Kazakistan'da yapılan anayasa değişikliği ile Kazak parlamentosunun adı Kurultay olarak değiştirildi. Peki Türk tarihinde büyük bir önem ve anlamı olan Kurultay sözü TBMM için de geçerli olabilir mi?
Kazakistan’da 15 Mart 2026’da yapılan referandum, ülkenin yalnızca anayasal metnini değil, devlet yapısını da köklü biçimde yeniden şekillendiren bir sürecin kapısını araladı. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in öncülüğünde hazırlanan yeni anayasa taslağı, mevcut metnin 77 maddesinde değişiklik öngörerek neredeyse bütün anayasal düzeni yeniden yazdı. Referandumda yüksek bir destek oranıyla kabul edilen reform paketi, dil politikalarından parlamento yapısına, sivil toplum düzenlemelerinden yürütme mekanizmasına kadar pek çok alanda yeni bir siyasal mimari kuruyor.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca teknik bir anayasa revizyonundan ibaret değil. Aksine Kazakistan, yeni anayasa ile devletin kimliğini, siyasi kurumlarını ve yönetim modelini yeniden tanımlayan bir dönüşüm sürecine girmiş durumda.
DEVLET KİMLİĞİ VE MİLLİ DEĞERLER ANAYASANIN MERKEZİNE YERLEŞTİRİLDİ
Yeni anayasa, Kazakistan’ın ideolojik çerçevesini daha açık biçimde tanımlayan hükümler içeriyor. Metinde ülkenin bağımsızlığı, üniter yapısı ve toprak bütünlüğü değiştirilemez temel değerler arasında sayılırken; milli kültür, tarihsel miras ve geleneksel değerlerin korunması devletin öncelikli görevleri arasına yerleştirildi.
Bu çerçevede dikkat çeken düzenlemelerden biri dil politikası oldu. Kazakça anayasal olarak tek devlet dili olarak tanımlanırken, Rusça ise kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde resmi iletişim dili olarak kullanılmaya devam edecek. Bu düzenleme, Rusçayı sistem dışına itmekten çok Kazakçayı devlet hiyerarşisinin en üstüne yerleştiren sembolik ve politik bir adım niteliği taşıyor.
Toplumsal değerler alanında da yeni anayasa oldukça net bir tutum ortaya koyuyor. Metin, evliliği devlet tarafından tanınan “bir erkek ile bir kadın arasındaki birliktelik” olarak tanımlıyor. Böylece eşcinsel evliliklerin hukuki olarak tanınmasının önü anayasal düzeyde kapatılmış oluyor.
Yeni anayasa aynı zamanda sivil toplum alanında daha sıkı bir denetim mekanizması getiriyor. Yabancı devletlerden, kuruluşlardan veya bireylerden mali destek alan sivil toplum örgütlerinin finansal hareketlerinin tamamen şeffaf olması zorunlu hale getiriliyor. Bu düzenleme doğrudan bir yasak getirmese de pratikte yabancı fonlu STK’lar üzerinde devlet denetimini artırabilecek bir çerçeve oluşturuyor.
BAŞKANLIK SİSTEMİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLİYOR
Yeni anayasa yürütme yapısında da önemli değişiklikler içeriyor. Cumhurbaşkanlığı makamı için getirilen yedi yıllık tek dönem kuralı korunuyor. Buna göre bir kişi yalnızca bir kez cumhurbaşkanı seçilebilecek ve ikinci bir dönem için aday olamayacak.
Ancak yürütme yapısındaki asıl dikkat çekici yenilik, cumhurbaşkanı yardımcılığı makamının yeniden oluşturulması oldu. Kazakistan’ın bağımsızlığının ilk yıllarında bulunan ancak 1995’te kaldırılan bu makam, yeni anayasa ile tekrar devlet sistemine dahil ediliyor.
Cumhurbaşkanı yardımcısı, cumhurbaşkanının önerisi ve parlamentonun onayıyla atanacak. Aynı zamanda cumhurbaşkanının görevini yerine getirememesi durumunda devlet başkanlığı görevini üstlenecek ilk isim olacak. Bu düzenleme, yürütme içinde daha net bir hiyerarşi oluşturmayı amaçlasa da bazı analistler tarafından “atanmış halef mekanizması” olarak da yorumlanıyor.
HALK KONSEYİ: YENİ DANIŞMA ORGANI
Yeni anayasa ayrıca devlet sistemine “Halk Konseyi” adı verilen yeni bir danışma organı ekliyor. Bu kurumun görevi toplumsal uzlaşma, milli birlik ve iç politika konularında tavsiye kararları üretmek olacak.
Konsey, yasama organına öneriler sunabilecek ve referandum önerisinde bulunabilecek. Üyelerinin cumhurbaşkanı tarafından atanacak olması ise kurumun gerçekten bağımsız bir danışma platformu mu yoksa yürütmeye bağlı bir siyasi araç mı olacağı konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor.
PARLAMENTONUN ADI KURULTAY OLARAK DEĞİŞTİ
Referandumun en dikkat çekici değişikliği ise yasama organının yapısında gerçekleşti. Yeni anayasa ile Kazakistan’daki iki meclisli parlamento sistemi tamamen kaldırılıyor. Senato ve Meclis yerine tek kamaralı bir yasama organı kuruluyor ve bu kurum “Kurultay” adını alıyor.
