Artık hayatımızın her alanına giren yapay zeka uygulamalarındaki “ortak dil” konusundaki İngilizcenin egemenliği kırılmak üzeredir. Özellikle Arap dünyasında başlayan “sovereign AI” yani egemen yapay zeka yarışı, aslında sadece ChatGPT’ye rakip üretme meselesi olarak görülmüyor. Bilakis Körfez ülkeleri ve Mısır, Arapçanın dijital geleceğini kontrol etmek istiyor. Eğitim sistemlerinden medya ekosistemine, devlet bürokrasisinden savunma sanayiine kadar bütün dijital altyapının Arapça düşünmesini hedefliyorlar. Peki İngilizce konuşan topluluklardan sonra Çince ve Arapça yapay zeka uygulamalarındaki ortak dil çalışmaları neden bizim için de örnek ve yol gösterici olmasın? Türk Devletleri'nin ortak AI dilini geliştirmek artık bir hayal değildir.

Arap ülkeleri şunu fark etti: “eğer kendi dilinde çalışan büyük dil modellerini kuramazlarsa, geleceğin dijital dünyasını başka medeniyetlerin algoritmaları şekillendirecektir” Zira, “dil” artık yalnızca kültürel bir unsur değil; jeopolitik güç, veri egemenliği ve teknolojik bağımsızlık aracına da dönüşmektedir.

Bu model Türk Devletleri Teşkilatı için birebir uygulanabilir durumdadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın bununlailgili bir takım çalışmalarının olduğunu düşünüyoruz. Ancak henüz kamuoyu ile paylaşılan net bir durum söz konusu değildir. Bununla beraber Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi, 15 Mayıs'ta Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla gerçekleştirilecek. Tam da bizim altını çizdiğimiz konuların ele alınması bekleniyor.

1991 yılından bu yana Türk devletleri henüz tam anlamıyla ne bir ortak alfabeye geçebilmiş durumda ne de ortak dil konusunda ciddi mesafe katedilmiş değil. Teşkilatın bu konudaki gayretleri ise tam anlamıyla sonuç vermiş değil. Ortak alfabe ve konuşma dili konusundaki geç kalınmışlığı ortadan kaldıracak yegane araç “Ortak Yapay Zeka Dili'nin geliştirilmesidir.

YAPAY ZEKADA ARAP UYANIŞI

Arap dünyasında başlayan egemen yapay zeka yarışı, Türk dünyası açısından stratejik bir uyarı niteliğindedir. Körfez ülkeleri Arapçayı geleceğin dijital altyapısına dönüştürmeye çalışırken Türk devletleri hala parçalı veri havuzları, yetersiz NLP çalışmaları ve dışa bağımlı yapay zekâ sistemleriyle hareket ediyor. Oysa Türk dilleri, yaklaşık 300 milyonluk nüfusu, geniş coğrafi yayılımı ve ortak kültürel havzasıyla yeni nesil çok dilli yapay zeka mimarileri için büyük fırsat sunuyor.

Arap dünyasında son yıllarda hızlanan büyük dil modeli (LLM) yarışı, yalnızca teknoloji alanındaki yeni bir rekabet değil; aynı zamanda dijital egemenlik mücadelesinin yeni cephesini temsil ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin “Jais”, Suudi Arabistan’ın “ALLaM” ve Mısır’ın “Karnak” modelleri, ilk bakışta ChatGPT benzeri teknolojik girişimler gibi görünse de gerçekte çok daha büyük bir stratejik hedefe hizmet ediyor: Burada asıl amaç, Arapça'nın dijital geleceğini Batılı teknoloji şirketlerine bırakmamak.

Bugün Körfez sermayesi ile Mısır’ın devasa Arapça veri havuzu birleşerek yeni bir “Arap dijital kimliği” inşa etmeye çalışıyor. Eğitimden medya sektörüne, kamu bürokrasisinden savunma sanayiine kadar uzanan geniş bir alanda Arapçanın algoritmik altyapısı oluşturuluyor. Çünkü artık mesele yalnızca bir dilin konuşulması değil; o dilin yapay zeka tarafından nasıl anlaşıldığı, işlendiği ve geleceğe taşındığıdır.

