Bugün zaten tarımın hali ortada…

Mazot pahalı.
Gübre pahalı.
İşçilik pahalı.
Sulama pahalı.
Nakliye pahalı.
Küçük üretici zaten ayakta kalmakta zorlanıyor.

Şimdi bir de kendi bahçesindeki zararlıya karşı ilaç alamaz hale gelirse ne olur?

Ne olacağını söyleyeyim:
• Küçük üretici “uğraşamam” der.
• Bahçeler bakımsız kalır.
• Zararlılar yayılır.
• Meyve verimi düşer.
• Kırsalda üretim daha da zayıflar.
• İnsanlar toprağından uzaklaşır.

Yani siz sözde tarımı korumaya çalışırken,
küçük ölçekli meyveciliği boğmuş olursunuz.

İşte asıl tehlike budur.

Peki çözüm ne?

Eleştirmek kolaydır.
Asıl mesele çözüm göstermektir.

Bu konuda yapılması gerekenler çok nettir:

1. İlaçlar risk sınıfına göre ayrılmalı
• Yüksek riskli / profesyonel kullanım gerektiren ürünler
• Orta riskli kontrollü ürünler
• Düşük riskli amatör ve küçük üreticiye uygun ürünler

Her ilaç aynı muamele görmemelidir.

2. Amatör üretici için ayrı statü getirilmeli

Kendi bahçesi, bağı, birkaç ağacı olan vatandaş için
“mikro üretici” ya da “amatör bağ-bahçe kullanıcısı” statüsü tanımlanmalıdır.

3. e-Devlet üzerinden kolay kayıt sistemi kurulmalı

Vatandaş ilçe tarım kapılarında sürünmemeli.
Beş dakikada e-Devlet üzerinden basit kayıt yapabilmelidir.

4. Düşük riskli ürünler küçük ambalajla kontrollü serbest satışta olmalı

Her ürün için aynı reçete mantığı uygulanmaz.
Düşük riskli ürünler, net kullanım talimatıyla, sınırlı miktarda verilebilmelidir.

5. Bayilere net rehber verilmeli

Satıcı da neyi satacağını, neyi satamayacağını açık açık bilmelidir.
Ceza korkusuyla satış durdurulan bir sistem, sağlıklı sistem değildir.

6. Pilot illerdeki eksikler çözülmeden Türkiye geneline yayılmamalı

Pilot uygulama demek, eksikleri görmek demektir.
Eğer eksikler ortadaysa, önce düzeltilecek, sonra yaygınlaştırılacaktır.

Devlet yasakçı değil, yol gösterici olmalı

Tarım politikası; masa başında yazılan bir genelgeyle değil,
toprağın içinde yaşayan insanın gerçeğiyle yapılır.

Köylünün derdini bilmeden…
Bahçenin zamanını anlamadan…
Zararlının mevsimini hesaba katmadan…
Sadece sistem kurarsanız, o sistem sahada duvara çarpar.

Devlet burada yasak koyan değil, akıl koyan olmalıdır.

Çünkü tarım ilaçlarında denetim şarttır ama
denetim ile mağduriyet arasındaki çizgi iyi çizilmezse, kaybeden tarım olur.

Son söz

Bir vatandaş hafta sonu kendi bahçesine ilaç atacak ürünü alamıyorsa…
Bir bayi neyi satıp neyi satamayacağını bilmiyorsa…
Bir sistem ilk günden korku, karmaşa ve belirsizlik üretiyorsa…

Orada sorun üreticide değildir.
Sorun, düzenlemenin eksik kurgulanmış olmasındadır.

Tarımı koruyalım, evet…
Ama köylüyü küstürmeden.

Çevreyi koruyalım, evet…
Ama küçük üreticiyi boğmadan.

Denetim yapalım, evet…
Ama amatör bağ-bahçe sahibini suçlu gibi görmeden.

Çünkü bu topraklarda üretimi büyütecek olan şey;
yasak değil, akılcı düzenlemedir.

Ve unutulmasın:

Tarımı korumanın yolu, köylüyü çaresiz bırakmak değildir.