Kara, çocuk psikolojisi ve suç sayılacak eylemler hakkında şu sözleri kaydetti: " Suça sürüklenen çocuklar, yalnızca “suç işleyen bireyler” olarak değil çoğu zaman travma, ihmal, istismar ve sosyoekonomik yoksunluk gibi çok boyutlu risk faktörlerinin etkisiyle suça yönelen 18 yaş altı bireyler olarak değerlendirilir. Bu çocuklar, gelişimsel süreçleri henüz tamamlanmadığı için dürtü kontrolü, karar verme ve sonuçları öngörme gibi becerilerde zorluk yaşayabilir. Bu nedenle davranışları, yetişkin suçluluğundan farklı olarak psikososyal bağlam içinde ele alınır."

Suca Suruklenen Cocuklar Ve Adli Yaklasim-1

GELİŞİMSEL SÜREÇ VE DÜRTÜ KONTROLÜ

Kara, çocuklar açısından dürtüsel ve travmatik durumlardan bahsederek şöyle konuştu: "Çocukluk ve ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken özellikle ön beyin (prefrontal korteks) bölgesi henüz tam olgunlaşmamıştır. Bu durum, planlama, empati kurma ve dürtü kontrolü gibi işlevlerin sınırlı olmasına yol açar.

Bu nedenle suça sürüklenen çocuklarda davranışlar çoğu zaman anlık, düşünülmeden ve duygusal yoğunluk altında ortaya çıkar. Risk alma eğilimi ve akran etkisi de bu süreçte belirleyici rol oynar.

Araştırmalar, çocukluk döneminde yaşanan travmatik deneyimlerin (fiziksel/duygusal istismar, ihmal, aile içi şiddet) ilerleyen süreçte davranış sorunlarıyla güçlü bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Bu çocuklar sıklıkla güvensizlik, öfke birikimi ve değersizlik duyguları yaşar. Bu duygular uygun şekilde işlenmediğinde, saldırganlık, kurallara karşı gelme ve suç davranışları şeklinde dışa vurulabilir.

Aile içi çatışmalar, parçalanmış aile yapısı, ebeveyn denetiminin yetersizliği ve ekonomik zorluklar suça sürüklenme riskini artıran temel çevresel faktörler arasında yer alır.

Ayrıca çocukların yaşadığı çevrede suçun normalleşmiş olması veya rol model eksikliği, suç davranışının öğrenilmesine ve pekişmesine neden olabilir. Bu durum sosyal öğrenme kuramı çerçevesinde açıklanır."

MADDE KULLANIMI VE SUÇ İLİŞKİSİ

Kara, tehlikeli etkenleri anlatarak şunları belirtti: "Madde kullanımı, suça sürüklenen çocuklar arasında önemli bir risk faktörüdür. Alkol ve uyuşturucu maddeler, hem dürtü kontrolünü zayıflatır hem de riskli davranışları artırır.

Aynı zamanda madde temin etmek için yapılan eylemler de çocukları suç döngüsünün içine çekebilir. Bu süreç, bağımlılık ve suç arasında karşılıklı bir etkileşim oluşturur."

MAĞDUR-FAİL DÖNGÜSÜ

Kara, travmalar ve eylemler konusunda şu sözleri kaydetti: "Psikolojik açıdan bakıldığında suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman hem mağdur hem fail konumundadır. Yaşadıkları travmalar onları suça iten temel dinamikleri oluştururken işledikleri eylemler nedeniyle toplumsal yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar.

Otizm nedir, ve nasıl anlaşılır?
Otizm nedir, ve nasıl anlaşılır?
İçeriği Görüntüle

Bu döngü kırılmadığı sürece çocuklar aynı davranış kalıplarını tekrar etme eğiliminde olabilir."

ÖNLEME VE MÜDAHALE YAKLAŞIMLARI

Kara, kritik süreç hakkında konuşarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Bilimsel veriler, cezalandırıcı yaklaşımlardan ziyade rehabilite edici ve koruyucu önlemlerin daha etkili olduğunu gösteriyor. Psikososyal destek, aile danışmanlığı, eğitim programları ve sosyal hizmet müdahaleleri bu süreçte kritik rol oynar.

Erken müdahale, risk altındaki çocukların suça sürüklenmesini önlemede, en önemli unsurlardan biridir. Okul temelli programlar, rehberlik hizmetleri ve toplum destekli projeler bu açıdan önem taşır.

Suça sürüklenen çocukların doğru şekilde değerlendirilmesi, yalnızca bireysel değil toplumsal düzeyde de uzun vadeli olumlu sonuçlar doğurur.

Suça sürüklenen çocuklar, çoğunlukla travma ve çevresel risklerin etkisiyle suç davranışına yönelen bireyler olup bilimsel yaklaşımlar bu çocukların cezalandırılmasından çok rehabilitasyon ve destek mekanizmalarıyla topluma kazandırılmasının daha etkili olduğunu ortaya koyuyor."

Muhabir: HAZAL ERGEN