Arap dünyasının yaptığı şey aslında bir nevi “dijital egemenlik” inşası daha doğrusu dijital Arap uyanışıdır.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın yürüttüğü projeler, Batı’daki teknoloji şirketlerine rakip olma arzusundan çok daha derin bir anlam taşıyor.

Arap ülkeleri şunu fark etti, dilini algoritmalara öğretemeyen toplumlar, geleceğin dijital dünyasında başkalarının epistemolojik sınırları içinde yaşamaya mahkum olacaktır.

Bu nedenle Körfez ülkeleri milyarlarca dolarlık yatırım yaparak Arapçaya özel veri setleri, yerel tokenizer sistemleri, bölgesel eğitim modelleri, devlet destekli AI merkezleri oluşturmaya başladılar.

Bu süreçte Mısır gibi nüfus ve veri açısından büyük ülkelerle Körfez’in sermaye gücü birleşiyor. Böylece Arapça yalnızca konuşulan bir dil olmaktan çıkıp “hesaplanabilir bir medeniyet altyapısına” dönüşmektedir.

Türk devletleri aslında Arap dünyasına kıyasla daha avantajlı bir dil ekosistemine sahiptir.

Tam da bu noktada Türk dünyası için kritik bir soru ortaya çıkıyor:

Türk Devletleri Teşkilatı neden ortak bir yapay zeka projesi geliştirmiyor? Veya bu konudaki çalışmalar ne durumdadır?

TURAN LLM PROJESİ

Yapay zeka çağında dil, klasik anlamda kültürel bir unsur olmaktan çıkıyor. Bugün büyük dil modelleri yalnızca metin üretmiyor; bilgiye erişimi şekillendiriyor, toplumsal hafızayı filtreliyor, eğitim sistemlerini dönüştürüyor ve devletlerin dijital kapasitesini belirliyor.

Bir dil yapay zeka sistemlerinde güçlü şekilde temsil edilmiyorsa o toplum geleceğin dijital dünyasında edilgen hale geliyor.

Bugün dünyanın en güçlü yapay zeka modelleri büyük ölçüde İngilizce merkezli veriyle eğitiliyor. Türkçe ve diğer Türk dilleri ise çoğu zaman sınırlı veri setleriyle, eksik bağlamsal anlayışla ve düşük kültürel derinlikle temsil ediliyor. Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil; aynı zamanda stratejik bir kırılganlık oluşturuyor.

Çünkü gelecekte eğitim sistemleri, devlet hizmetleri, medya algoritmaları, savunma analizleri, diplomatik karar destek mekanizmaları büyük ölçüde yapay zeka tabanlı çalışacaktır.

Eğer bu sistemler Türk dünyasının tarihsel hafızasını, kültürel kodlarını ve jeopolitik perspektifini anlayamazsa ortaya dışa bağımlı bir dijital düzen çıkacaktır.

Türk dilleri ortak yapay zekâ için büyük fırsat sunuyor. Arap dünyası onlarca lehçe farklılığıyla mücadele ederken Türk dilleri aynı dil ailesinin doğal devamı niteliğinde bulunuyor.

Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Özbekçe, Kırgızca ve Türkmençe arasında ciddi bir yapısal yakınlık mevcut. Bu durum büyük dil modelleri açısından olağanüstü bir avantaj yaratıyor.

Çünkü ortak tokenizer, embedding sistemi, semantik harita, veri havuzu oluşturmak teknik olarak mümkün hale geliyor.

Özellikle Türk dillerinin eklemeli yapısı, Batılı modellerin anlamakta zorlandığı karmaşık dil örüntüleri barındırıyor. Bu nedenle Türk dillerine özel geliştirilecek bir yapay zeka mimarisi, mevcut Batı merkezli sistemlerden çok daha başarılı sonuçlar verebilir.

Bu noktada Türk Devletleri Teşkilatı için “Ortak yapay zeka altyapısı” gibi yeni bir entegrasyon alanı ortaya çıkıyor.

Bugüne kadar enerji, ulaştırma, savunma ve kültür alanlarında ilerleyen Türk dünyası entegrasyonu, ilk kez dijital alanda medeniyet ölçekli bir projeye dönüşebilir.

“TURAN LLM” PROJESİ NASIL KURULABİLİR?

Türk dünyası için geliştirilecek ortak büyük dil modeli projesi, yalnızca teknik bir girişim değil; aynı zamanda jeopolitik bir vizyon projesi olmalıdır. Ve bu proje mutlaka Blokchain teknolojileri ile beraber düşünülmelidir.

