Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun yalnızca iki gazeteyi takip ettiğini söylediğini anımsatarak, BirGün’ü de okuduğu yönündeki ifadeleri nedeniyle açık mektubunu bu gazetede yayımlamayı tercih ettiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu’na art arda sorular yönelten Sönmez, geçmişe dair çok sayıda sorusu olduğunu belirterek, “Geçmişinize dair sorularım sayısız, cevaplarını merak etmiyorum. Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum” ifadelerini kullandı.
“BEN SİZDEN ARINMIŞ BİR ÜLKE İSTİYORUM”
Sönmez, mektubunda Kılıçdaroğlu’nun siyasi geçmişine ve CHP içindeki rolüne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Bugün milletvekili sıfatı taşımadığını vurguladığı Kılıçdaroğlu’na, devlet eliyle “atanmış” bir genel başkan olmayı kendisine uygun görüp görmediğini sorgulayan ifadeler yöneltti.
Gezi Parkı’nın yıl dönümüne de değinen Sönmez, yaşadığı gurur ve üzüntünün nedenlerinin açık olduğunu belirterek eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum. Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyetinizden ve eylemlerinizden arındırmak bir borçtur.”
Sönmez ayrıca, bugüne kadar herhangi bir siyasi partinin üyesi ya da destekçisi olmadığını ifade etti. Kendini, örgütlenmesini kendi çabasıyla kurmuş sade bir yurttaş ve oyuncu olarak tanımladı.

“GÖRÜŞMEMEK ÜZERE”
Sönmez, bir yurttaş olarak haklarının farkında olduğunu ve bu hakları korumak adına mücadele verdiğini ifade etti. Mektubunda, “Devlet baba’ya güvenmiyor, muhalefet anaya inanıyorum” sözlerine de yer veren Şebnem Sönmez, Kılıçdaroğlu’na hitaben kaleme aldığı mesajını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim. Görüşmemek üzere.”
Şebnem Sönmez’in kaleme aldığı mektubun tamamı ise şöyle:
"Sayın Kılıçdaroğlu; bu size açık ve tamamen kişisel mektubumdur.
TV izlemiyor, sosyal medya kullanmıyormuşsunuz.
Beyanınıza göre sadece iki gazeteyi takip ediyormuşsunuz.
BirGün Gazetesi’ni okuduğunuz için size buradan seslenmek istedim.
Siyaset sahnesine ilk çıktığınız günden beri sizi neden sevmediğimin kanıtlarını bu ülkeye mütemadiyen nasıl sunduğunuzu duyun diye.
Siz ne istiyorsunuz?
Siz bu ülke için ne istiyorsunuz?
Bu halktan ne istiyorsunuz?
CHP’den ne, devletten ne istiyorsunuz?
78 yaşındasınız, kalan yaşamınız nasıl olsun istiyorsunuz?
Siz “Anayasa’ya aykırı ama evet!” dediğinizde ne istiyordunuz?
“Adalet Yürüyüşü”nüzde Ankara’dan İstanbul’a yürürken ne istemiştiniz?
Geçmişinize dair sorularım sayısız, cevaplarını merak etmiyorum.
Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum.
Bugün bir milletvekili bile değilken Genel Başkanlığını yıllarca üstlendiğiniz CHP’nin devlet tarafından “atanmış” başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla -sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi’ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
Seçilmiş Genel Başkan Milli Egemenlik Parkı’na yağmurdan sırılsıklam yürürken, genel merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
Bugün Gezi Direnişi’nin 13. Yıldönümü.
Hem gurur hem de derin bir üzüntü duyuyorum.
Gururumun da üzüntümün de sebepleri belli, siz gururumda da üzüntümde de zerre kadar yer almıyorsunuz.
Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur.
Hiçbir zaman hiçbir partinin ne üyesi ne de sempatizanı oldum.
Sade bir vatandaş, kendi mesleğinin örgütünü kurmuş bir oyuncuyum. Vatandaş olarak haklarımı biliyor ve sizden bile korumak için var gücümle yaşıyorum.
Oyuncu olarak herkese nasip olmayacak kıymette ustalarımın düsturlarını alnımın ortasında taşıyorum.
Devlet baba’ya güvenmiyor, muhalefet anaya inanıyorum.
İnandıklarımın, güvendiklerimden kat be kat üstün olduğunu bilin.
Sizin güvendiklerinizin de size asla yoldaş olmadığına, olamayacağına inancım hayat tecrübemle binlerce kez ortadadır.
Sizin inancınız ne? Son soruma da cevap vermeyin, bunu da hiç merak etmiyorum.
Not: Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim.
Görüşmemek üzere."




