Sosyal medyanın hayatın her alanına nüfuz etmesi, günümüz ilişkilerinde güven duygusunu daha kırılgan hâle getiriyor. Çiftler, dijital ortamın sunduğu sürekli kıyas, görünürlük baskısı ve sınırsız seçenekler nedeniyle ilişkilerinde kaygı, güvensizlik ve belirsizlikle karşı karşıya kalabiliyor.

Uzman Psikolog/Nörobilim Uzmanı Ekinsu Kirilen Çer ve Uzman Psikolog Kerem Gümüş sosyal medyanın ilişkiler üzerindeki etkisine ilişkin Türkinform’a özel açıklamalarda bulundu.

Psikolog Ekin Çer

Bursa'da seyir halindeki otomobil alev topuna döndü
Bursa'da seyir halindeki otomobil alev topuna döndü
İçeriği Görüntüle

SOSYAL MEDYA DOĞRUDAN GERÇEKLİK SUNMAZ

Ekinsu Kirilen Çer, sosyal medyanın günümüz ilişkilerinde güven duygusunu doğrudan partner davranışlarına bağlı olarak değil, bireyin kendi içsel deneyimleri ve anlamlandırmaları üzerinden şekillendirdiğini belirtti. Çer, sosyal medyanın bize doğrudan gerçeklik sunmadığını, daha çok boşluklar, kesitler ve belirsizlikler yarattığını ifade ederek, “Partnerin bir paylaşımı, hikayesi veya mesajı görüp cevap vermemesi olduğu haliyle kalmaz; zihnimiz bunu genişletir, çoğu zaman geçmiş ilişki deneyimleriyle doldurur. Görülmeme, geri planda kalma, yerini kaybetme veya yeterli olmama gibi duygular, bugünkü ilişkide ortaya çıkıyor gibi görünse de kökleri çoğunlukla daha önceki deneyimlere dayanır” dedi.

“KAYGILI FANTEZİLERİ TETİKLER”

Sosyal medyanın belirsizlik artırıcı yapısının kaygılı fantezileri tetiklediğini vurgulayan Çer, “Ne olduğunu tam olarak bilmediğimiz durumlar zihnimizde kolayca en kaygı verici senaryolarla dolduruluyor. Burada olan dış gerçeklik değil, kişinin içsel temsilleridir. Aynı durumu yaşayan iki kişi, tamamen farklı duygular yaşayabilir” diye konuştu.

“ESKİ DUYGULAR TETİKLENİYOR”

Çer, güven duygusunun yalnızca partnerin davranışları üzerinden değil, bireyin iç dünyasında bu davranışların neyi tetiklediği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çer, bu nedenle sorunun dışarıdan içeriye çevrilmesinin önemine dikkat çekerek, “Gerçekte ne oluyor?” sorusundan ziyade, “Bu bende neyi harekete geçiriyor?” sorusunun sorulmasının ilişkilerde güvenin anlaşılması açısından daha faydalı olduğunu söyledi.

Sosyal medyanın ilişkilerde yeni bir alan açtığını ancak tetiklediği duygusal dinamiklerin bağlanma ihtiyacı, görülme arzusu, kayıp korkusu ve yerini koruma çabası gibi uzun süredir bilinen psikolojik süreçlerle bağlantılı olduğunu ifade eden Çer, çiftlerin bu farkındalıkla hareket etmesinin, ilişkilerdeki güven sorunlarının çözümünde etkili olabileceğini kaydetti.

Kerem Gümüş-1

İLİŞKİLERDE BAĞLANMA SORUNU, ÇAĞIN EN TEHLİKELİ YALNIZLIĞI

Uzman Psikolog Kerem Gümüş, modern yaşam ve dijitalleşmenin ilişkilerde bağlanma sorunlarını artırdığını belirterek, sosyal medyanın güven duygusunu zedeleyebileceğini ifade etti.

Gümüş, günümüzde insanlar hiç olmadığı kadar birbirine bağlı görünse de bağ kurmakta zorlandığını belirterek, “Bu çelişki, modern insanın en temel duygusal kırılmalarından biri. Bağlanma sorunlarının kökeni çoğunlukla çocukluk dönemine dayanıyor. Tutarsız, mesafeli veya ihmal edici ebeveynlik, ilerleyen yıllarda aşırı tutunma veya yakınlıktan kaçınma eğilimini tetikliyor” dedi.

HIZ VE TÜKETİM KÜLTÜRÜ İLİŞKİLERDE SABRI AZALTIYOR

Modern yaşamın hız ve tüketim odaklı yapısının ilişkileri doğrudan etkilediğini vurgulayan Gümüş, “İnsanlar artık ilişkileri inşa etmekten çok deneyimlemeye odaklanıyor. Sabır ve tahammül azalıyor, emek vermek yerine seçenek değiştirmek daha kolay geliyor. Sosyal medya ise bireyin onay ihtiyacını görünür kılarken, ilişkideki duygusal dengeyi hassaslaştırıyor” diye konuştu.

“ÇOĞU İLİŞKİLEİRN ALT YAPISINI OLUŞTURUYOR”

Bağlanma stillerinin (güvenli, kaygılı, kaçıngan) ilişkilerin yönünü belirlediğini ifade eden Gümüş, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Güvenli bağlanan birey hem yakınlık kurabilir hem de sınırlarını korur. Kaygılı bağlanan kişi sürekli sevilip sevilmediğini sorgular ve terk edilme korkusu yaşar. Kaçıngan bağlanan birey ise yakınlığı tehdit olarak algılar ve geri çekilir. Bu örüntüler, çoğu ilişkinin görünmeyen altyapısını oluşturur.”

“GÜVEN DUYGUSUNU DOĞRUDAN ETKİLİYOR”

Sosyal medyanın ilişkilerde güven duygusunu doğrudan etkilediğini vurgulayan Gümüş, “Sosyal medya hem bir vitrin hem de görünmez bir gerilim alanı yaratıyor. İnsanlar partnerlerini yalnızca kendi ilişkileri içinde değil, başkalarının ‘seçilmiş’ hayatları üzerinden de değerlendiriyor. Bu özellikle hassas bağlanma yapısına sahip bireylerde güvensizliği artırıyor” dedi.

SINIRSIZ SEÇENEK ALGISI

Gümüş, dijital dünyada sınırsız seçenek algısının da bağlanmayı zorlaştırdığını belirterek, “Fazla seçenek, kaygıyı besler ve kaçınganlığı tetikler. İnsan ilişkisini derinleştirmek yerine olası alternatifleri düşünmeye başlar. Sosyal medya sürekli yeni ihtimaller sunarak bu seçimi zorlaştırıyor ve bireyler daha fazla kişiyle temas kuruyor ama daha az kişiyle gerçek bir bağ geliştirebiliyor” ifadelerini kullandı.


Muhabir: Sümeyye Aksu