Ankara’nın Polatlı ilçesinde yürütülen yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan kemik parçaları, Türkiye’nin uzun yıllardır çözülemeyen kayıp vakalarından biri olan Bünyamin Koçak dosyasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. 2011 yılında ortadan kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Koçak’ın akıbeti, aradan geçen 15 yıla rağmen aydınlatılamamıştı. Son gelişme, dosyada yeni bir kırılma yaşanabileceği ihtimalini güçlendirdi.
KAYIP DOSYASI YILLARDIR CEVAPSIZ
İki çocuk babası 38 yaşındaki Bünyamin Koçak, 5 Nisan 2011’de Polatlı’da kayboldu. Eşi Sultan Koçak’ın iki gün sonra yaptığı resmi başvurunun ardından başlatılan arama çalışmalarından sonuç alınamadı. Günler süren araştırmalara rağmen Koçak’a dair herhangi bir iz bulunamaması, dosyayı kısa sürede kamuoyunun dikkatine taşıdı. Olay, ailenin televizyon programına çıkarak yardım istemesiyle ülke gündemine oturdu ve “cesetsiz cinayet” tartışmalarının en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi.
ŞÜPHELER, DELİLLER VE BERAAT KARARI
Soruşturma sürecinde savcılık; evde bulunduğu öne sürülen kan izleri, telefon kayıtları ve çelişkili ifadeleri gerekçe göstererek Sultan K. ve Özcan E. hakkında dava açtı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada iki sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandı. Ancak yargılama boyunca Koçak’ın öldüğünü kesin olarak ortaya koyan somut bir delil ya da cesede ulaşılamadı. Bu nedenle mahkeme, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi doğrultusunda beraat kararı verdi. Süreç Yargıtay’a taşınsa da nihai karar değişmedi ve beraat hükmü kesinleşti.
YENİ BULGU DOSYAYI YENİDEN AÇAR MI?
Polatlı’da bugün gerçekleştirilen yol çalışması sırasında gün yüzüne çıkan kemik parçaları, dosyanın seyrini değiştirebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, kemiklerin kime ait olduğunun yapılacak adli incelemelerle netleşeceğini belirtiyor.
Ortaya çıkan bu yeni bulgular, 15 yıldır yanıt bekleyen soruları yeniden gündeme taşırken, Bünyamin Koçak dosyasının yeniden açılıp açılmayacağı sorusu da kamuoyunda giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Yapılacak incelemelerin sonucu, Türkiye’nin en dikkat çeken kayıp vakalarından birinde gerçeğe bir adım daha yaklaşılmasını sağlayabilir.




