Son zamanlarda telefon ekranlarımızın köşesinde o "5G" ibaresini görüyoruz. Daha hızlı indirecek, ameliyatları uzaktan yaptıracak, arabaları kendi kendine yürütecek olan teknoloji olarak beklediğimiz teknoloji nihayet geldi. Operatörler reklam bütçelerini bu iş için arttırdı. Ama gelin, bu teknolojinin perde arkasına biraz bakalım.
Şu an Türkiye’de yaşadığımız durum biraz şuna benziyor: Eski model bir otomobilin kasasını değiştirip, üzerine "spor paket" etiketi yapıştırmak. Araba biraz daha hızlı gidiyor gibi görünüyor ama motor hala o bildiğimiz motor.
Teknik dünyada buna "Non-Standalone" (bağımsız olmayan) mimari deniyor. Yani aslında mevcut 4G (ya da bizdeki adıyla 4.5G) altyapısının üzerine bir kat çıkmaya çalışıyoruz. Gerçek, safkan 5G’nin o vadettiği "sıfır gecikme" yaşamamız için her köşeye dikilecek devasa fiber ağlara ve tamamen yeni bir çekirdek şebekeye ihtiyaç var. Bizimki şu an için biraz "5G-ish" diyebileceğimiz hibrit bir geçiş dönemi.
Şu an İstanbul Havalimanı gibi bölgelerde 5G’ye bağlandığınızda hız testlerini internetten izleyebilirsiniz. Ama şehrin ara sokaklarına, mahalle aralarına girdiğinizde o hızın nasıl bir anda düştüğünü de görebilirsiniz.
Türkiye’nin fiber uzunluğu hala istenilen seviyede değil. 5G dediğiniz şey, aslında kablosuz bir devrim değil; toprağın altındaki fiberin gücüdür. Toprakta fiber yoksa, havada 5G sadece bir illüzyondan ibarettir.
Operatörler bu yatırımı yapmak için büyük bir yükün altına giriyor. Ama günün sonunda fatura kime çıkacak? "Hızlı internet" uğruna ne kadar daha kabarık faturalar ödeyeceğiz hep birlikte göreceğiz.
Aslında mesele sadece hız da değil. Bizim internet konusunda daha öncelikli dertlerimiz var. Evimizin kör noktalarında çekmeyen Wi-Fi, ay sonunu zor getiren internet paketleri ve yağmur yağdığında yavaşlayan bağlantılar bunlardan bazıları. Biz daha 4G teknolojisini tam kapasite ve uygun fiyata kullanamamışken, "5G geldi, çağ atladık" söylemleri biraz havada kalıyor.
Evet, 5G şu an desteklenen bir teknoloji. Belki bir ayağını içeri attı bile. Ama bu gelen, o beklentideki 5G değil. Biz ne zaman mahalledeki bakkalda, köydeki okulda o kesintisiz ve ucuz gücü hissederiz; işte o zaman internet çağında yaşıyoruz diyebiliriz. O zamana kadar, telefonunuzdaki 5G ye bakıp büyük beklentilere girmemek gerekiyor. Şimdilik 4.5G’nin biraz daha hızlısı ile idare ediyoruz. Gerçek devrim, reklam panolarında değil, toprağın altına döşenen her bir metre fiber kabloda yatıyor.