Bir zamanlar mahalle kültürü vardı...
Akşam ezanından sonra çocuklar sokakta oynar, anneler pencere önünde sohbet eder, insanlar gece yürürken korku değil huzur hissederdi. Şimdi ise vatandaş kendi mahallesinde tedirgin geziyor. Çünkü sokakların hakimi artık vatandaş değil; madde bağımlıları, serseri gruplar ve suçtan korkmayan insanlar olmuş durumda.

Bugün birçok mahallede aynı manzarayı görüyoruz. Parklarda aileler oturamıyor. Çocuk oyun alanlarında huzur yok. Araçların önüne geçip para isteyenler, bağımlılık batağına düşmüş insanlar, çevreyi rahatsız eden gruplar neredeyse her sokakta karşımıza çıkıyor. İnsanlar gece markete giderken bile etrafına bakarak yürümeye başladı.

Asıl acı olan ise vatandaşın artık devlete değil, kendi tedbirine güvenmek zorunda kalmasıdır. Çocuk dershaneden çıkıyor, anne baba gidip almak zorunda kalıyor. Gençler işten dönüyor, aile telefonda “geldin mi?” diye endişeyle bekliyor. Bu tablo normal değildir. Bir devletin en temel görevi vatandaşının can ve sokak güvenliğini sağlamaktır.

Bir dönem mahalle bekçileri yeniden göreve başladı. Açıkçası toplum da bunu olumlu karşıladı. Çünkü vatandaş sokakta devleti görmek ister. Ama bugün insanlar aynı soruyu soruyor:
“Bu bekçiler ne yapıyor?”
Eğer mahallede huzur bozuluyorsa, parklar işgal altındaysa, insanlar korkuyla yürüyorsa burada sistemin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Aynı durum muhtarlık sistemi için de geçerlidir. Artık birçok resmi işlem e-Devlet üzerinden yapılıyor. O halde muhtar sadece belge veren kişi olmamalıdır. Mahallesindeki sorunları takip eden, ilgili kurumlara taşıyan, güvenlikten sosyal sorunlara kadar devlet ile vatandaş arasında aktif köprü olan bir yapıya dönüşmelidir.

Bugün sokakta suç işleyen birçok kişi artık kimseden çekinmiyor. Çünkü biliyor ki yakalansa bile kısa süre sonra yine aynı mahalleye dönecek. Vatandaş bunu görüyor. Karakolda toplanan kişiler birkaç gün sonra tekrar aynı parkta, aynı sokakta ortaya çıkıyor. Bu durum hem suçluyu cesaretlendiriyor hem de vatandaşın devlete olan güvenini zedeliyor.

Belki de artık klasik yöntemlerin dışına çıkılması gerekiyor. Emniyet birimleri mahallelerde sivil denetim sistemi kurmalı. Nasıl trafikte sivil denetçiler varsa, mahallelerde de güvenilir vatandaşlardan oluşan ve kimliği gizli kalan saha gözlemcileri olmalı. Sorun büyümeden devletin haberi olmalı.

Çünkü mesele sadece asayiş değildir.
Mesele, toplumun huzurudur.
Mesele, çocukların geleceğidir.
Mesele, insanların kendi mahallesinde korkmadan yaşayabilmesidir.

Devlet sokakta görünmediği zaman boşluğu başkaları doldurur. Ve bugün vatandaşın en büyük korkusu tam da budur:
Sokakların yavaş yavaş sahipsiz kalması...