Hantavirüsün normal şartlarda kemirgenlerin dışkı ve idrarlarının solunmasıyla bulaştığını ifade eden Erbaş, Andes varyantının bu kuralı bozarak biyolojik bir tehdit haline geldiğini vurguladı.

AKCİĞER ÖDEMİ VE YÜZDE 50 ÖLÜM RİSKİ

Hantavirüsün klinik seyrine dair korkutucu detaylar paylaşan Prof. Dr. Erbaş, virüsün doğrudan akciğerleri hedef aldığını belirtti. Hastalığın ateş, bulantı ve şiddetli sırt ağrısıyla başladığını, ancak burun akıntısı gibi hafif belirtiler göstermediğini söyleyen Erbaş; "İkinci günde direk öksürük başlar ve akciğer su toplar. Hasta kendi suyunda boğulur. Vakaların yüzde 50'si entübe edilerek hayatını kaybeder" dedi. Virüsün kesin bir ilacı olmadığını, sadece iyileşmiş kişilerden alınan plazma tedavisinin sağkalım şansını artırdığını ifade etti.

ANDES VARYANTI: İNSANDAN İNSANA GEÇEN TEHLİKE

Erbaş, hantavirüsün 50’den fazla alt tipi olmasına rağmen Andes varyantının (And-v) en tehlikeli özelliği olan insandan insana bulaşma kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı. Bu bulaşın yakın temas, öksürük ve vücut sıvıları yoluyla gerçekleştiğine dikkat çeken Erbaş, 2018 yılında bir seyahat gemisinde yaşanan vakaları örnek gösterdi. Virüsün kuluçka süresinin 60 güne kadar çıkabildiğini belirten Erbaş, belirti vermeyen "hiper bulaştırıcılar" nedeniyle salgının kontrolünün zorlaşabileceğini söyledi.

AMERİKAN ORDUSU AŞISINI GELİŞTİRDİ

Hantavirüsün biyogüvenlik seviyesi en yüksek olan BSL-4 laboratuvarlarında çalışıldığını hatırlatan Oytun Erbaş, ABD ordusunun Maryland'deki askeri birliklerde bu virüse karşı aşı denemeleri yaptığını açıkladı. Erbaş; "İğnesiz, püskürtmeli tabancalarla yapılan bu aşıların çalışmaları zaten mevcuttu. Bu virüsün geleceği aslında biliniyordu" diyerek, küresel laboratuvarlarda yapılan hibrit virüs çalışmalarının yarattığı risklere de değindi.

Kene için kritik uyarı: Tarlaya çıkmadan bunları yapın! “Can kayıplarının önüne geçilebilir”
Kene için kritik uyarı: Tarlaya çıkmadan bunları yapın! “Can kayıplarının önüne geçilebilir”
İçeriği Görüntüle

BELLİ GEN GRUPLARI VE HASTALIKLAR İÇİN DAHA ÖLÜMCÜL

Virüsün herkesi aynı şekilde etkilemediğini belirten Erbaş, özellikle 70 yaş üstü bireylerin ve ek hastalığı olanların en büyük risk grubunda olduğunu söyledi. Erbaş, genetik bir yatkınlığa da dikkat çekerek; "HLA-B8 gen grubuna sahip olanlar, Tip-1 diyabetliler, çölyak hastaları, Haşimato ve Graves gibi romatolojik hastalığı olanlar bu virüs karşısında çok daha savunmasız. Virüs belli gen gruplarını adeta öldürüyor" açıklamasında bulundu.

Kaynak: İHA