Türkiye İstatistik Kurumunun 2021-2025 dönemine ilişkin Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, son beş yılda ölüm sayılarındaki değişimi, ölüm nedenlerini ve sağlık alanındaki eğilimleri ortaya koydu. Verilere göre pandemi ve deprem gibi olağanüstü olaylar ölüm sayılarında dalgalanmaya neden olurken, dolaşım sistemi hastalıkları beş yıl boyunca en fazla ölüme yol açan neden olmayı sürdürdü.
5 YILLIK ÖLÜM VE ÖLÜM NEDENİ İSTATİSTİKLERİ
Beş yıllık istatistiklere göre en yüksek ölüm sayısı 565 bin 594 ile 2021 yılında kaydedildi. COVID-19 salgınının etkisinin sürdüğü bu dönemin ardından ölüm sayısı 2022'de 504 bin 839'a geriledi. Ancak 2023 yılında Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle ölüm sayısı yeniden yükselerek 525 bin 814 oldu. TÜİK verilerine göre depremde 45 bin 784 Türk vatandaşı yaşamını yitirdi.
2024 yılında ölüm sayısı 489 bin 361'e düştü. 2025 yılında ise 491 bin 684 kişi hayatını kaybetti. Böylece son iki yılda ölüm sayıları pandemi ve deprem dönemine göre daha düşük seviyelerde seyretti.
Kaba ölüm hızı da benzer bir tablo ortaya koydu. 2021 yılında binde 6,7 olan oran, 2022'de binde 5,9'a geriledi. 2023'te depremin etkisiyle yeniden binde 6,2'ye yükselen kaba ölüm hızı, 2024 ve 2025 yıllarında binde 5,7 olarak gerçekleşti.
SON 5 YILDA YAŞANAN ÖLÜMLERDE EN SIK KARŞILAŞILAN HASTALIK
Son beş yılda ölümlerin en önemli nedeni değişmedi. Dolaşım sistemi hastalıkları 2021 yılında ölümlerin yüzde 33,4'ünü, 2022'de yüzde 35,4'ünü, 2023'te yüzde 33,4'ünü, 2024'te yüzde 36,0'ını ve 2025'te yüzde 34,7'sini oluşturdu.
İkinci sırada iyi ve kötü huylu tümörler yer aldı. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranı beş yılda yüzde 14 seviyesinden yüzde 16'nın üzerine çıktı. Üçüncü sırada ise solunum sistemi hastalıkları yer aldı ve bu gruptaki ölümlerin oranı son yıllarda yüzde 15 seviyesine yaklaştı.
Veriler, Türkiye'de kronik hastalıkların ölüm nedenleri içindeki ağırlığını koruduğunu gösterirken, bulaşıcı hastalıkların etkisinin pandemi sonrasında azaldığını ortaya koydu.

DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARI NEDEN İLK SIRADA?
Son beş yıllık veriler, Türkiye'de ölümlerin en önemli nedeninin değişmediğini gösterdi. Dolaşım sistemi hastalıkları her yıl tüm ölümlerin yaklaşık üçte birini oluşturdu. Bu grupta en büyük payı ise kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması sonucu ortaya çıkan iskemik kalp hastalıkları aldı. Bunun ardından kalp yetmezliği ve ritim bozukluklarını kapsayan diğer kalp hastalıkları ile inme ve beyin damar hastalıklarını içeren serebro-vasküler hastalıklar geldi.
Uzmanlara göre dolaşım sistemi hastalıklarının görülme sıklığında yaşlanma, yüksek tansiyon, diyabet, obezite, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Erken tanı ve düzenli sağlık kontrollerinin yanı sıra bu risk faktörlerinin azaltılması, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin önlenmesinde etkili yöntemler arasında gösteriliyor.
UZMANLAR HANGİ ÖNLEMLERİ ÖNERİYOR?
Kardiyoloji uzmanları, dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı riskin azaltılması için tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin düzenli takip edilmesini öneriyor. Bunun yanında sigara kullanımından uzak durulması, tuz ve doymuş yağ tüketiminin sınırlandırılması, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmesi, haftada en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite yapılması ve ideal kilonun korunması tavsiye ediliyor.
Uzmanlar ayrıca göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ani konuşma bozukluğu veya kol ve bacaklarda güç kaybı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu belirtilerin erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurulmasını gerektirebileceği ifade ediliyor.
SON BEŞ YILIN VERİLERİ KRONİK HASTALIKLARIN ETKİSİNİ ORTAYA KOYUYOR
Beş yıllık istatistikler, pandemi ve deprem gibi olağanüstü olayların ölüm sayılarını etkilediğini ortaya koyarken, kronik hastalıkların Türkiye'deki ölüm nedenleri arasındaki ağırlığının değişmediğini gösterdi. Özellikle dolaşım sistemi hastalıkları ile tümörler her yıl ilk iki sırada yer aldı. Uzmanlar ise sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrollerinin artırılması ve risk faktörlerinin azaltılmasının bu hastalıklara bağlı ölümlerin düşürülmesinde önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.