“TuranLLM” benzeri bir yapı şu temeller üzerine kurulabilir:

İlk aşamada Türk dünyasının ortak veri havuzu oluşturulmalıdır.

Bu havuzda:

TRT arşivleri,

Anadolu Ajansı verileri,

Azerbaycan devlet medyası,

Türk Akademisi yayınları,

Türk Tarih Kurumu arşivleri ve verileri

Türk Dil Kurumu arşivleri ve verileri

Tarihî metinler,

Divanü Lügati’t-Türk,

Orhun Yazıtları,

Akademik çalışmalar,

Diplomatik belgeler,

Ortak alfabe çalışmaları yer alabilir.

İkinci aşamada Türk dillerine özel tokenizer sistemi geliştirilmelidir. Çünkü İngilizce merkezli token yapıları, Türkçenin eklemeli doğasını verimli şekilde işleyemiyor.

Üçüncü aşamada Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ortak bir “Türk Yapay Zekâ Merkezi” kurulabilir. İstanbul, Bakü ve Astana üçgeni bu yapı için doğal merkezler haline gelebilir.

Bu merkez:

Savunma analiz sistemleri,

Medya takip algoritmaları,

Diplomatik karar destek mekanizmaları,

Eğitim yapay zekâları,

Ortak çeviri altyapıları geliştirebilir.

Böylece Türk dünyası yalnızca içerik tüketen değil; kendi dijital evrenini üreten bir aktöre dönüşebilir.

Yeni jeopolitik rekabet artık algoritmalar üzerinden ilerliyor.

Yüzyılın güç rekabeti yalnızca enerji koridorları, ordular veya ticaret yolları üzerinden şekillenmiyor. Artık medeniyetler arasındaki mücadele, algoritmaların hangi dili “anladığı” üzerinden de ilerliyor.

Amerikan modelleri büyük ölçüde Anglo-Sakson veriyle düşünürken Çin kendi devlet perspektifini algoritmik sisteme dönüştürüyor. Arap dünyası ise Arapçayı dijital egemenlik aracına çevirmeye çalışıyor.

Türk dünyası ise hala bu yarışın oldukça gerisinde bulunuyor.

Oysa yaklaşık 300 milyonluk Türk dili konuşan nüfus, Avrasya ölçeğinde devasa bir veri ve kültür havzası oluşturuyor. Bu potansiyel yalnızca kültürel değil; stratejik anlamda da büyük fırsatlar barındırıyor.

Çünkü gelecekte kendi dilinde düşünen yapay zekaya sahip olmayan toplumlar, başka güç merkezlerinin dijital etkisi altına girmesi kaçınılmazdır.

Bu nedenle mesele artık yalnızca ortak alfabe veya kültürel iş birliğinden ibaret kalamaz

Asıl mesele Türk dünyasının kendi algoritmik egemenliğini kurup kuramayacağıdır.

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI İÇİN YENİ BİR MEDENİYET PROJESİ

Türk Devletleri Teşkilatı bugüne kadar çoğunlukla kültürel ve ekonomik birlik söylemleriyle ön plana çıktı. Ancak yapay zeka çağında ilk kez somut, stratejik ve uzun vadeli bir entegrasyon alanı ortaya çıkıyor.

Ortak yapay zeka mimarisi ile; ortak dil politikasını, ortak medya alanını, ortak eğitim sistemini, ortak dijital ekonomiyi, ortak güvenlik perspektifini aynı çatı altında birleştirebiliriz.

Bugün Arap dünyası bile kendi dijital dil egemenliğini inşa etmeye çalışırken Türk dünyasının bu dönüşümün dışında kalması düşünülemez.

Oysa geleceğin jeopolitiğinde sınırları yalnızca ordular değil, algoritmalar da koruyacak.

Ve belki de Türk Devletleri Teşkilatı’nın önündeki en büyük tarihî fırsat, ilk kez ortak bir “yapay zeka medeniyeti” kurabilme ihtimalidir.

İşte bu sebeple Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi, 15 Mayıs'ta Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla gerçekleştirileceği zirve son derece önemlidir. Umarım bu zirvede TURANLLM projesi gündeme gelir ve projenin hayata geçirilmesine başlanılır.