Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçları dikkat çekti. Ekonomik zorlukların ve geçim sıkıntısının yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde, mutlu olduğunu belirtenlerin oranı bir yılda 3,7 puan artarak yüzde 53,3’e yükseldi.
2024’te bu oran yüzde 49,6 seviyesindeydi. Aynı dönemde mutsuz olduğunu söyleyenlerin oranı ise yüzde 14,5’ten yüzde 13’e geriledi.
TÜİK VERİLERİNDE YÜKSELİŞ
TÜİK’e göre:
-
Mutlu olduğunu söyleyenler: %53,3
-
Mutsuz olduğunu söyleyenler: %13
-
En büyük mutluluk kaynağı: %69 ile aile
-
Mutlulukta en önemli değer: %64,9 ile sağlık
Aileyi yüzde 15,6 ile çocuklar, yüzde 4,8 ile kişinin kendisi izledi. Sağlığın ardından sevgi, başarı, para ve iş geldi.
Veriler, bireysel mutluluğun ekonomik göstergelerden ziyade aile ve sağlık ekseninde tanımlandığını ortaya koyuyor.
DÜNYA SIRALAMASINDA TÜRKİYE 94. SIRADA
Ancak küresel tablo farklı bir çerçeve sunuyor.
Birleşmiş Milletler destekli Dünya Mutluluk Raporu’nda ise Türkiye 147 ülke arasında 94. sırada yer aldı.
Geçen yıl 98. sırada bulunan Türkiye, 2025’te 5,262 puanla dört basamak yükseldi ancak 2012’ye göre 0,08 puan geride kaldı.
Finlandiya ise sekizinci kez dünyanın en mutlu ülkesi seçildi.
Oxford Üniversitesi Refah Araştırma Merkezi’nin hazırladığı raporda katılımcılara hayatlarını 0 ile 10 arasında derecelendirmeleri isteniyor. Sıfır “en kötü hayatı”, 10 ise “en iyi hayatı” temsil ediyor.
“SORU NASIL SORULDUYSA SONUÇ ONA GÖRE ÇIKAR”
Verileri TÜRKİNFORM’a değerlendiren Avrasya Araştırma Şirketi Kurucusu Kemal Özkiraz, mutluluk oranındaki artışın soru formatıyla doğrudan bağlantılı olabileceğini söyledi.
Özkiraz, “TÜİK bu soruyu kategorilere ayırıp sorsaydı bu oran çıkmazdı eminim. Sorunun burada nasıl sorulduğu çok çok önemlidir” dedi.
Toplumsal reflekslere dikkat çeken Özkiraz, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim toplumumuz ailesi ve sağlığı yerindeyse şükreder ve ‘mutluyum’ der. Yani mutluluk kriteri oldukça düşüktür. TÜİK de zaten buna yaklaşmış, mutluluğun kaynağını aile ve sağlığa bağlamış. Oysaki ekonomik kaygılar varolan siyasi iklimden memnuniyet gibi alanlarda ne söylenmiş ve ne sonuç alınmış bilmiyoruz.”
Anket metodolojisinin belirleyici olduğuna işaret eden Özkiraz, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Sorunun genel bir hayat değerlendirmesi olarak mı yoksa siyasi bir veri olarak mı yöneltildiği verilen cevabı ve araştırmanın sonucunu ciddi biçimde etkiler. Örneğin mutlu musunuz ya da yaşamınızdan memnun musunuz? sorusundan önce birkaç siyasi soru yöneltildiyse denek bunu bilir ve ona göre yanıt verir.”
EKONOMİK GERÇEKLİK İLE ALGISAL MUTLULUK ARASINDAKİ MAKAS
Toplam mutluluk oranındaki artış, yüksek enflasyon ve geçim sıkıntılarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.Bu durum, “ekonomik refah mı, kültürel şükür anlayışı mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Bir yanda TÜİK verilerine göre yüzde 53,3’lük bir mutluluk oranı, diğer yanda küresel ölçekte 94. sırada yer alan bir ülke…
Rakamlar artışı gösteriyor; ancak bu artışın refah artışından mı yoksa beklenti düzeyinin düşüklüğünden mi kaynaklandığı sorusu tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.









