Ortadoğu’da tırmanan gerilim, enerji piyasalarından küresel faiz sistemine kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri yeniden hareketlendirdi. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, petrol fiyatları, ABD–Çin rekabeti ve Avrupa’daki bütçe krizleri… Tüm başlıklar tek bir eksende birleşiyor: Küresel ekonomik düzen yeni bir kırılma mı yaşıyor?
İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, yaşanan sürecin yalnızca askeri değil, yapısal bir ekonomik dönüşümün parçası olduğunu söyledi.
KÜRESEL DÜZENDE “3. PERDE”
Dirican’a göre bugün yaşananlar, 1971’de dolar–altın bağının kopmasıyla başlayan sürecin devamı niteliğinde:
“1971 sonrasında 1. Körfez Savaşı’na giden ve sonrasında İkiz Kuleler sonrası 2. perdesini izlediğimiz oyunun şu anda 3. perdesine geçmiş durumdayız.”
Bu savaşın arka planında Çin’in yükselişi ve ABD ekonomisinin zayıflaması olduğunu belirten Dirican, Yeni İpek Yolu projesinin üç ana güzergâhının Ortadoğu’dan geçmesine dikkat çekti.
“Bu savaş stratejik olarak Çin’in gelişimi ile ilgili ve ABD ekonomisinin gerilemesi ile alakalı. Ortadoğu’nun merkezde olmasının nedeni Çin’in ticaret koridorlarının bu bölgeden geçmesi.”
PETROL 140 DOLARI GÖREBİLİR Mİ?
En kritik eşik Hürmüz Boğazı.
Dirican’a göre olası bir askeri genişleme, petrol fiyatlarını çok kısa sürede sert biçimde yukarı taşıyabilir:
“Eğer Hürmüz Boğazı’nda bir sıkıntı oluşursa dünyada petrol fiyatları kısa zamanda 100 doların üstüne, sonrasında 120 ve 140 doların üstünü görebileceği bir evreye geçebilir.”
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, küresel enflasyon yeniden hızlanabilir.
ABD VE AVRUPA ZATEN ZORLANIYOR
Dirican, gelişmiş ekonomilerin zaten ciddi bütçe baskısı altında olduğunu vurguladı:
“ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde bütçe açıkları ve faiz yükü sürdürülemez durumda. 2008 küresel krizi ve 2020 pandemisi sonrasında bütçeler artık yönetilemez hale geldi.”
ABD’nin tarifeler ve jeopolitik hamlelerle yeni bir ekonomik düzen kurmaya çalıştığını savunan Dirican, kaotik bir küresel döneme girildiğini söyledi.
“Dünya serbest dalgalı faiz rejimine girdi. Finansal çalkantıları artık daha çok göreceğimiz bir evreye girdik.”
TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK RİSK: STAGFLASYON
Türkiye’nin sürece yüksek faiz, yüksek enflasyon ve ihracatçılar için kur beklentisiyle girdiğini belirten Dirican, riskin çift yönlü olduğunu ifade etti:
“Biz maalesef bu sürece yüksek faiz ve yüksek enflasyonla girmiş durumdayız. Eğer petrol fiyatlarında istemediğimiz senaryo gerçekleşirse dış ticaretimiz zorlanacak.”
Yabancı yatırım girişinin daha da zorlaşabileceğini belirten Dirican, stagflasyon tehlikesine dikkat çekti:
“Resesyon tehlikesi enflasyonla birleşirse bizi de dünyadaki örnekler gibi olumsuz bir noktaya doğru götürebilir.”
ÇÖZÜM ÖNERİSİ: MAKRO İHTİYATİ TEDBİRLER
Dirican’a göre Türkiye’nin hızla üretim ve yatırımı canlandıracak bir modele dönmesi gerekiyor:
“Bir an önce makro ihtiyati tedbirlerle kendi ekonomik modelimize dönmeli, üretimi ve yatırımı canlandırmalıyız. Başta finansman maliyeti olmak üzere yükleri hafifletmemiz gerekiyor.”
KRİTİK SORU: SAVAŞ NE KADAR SÜRECEK?
Dirican’a göre savaşın bölgeye ne kadar yayılacağı ve süresinin uzunluğu belirleyici olacak:
“Bu süreç emperyal ajanda istediği gibi şekillenmezse daha da uzayacak ve etkilerini 70’li yıllardan sonraki gibi daha fazla göreceğiz.”
ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve Çin’in alacağı pozisyonun küresel ekonomik dengeleri yeniden belirleyeceğini vurgulayan Dirican, “Kaotik yapıda herkes kendi fırsatını kollayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.










