Savaşın ilk gününden itibaren İran hava sahasında mutlak üstünlüğü elde eden ABD ve İsrail savaş uçakları son günlerde İran tarafından düşürülmeye başlandı. Peki bu işin arkasında Rusya ve Çin mi var?

İran yerel kaynakları bir çok Amerikan uçağını hatta görünmez denilen F35’i dahi vurduklarını ileri sürüyorlar. İran Devrim Muhafızları’nın açıkladığı listede A-10, F-15, F-16, MQ-9 ve UH-60 gibi savaş uçakları öne çıkıyor. Daha geniş tabloda ise F-15E, A-10, E-3 AWACS, KC-135 tanker uçakları ve çeşitli helikopter kayıpları yer alıyor. En kritik olanı ise hayalet uçak namı bulunan F35.Iran F 35

İRAN NEDEN ŞİMDİ VURABİLİYOR?

İran’ın performansındaki değişim, savaşın ilk safhasında yaşadığı zafiyetlerin ardından gelen hızlı adaptasyonla açıklanabilir. Ancak bu açıklama yeterli olmayabilir. Zira Rusya ve Çin’in İran’ı el altından destekleyerek Amerikan hegemonyasına darbe vurmak isteyecekleri açıktır.

İlk günlerde İran hava savunması kolay bastırıldı. Radar sistemleri hedef alındı ve komuta-kontrol zinciri kırıldı.

Ancak son haftalarda farklı bir yapı ortaya çıktı. İran, klasik radar bağımlılığını azaltarak pasif algılama sistemlerine yöneldi. Kızılötesi tespit, optik sensörler ve dağıtık savunma unsurları öne çıktı.

Bu sistemler özellikle düşük irtifada uçan ve hedefte daha uzun kalan platformlara karşı etkili oldu.

Ayrıca Amerikan operasyon tarzı değişti. Uzak mesafeli saldırılar yerini daha yakın ve yoğun angajmanlara bıraktı.

Bu değişim, İran’ın fırsat yakalayabileceği boşluklar oluşturdu.

HAYALET UÇAK NASIL VURULDU

Basına yansıdığı kadarıyla İran ABD’ye ait bir F 35 savaş uçağını vurmuş durumda. Peki, İran F 35 Savaş uçağına vurmayı nasıl başardı? Öncelikle radarlara yakalanmaz denilen bu hayalet uçağını nasıl tespit edildiğine bakmakta fayda var. Zira F 35’in kendisi radarlara karşı korunaklı olsa da kullandığı devasa F 135 motorunun saldığı 1500 dereceye ulaşan ısıyı kaybemek mümkün değil.

İran işte tam bu noktada geleneksel radarlar yerine gökyüzündeki ısı kaynaklarını kilometrelerce öteden tespit eden kızılötesi arama ve takip sensörleri devreye sokulup sensörleri uçağın motor ısısına kilitlendikten sonra hedefe elektro optik güdümlü bir hava savunma füzesi ateşlendi. İran yapımı 358 veya 359 adlı bir karadan havaya havaya seyir füzesi olması yüksek ihtimal. Ancak Rus veya Çin yapımı füze ateşlemesi de olabilir. Ateşlenen füzeler F 35’in motorundan yayılan devasa kızılötesi ışın takip ederek uçağın kuyruk kısmına kilitlendiği ve uçağa hasar verdiği bildiriliyor. Ancak bu hasar uçağı düşürecek nitelikte olmadı ve F 35 acilen bölgedeki bir Amerikan üstüne indi.

Eğer bu isabet ABD tarafından da onaylanırsa Amerikan hava gücünün gözbebeği F 35 ilk defa bir muharebe uçuşu esnasında vurulmuş olarak tarihe geçecektir.

RUSYA VE ÇİN FAKTÖRÜ NE KADAR ETKİLİ?

İran’ın bu seviyeye yalnızca kendi imkânlarıyla ulaşmış olması zayıf bir ihtimaldir. Ortaya çıkan tablo, dış destek ihtimalini ciddi şekilde güçlendiriyor.

Rusya boyutunda en kritik unsur istihbarat desteğidir. Uydu görüntüleri, elektronik izleme ve hedefleme verileri, İran’ın reaksiyon süresini önemli ölçüde kısaltmış olabilir.

Modern hava savunmasında asıl farkı yaratan unsur füze değil, hedefi doğru zamanda tespit etmektir. Rusya’nın sağlayabileceği erken uyarı ve izleme desteği, İran’ın daha önce sahip olmadığı bir kabiliyeti kazandırmış olabilir.

Bunun yanında Rusya’nın Ukrayna savaşında geliştirdiği entegre hava savunma yaklaşımı dikkat çekicidir. Dağıtık sistemler, mobil bataryalar ve pasif sensör kullanımı, İran sahasında da benzer bir doktrinin uygulandığını düşündürüyor.

Çin ise daha farklı bir rol oynuyor olabilir. Pekin doğrudan askeri destekten ziyade veri ve teknoloji alanında etkili bir aktör olarak ön plana öıkmaktadır.

Ticari uydu görüntüleri, yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve açık kaynak istihbarat işleme kapasitesi, sahadaki görünürlüğü artırıyor. Bu da ABD uçuşlarının daha kolay takip edilmesine imkân tanıyor.

Çin’in bu alandaki katkısı “görünmez ama kritik” bir avantaj yaratıyor. Çin’in ayrıca uçaklara karşı mobil füze verme ihtimali de yüksektir.

Bu iki aktör birlikte değerlendirildiğinde ortaya şu tablo çıkıyor: İran yalnızca kendi sistemleriyle değil, daha geniş bir istihbarat ve teknoloji ağıyla hareket ediyor olabilir.

İSRAİL UÇAKLARI NEDEN DÜŞMÜYOR?

İran sahasında sürekli ABD savaş uçaklarının kırıma uğraması buna karşın İsrail’in kayıp vermemesi, akıllara ciddi soru işaretleri getirmiştir.

Bu teknolojiden önce operasyonel gerçeklikle ilgilidir.

En önemli fark mesafedir. İsrail uçakları daha kısa mesafeli sortiler gerçekleştiriyor. Hedefe giriş ve çıkış süreleri oldukça kısa tutuluyor.

Bu durum, İran hava savunmasına maruz kalma süresini ciddi biçimde azaltıyor. Amerikan uçakları ise daha geniş bir coğrafyada ve daha uzun süre görev yapıyor.

İkinci fark görev süresi ve profilidir. İsrail, kısa süreli ve nokta atışı operasyonlara odaklanıyor. Hedefte kalış süresi minimum seviyede tutuluyor.

Üçüncü fark elektronik harp kapasitesidir. İsrail, hava savunma sistemlerini bastırma konusunda daha yoğun ve agresif bir yaklaşım sergiliyor.

Bu üç unsur birleştiğinde ortaya net bir sonuç çıkıyor: İsrail uçakları daha az süre görünür kalıyor ve daha düşük riskle operasyon yapıyor. Tüm bunların altında yatan sebep ise şudur. ABD pilotları İran’ın eline geçerse bir nebze de olsa kurtulma imkanı mümkün olabilir ama İsrail için bu pek söylenemez. Ayrıca bu İsrail için ciddi bir devlet zaafiyetine dönüşebilir.

İran savaşında da görüldüğü üzere hava üstünlüğü artık sürekli bir durum değil. Geçici, kırılgan ve anlık fırsatlara bağlı bir avantajdır.

İran bu fırsatları yakalamayı öğreniyor. Gökyüzündeki denge ise her geçen gün daha kırılgan hale geliyor.