İletişim ve kültür çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, dijitalleşmenin Türk aile yapısı, komşuluk ilişkileri ve yüz yüze iletişim üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Prof. Dr. Türk, "Bağlantılarımızı çoğaltırken bağlarımızı kaybetmeyelim; dokunmanın, sarılmanın ve göz göze gelmenin sıcaklığını hiçbir teknoloji ikame edemez" dedi.
"TEKNOLOJİYİ BİZ Mİ KULLANIYORUZ, YOKSA TEKNOLOJİ BİZİ Mİ?"
Teknolojiyi tek başına suçlamanın doğru olmadığını, ancak "teknolojiyi bizim mi yoksa teknolojinin mi bizi kullandığı" sorusunun sorulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, eskiden mahalle kültüründe iletişimin yalnızca konuşmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda temas etmek, görmek ve birlikte zaman geçirmek anlamına geldiğini belirtti:
Bugün iletişim giderek 'bağlantıda olmak' ile karıştırılıyor. Yüzlerce, hatta binlerce insanla bağlantımız olabilir ama bu, yüzlerce dostumuz olduğu anlamına gelmiyor. Sosyal medyada çok görünür olup gerçek hayatta çok yalnız kalabiliriz.

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN "SAMANI": KERPİÇ METAFORU
Kültür kavramını açıklarken "kerpiç metaforunu" kullanan Prof. Dr. Türk, kerpici ayakta tutanın yalnızca toprak ve su değil, onu birbirine bağlayan saman olduğunu vurguladı. Türk kültüründe bayramların, düğünlerin, komşuluğun, misafirperverliğin ve gönül almanın da toplumun kerpicindeki saman görevi gördüğünü ifade eden Türk, şu tespitlerde bulunarak,"Bizde komşu yalnızca yan dairede oturan kişi değildir; 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır.' Komşuluk sosyal güvenlik sistemi gibi çalışmıştır. Dijitalleşmeyle birlikte bayram ziyaretinin yerine toplu mesajı, telefon görüşmesinin yerine emojiyi, hasta ziyaretinin yerine yorumu koymaya başlıyoruz. Oysa kültür yalnızca bildiğimiz bir şey değil, yaşadığımız bir şeydir. Kerpiçten samanı çekip aldığınızda geriye kalan yapı çatlar ve dağılır" dedi.
"AYNI MASADAKİ DİJİTAL YALNIZLIK" VE EMPATİNİN KÖRELMESİ
Günlük hayatta kafelerde, otobüslerde ve hatta aile sofralarında bile herkesin telefonuna sığınmasının ciddi bir "sosyal mesafe" yarattığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, fiziksel mesafenin santimetrelere indiği anlarda bile duygusal mesafenin kilometrelerce açılabildiğini belirtti:
Buna 'aynı masadaki dijital yalnızlık' diyorum. Bizim kültürümüzde 'hâlinden anlamak' diye son derece önemli bir ifade vardır. Fakat karşımızdaki insan konuşurken gözümüz sürekli telefonumuzdaysa onun hâlini nasıl anlayacağız? Yeni medya hız istiyor; hızlı bak, hızlı geç, hızlı beğen. Oysa insan ilişkileri 'scroll' mantığıyla kurulamaz. Uzakları yakınlaştırdık ama yakınlarımızı uzaklaştırmaya başladık.
EBEVEYNLERE VE GENÇLERE KRİTİK ÇAĞRI: "TELEFONUN YERİNE HAYAT KOYUN"
Gençlere ve ebeveynlere yönelik tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Türk, çocuklara ekranı yasaklamaktan ziyade ekranın dışında yaşanmaya değer bir hayat sunulması gerektiğini vurgulayarak," Çocuklarımızın telefon kullanımından şikâyet etmeden önce kendi telefon kullanımımıza bakmalıyız. Anne-baba yemek boyunca telefonuna bakıyorsa, çocuğa yalnızca sözle dijital disiplin öğretemez. Sofra mümkün olduğunca ekransız kalmalıdır. Çocuğun elinden telefonu almak yetmez; telefonun yerine hayat koymak, sohbet koymak gerekir. Bağlantılarımızı çoğaltırken bağlarımızı kaybetmeyelim" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, yeni medya okuryazarlığının sadece çocuklara değil hayat boyu tüm bireylere kazandırılması gereken temel bir beceri olduğunu belirterek, "Dokunmanın, sarılmanın, göz göze gelmenin ve 'Ben senin yanındayım' diyebilmenin sıcaklığını hiçbir teknolojinin bütünüyle ikame edemeyeceğini unutmayalım" diyerek sözlerini tamamladı.




