Kudüs’te on yıllardır devam eden hassas denge, son 18 gündür uygulanan tam abluka ve yeraltı faaliyetleriyle yerini belirsizliğe bıraktı. İsrail makamlarının güvenlik gerekçesiyle ibadete kapattığı Mescid-i Aksa, hem yapısal hem de siyasi bir tasfiye süreciyle karşı karşıya.
İBADET YASAĞI VE STATÜKONUN FİİLEN SONA ERMESİ
İran ile yaşanan gerilimi gerekçe gösteren İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa’yı yaklaşık üç haftadır Müslüman ibadetine kapalı tutuyor. En son Ramazan Bayramı namazına getirilen yasak, 1967’den bu yana süregelen ve mabedin yönetimini Ürdün Vakıflar İdaresi’ne bırakan "Statüko" anlaşmasının fiilen rafa kalktığı yorumlarını güçlendiriyor. Haaretz ve Times of Israel gibi mecralarda yer alan analizler, bu durumun geçici bir güvenlik önlemi değil, kalıcı bir yönetim değişikliğinin habercisi olduğunu işaret ediyor.
YERALTI KAZILARI: MABEDİN TEMELLERİ SARSILIYOR mu?
Kudüs Valiliği ve bölgedeki arkeologların raporları, "Davut Şehri" projesi kapsamında yürütülen kazıların Aksa’nın fiziksel bütünlüğünü tehdit ettiğini ortaya koyuyor. Savaşın yarattığı bilgi kirliliği ve denetimsizlikten faydalanılarak hızlandırılan bu çalışmaların, özellikle güney duvarı ve bazı tarihi İslami yapılar altında ciddi sarsıntılara yol açtığı iddia ediliyor. Uzmanlar, bu yapısal müdahalenin uzun vadede "doğal nedenlerle gerçekleşmiş süsü verilen" bir çökmeye zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor.
RADİKAL GRUPLAR VE "KURBAN" KAMPANYASI
1 Nisan’da başlayacak Hamursuz Bayramı (Pesah) öncesinde, radikal Yahudi grupların Aksa avlusunda kurban kesme girişimleri tansiyonu zirveye taşıdı. Kudüs Emniyet Teşkilatı’ndaki yönetim değişikliği ve aşırı sağcı isimlerin göreve gelmesi, bu grupların hareket alanını genişletiyor. Artık sadece ibadet paylaşımı değil, mabedin "İslami kimliğinin tamamen silinmesi" ve bir "Tapınak" inşası süreci açıkça tartışılmaya başlanmış durumda.
GÜVENLİK KILIFI ALTINDA "İLHAK" SENARYOLARI
Bölge medyasında yer alan kulis bilgilerine göre; İsrail, bölgesel savaş atmosferini bir fırsat penceresi olarak değerlendiriyor. Aksa’nın yönetiminin Ürdün’den alınarak tamamen İsrail kontrolüne geçirilmesi planı, "güvenlik kılıfı" altında adım adım uygulanıyor. Eğer bu iddialar gerçekleşirse, Mescid-i Aksa sadece bir ibadet yeri olmaktan çıkıp, jeopolitik bir ilhakın merkez üssü haline gelecek.




