Türk siyasetinin ve sanat dünyasının unutulmaz isimlerinden biri olan Sırrı Süreyya Önder, 62 yaşında hayata veda etti. TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili olarak görev yapan Önder, geçirdiği kalp krizi sonrası hastaneye kaldırılmış, ardından gelişen çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirmişti. Sevenlerini yasa boğan bu acı kayıp, hem siyasette hem kültür-sanat camiasında derin izler bıraktı. Peki, Sırrı Süreyya Önder neden öldü, hangi sağlık sorunları bu sonu hazırladı? İşte detaylar…

Özgür Özel'in giydiği çoraplardaki detay gündem oldu!
Özgür Özel'in giydiği çoraplardaki detay gündem oldu!
İçeriği Görüntüle

Kalp Kriziyle Başlayan Süreç: Ani Kriz, Acil Müdahale

15 Nisan 2025 gecesi, İstanbul’daki evinde ani bir sağlık sorunu yaşayan Sırrı Süreyya Önder, kalp krizi geçirmesi üzerine acil olarak hastaneye kaldırıldı. İlk kontrollerde, krize neden olan temel unsurun aort damarında yırtılma olduğu tespit edildi. Bu teşhis, durumu daha da ciddi hale getirdi ve doktorlar Önder’i zaman kaybetmeden acil ameliyata aldı. Yaklaşık 12 saat süren zorlu cerrahi operasyon, kalp damar sisteminde oluşan yırtılmayı gidermeye yönelikti.

Operasyonun ardından yoğun bakıma alınan Önder'in durumu, ilk andan itibaren kritik olarak değerlendirildi. Yoğun bakım süreci boyunca solunum, böbrek ve karaciğer gibi hayati organlarda işlev kayıpları yaşandığı bildirildi.

18 Günlük Yaşam Mücadelesi: Umut Azaldı, Organlar Pes Etti

Ameliyat sonrası başlayan yoğun bakım süreci tam 18 gün sürdü. Bu süreçte doktorlar Önder’in vücudundaki organ fonksiyonlarını desteklemek adına yoğun tıbbi müdahalelerde bulundu. Ancak ilerleyen günlerde vücudun sistemsel yanıtları zayıflamaya başladı. Özellikle böbrek, karaciğer ve akciğer fonksiyonlarında ciddi gerilemeler yaşandığı, organların tedaviye yanıt vermemesi nedeniyle çoklu organ yetmezliğine yol açtığı ifade edildi.

3 Mayıs 2025 günü saat 16.10'da, hastane yönetimi tarafından yapılan resmi açıklamada “Çoklu organ yetmezliği sonucu vefat etmiştir” denildi. Bu açıklama, kamuoyunu derin bir yasa boğdu.

Hem Siyasette Hem Sanatta Derin İzler Bıraktı

Sırrı Süreyya Önder, yalnızca siyasi kimliğiyle değil, sanatçı kişiliği ve özgün duruşuyla da tanınıyordu. 1990’lı yıllarda sinema ve edebiyat alanında yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiş, daha sonra aktif siyasete katılarak özellikle 2013 yılında çözüm sürecinde İmralı Heyeti’nde yer alarak kritik bir rol üstlenmişti. Sivri dilli üslubu, kendine has mizah anlayışı ve halkla kurduğu samimi bağlarla toplumun farklı kesimlerinden saygı gören bir figür haline gelmişti.

DEM Parti saflarında aktif politik yaşamını sürdüren Önder, son dönemde Meclis’te TBMM Başkanvekilliği görevini de yürütüyordu. Bu yönüyle hem yasama sürecinde aktif görev alıyor hem de toplumsal sorunlara dikkat çeken açıklamalarıyla gündem oluşturuyordu.

Siyasi ve Toplumsal Camia Yasta: "Türkiye Bir Vicdanı Kaybetti"

Sırrı Süreyya Önder’in vefatının ardından başta DEM Parti olmak üzere birçok siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve sanatçıdan taziye mesajları geldi. DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye bir vicdan insanını kaybetti” ifadesi kullanıldı. Önder’in hayatı boyunca adaleti, barışı ve özgürlüğü savunduğu, her koşulda diyalogdan yana olduğu vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen taziye mesajında da, Önder’le son dönemde yapılan görüşmelere atıf yapılarak, onun “terörsüz Türkiye” idealine olan katkılarının unutulmayacağı belirtildi.

Hayatını Kaybeden Bir Sanatçı, Bir Siyasetçi, Bir Halk İnsanı

Sırrı Süreyya Önder’in ölümü, siyasi kimliğin ötesinde bir halk figürünün yitirilmesi olarak yorumlandı. Mizahi diliyle, meydanlarda ve Meclis kürsüsünde dile getirdiği halkın sorunlarıyla, hem güldüren hem düşündüren bir tarzın temsilcisiydi. Ardında ise sadece siyasi söylemler değil, filmler, kitaplar ve özgün bir duruş bıraktı.