Kurultay 145 üyeden oluşacak ve milletvekilleri beş yıllığına seçilecek. Seçimler tek ulusal seçim bölgesi üzerinden nispi temsil sistemi ile yapılacak.
Bu değişiklik yalnızca teknik bir reform olarak görülmüyor. Kurultay isminin seçilmesi, Kazak siyasi kültüründe oldukça güçlü tarihsel çağrışımlara sahip. Türk ve bozkır devlet geleneğinde kurultay, hükümdarın çevresinde toplanan ve devlet meselelerinin tartışıldığı en yüksek siyasi meclis olarak biliniyor.
Tokayev yönetimi bu kavramı modern parlamentoya uyarlayarak hem tarihsel meşruiyet üretmeyi hem de ulusal kimliği güçlendiren bir siyasal sembol yaratmayı hedefliyor.
KURULTAY MODELİ GERÇEKTEN PARLAMENTOYU GÜÇLENDİRİYOR MU?
Yeni anayasa Kurultay’a bazı önemli yetkiler veriyor. Başbakanın atanmasında parlamentonun onayı gerekiyor. Cumhurbaşkanı yardımcısının atanması da Kurultay’ın onayına bağlı olacak. Hükümete güvensizlik oyu verilebilmesi ve bazı üst düzey devlet görevlilerinin atanmasında parlamentonun rol alması gibi mekanizmalar da korunuyor.
Ancak anayasa metninin detaylarına bakıldığında yürütmenin parlamentoya karşı güçlü konumunu koruduğu görülüyor. Cumhurbaşkanı belirli şartlar altında Kurultay’ı feshedebilme yetkisine sahip olmaya devam ediyor. Ayrıca Kurultay başkanlığı için aday cumhurbaşkanı tarafından öneriliyor.
Bu nedenle bazı uzmanlar tek meclisli sisteme geçişin yasama sürecini hızlandıracağını kabul etmekle birlikte, bunun parlamentoyu güçlendirmekten çok yürütmenin karar alma kapasitesini artırabileceğini savunuyor.
KAZAKİSTAN YENİ BİR SİYASAL MODELE Mİ GEÇİYOR?
Referandum sonucunda kabul edilen anayasa, Kazakistan’da devlet yapısını yeniden tasarlayan bir reform paketi ortaya koyuyor. Ulusal kimliğin daha güçlü vurgulandığı, geleneksel değerlerin anayasal güvence altına alındığı ve siyasi kurumların tarihsel sembollerle yeniden adlandırıldığı bir sistem kuruluyor.
Kurultay modeli, Halk Konseyi ve cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi yeni kurumlar, Kazakistan’ın devlet mimarisini yeniden düzenlerken aynı zamanda merkezi yürütme gücünü de koruyan bir yapı oluşturuyor.
Bu nedenle yeni anayasa bir yandan “milli devlet inşası” söylemiyle sunulurken, diğer yandan yürütme gücünün daha sistemli ve kontrollü biçimde merkezileştiği yeni bir yönetim modelinin de habercisi olabilir.
Kazakistan’da referandumla ortaya çıkan bu yeni anayasal düzen, önümüzdeki yıllarda yalnızca ülkenin iç siyasetini değil, Orta Asya’daki güç dengelerini ve bölgesel siyasal modelleri de etkileyebilecek potansiyele sahip görünüyor.
TÜRKİYE’DE PARLAMENTONUN ADI KURULTAY OLABİLİR Mİ?
Kazakistan’daki bu değişiklik, Türk dünyasında tarihsel kavramların modern devlet kurumlarına uyarlanması tartışmasını da yeniden gündeme getirdi. Bu noktada akla gelen sorulardan biri de şu: Türkiye’de parlamentonun adı “Kurultay” olabilir mi?
Tarihsel açıdan bakıldığında kurultay kavramı Türk devlet geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan bazı Türk hanedanlıklarına kadar kurultay, devlet işlerinin görüşüldüğü, hükümdarın kararlarını danışma mekanizmasıyla aldığı siyasi toplantı meclisini ifade ediyordu.
Kurultay kavramı Türk siyasal kültüründe güçlü bir tarihsel referans taşıyor, Türkiye’de bu kavram günümüzde aynı zamanda siyasi partilerin büyük kongrelerini ifade etmek için kullanılmaktadır.
Türkiye’de parlamentonun adının “Kurultay” olarak değiştirilmesi tarihsel bir dönüşüm anlamına gelecektir. Böyle bir değişimin sadece tarihsel bir referansla değil, siyasal sistemin işleyişi, temsil anlayışı ve kurumsal gelenekler açısından da kapsamlı biçimde tartışılması gerekir.
Kazakistan’ın attığı bu adım, Türk dünyasında tarihsel ve siyasal kavramların modern devlet yapısına nasıl uyarlanabileceğine dair yeni bir tartışma başlatmış durumdadır. Kazakistan’dan sonra Türkiye’nin de benzer bir değişime gitmesi gelecek dönemde diğer Türk cumhuriyetleri için de bir referans teşkil edebilir.