel bir çatışmaya dönüştü. 40 gün süren karşılıklı saldırıların ardından taraflar geçici ateşkes üzerinde uzlaştı. ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan gecesi yaptığı açıklamada ateşkesi kabul ettiklerini duyurdu. Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması şartıyla 2 haftalık bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varıldığını ve İran’dan gelen 10 maddelik teklifin müzakereler için temel oluşturduğunu açıkladı.
NİHAİ MÜZAKERELERİN ADRESİ İSLAMABAD OLACAK
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, ülkenin savaş sürecinde hedeflerine ulaştığını savunurken, kalıcı anlaşma için diplomatik sürecin devam edeceğini bildirdi. Bu kapsamda nihai müzakerelerin İslamabad’da yapılması ve en geç 15 gün içinde sonuçlandırılması hedefleniyor. Süreçte Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın aktif diplomasi yürüttüğü, taraflar arasında mesaj trafiğinin sürdürülmesinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
İSRAİL ATEŞKESİ SINIRLI KAPSAMDA DEĞERLENDİRİYOR
Geçici ateşkese destek verdiğini açıklayan İsrail yönetimi, anlaşmanın Lübnan boyutunu kapsamadığını savunuyor. Bu nedenle İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri operasyonlarını sürdürdüğü belirtiliyor.





