ABD siyasetinde uzun süredir tartışılan doğumla vatandaşlık ve trans sporcuların katılımı konularında Yüksek Mahkeme nihai görüşünü açıkladı. Mahkeme, 9 üyeden 6’sının oyuyla ABD’de doğan çocukların vatandaşlık hakkını garanti altına alan anayasal hükmün devamına karar verdi. Diğer taraftan Mahkeme, spor dallarında cinsiyet temelli kısıtlamalar getiren eyalet yasalarına yeşil ışık yakarak, bu konuda eyaletlerin kendi düzenlemelerini yapabileceğine hükmetti.
DOĞUMLA VATANDAŞLIKTA ANAYASAL KORUMA
Başyargıç John Roberts, ABD Anayasası'nın 14. maddesinin "ABD'de doğan veya vatandaşlığa kabul edilen herkesin" vatandaş olduğunu açıkça belirttiğine vurgu yaptı. Trump'ın yasa dışı göçmenlerin çocuklarının vatandaşlık hakkını iptal eden kararnamesi, Mahkeme tarafından anayasaya aykırı bulunarak resmen geçersiz kılındı. Bu karar, Trump'ın ikinci döneminin ilk gününden bu yana süregelen hukuk mücadelesini sonlandırmış oldu.

TRANS SPORCULAR İÇİN YENİ DÖNEM: EYALET YASALARI ONAYLANDI
Vatandaşlık konusunda anayasal hakları koruyan Yüksek Mahkeme, spor takımlarında katılım konusuyla ilgili ise farklı bir yola gitti. Trans kız çocukları ve kadınların okul spor takımlarında oynamasını yasaklayan eyalet yasalarına karşı açılan davaları reddeden Mahkeme, bu konuda eyaletlerin karar verme yetkisini onayladı. Bu gelişme, ABD genelinde eğitim kurumlarındaki spor politikalarında farklı eyaletlerde farklı uygulamaların standart hale gelmesine neden olacak.
TRUMP'IN "İSTİLA" SAVUNMASI GERİ ÇEVRİLDİ
Başkan Donald Trump, 14. maddenin sadece iç savaş dönemi sonrası için geçerli olduğunu ve günümüzde "tüm dünyanın ABD'yi işgal etmesi anlamına gelmediğini" savunarak kararnamesini savunmuştu. Ancak Yüksek Mahkeme, anayasal metnin evrenselliğini koruyarak, idari bir kararnamenin anayasal bir hükmü değiştiremeyeceğini bir kez daha tescil etmiş oldu.
HUKUKİ VE SOSYAL ETKİLER
Yüksek Mahkeme'nin aldığı bu zıt yönlü kararlar, ABD toplumunda farklı kesimler üzerinde farklı etkiler yaratacak. Vatandaşlık hakkının korunması göçmen hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılanırken, spor takımlarına ilişkin karar, cinsiyet kimliği ve spor politikaları üzerine yürütülen toplumsal tartışmaların eyaletler düzeyinde daha da keskinleşeceğini gösteriyor.




