Ekonomi Uzmanı, Öğretim Görevlisi ve Uluslararası İşbirliği Boğaziçi Zirvesi Başkan Yardımcısı Öğr. Gör. Yahya Özdemir, Orta Doğu’da ABD/İsrail-İran savaşının patlak vermesiyle birlikte dalgalı seyrine devam eden petrol fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisine ilişkin Türkinform’a değerlendirmelerde bulundu. Petrolün artık yalnızca enerji piyasalarının bir unsuru olarak ele alınamayacağını belirten Özdemir, fiyatlardaki hareketliliğin dünya genelinde enflasyon başta olmak üzere çok sayıda ekonomik göstergeyi etkilediğini söyledi.
Özdemir, “Petrol artık sadece enerji değil, küresel enflasyonun da ana belirleyicisidir” ifadelerini kullanarak, enerji maliyetlerindeki değişimin doğrudan ve dolaylı etkiler yoluyla ekonominin farklı alanlarına yansıdığına dikkat çekti.
PETROL FİYATINDAKİ ARTIŞ BİRÇOK SEKTÖRÜ ETKİLİYOR
Petrol fiyatlarında yaşanan artışların yalnızca akaryakıt fiyatları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özdemir, enerjinin üretim ve taşımacılık süreçlerinin temel girdilerinden biri olduğuna işaret etti.
Özdemir, petrol fiyatlarındaki her artışın ulaşımdan sanayiye, tarımdan lojistiğe kadar çok sayıda sektörü etkilediğini ifade etti. Taşıma maliyetlerinin yükselmesinin üreticiden tüketiciye kadar uzanan tedarik zincirinde maliyet baskısı oluşturabileceğini belirten Özdemir, bu durumun nihai ürün ve hizmet fiyatlarına da yansıyabileceğini söyledi.
Bu nedenle enerji piyasalarında yaşanan gelişmelerin yalnızca petrol üreticileri veya enerji şirketleri açısından takip edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Enerji piyasalarındaki gelişmeler, sadece enerji şirketlerini değil, bütün ekonomileri yakından ilgilendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
ENERJİ GÜVENLİĞİ EKONOMİK REKABETTE BELİRLEYİCİ OLACAK
Küresel ekonomide enerji arzının güvenli ve sürdürülebilir olmasının ülkeler açısından stratejik önem taşıdığını belirten Özdemir, enerji kaynaklarına erişimin ekonomik rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini ifade etti.
Özdemir’e göre enerji maliyetlerindeki öngörülebilirlik, işletmelerin üretim planlamasından ülkelerin ekonomik politikalarına kadar geniş bir alanda önem taşıyor. Enerji arzında yaşanabilecek kesintiler veya fiyatlardaki sert dalgalanmalar ise ekonomik aktörlerin maliyet hesaplarını zorlaştırabiliyor.
Bu noktada ülkelerin enerji güvenliğini güçlendirmesinin yalnızca enerji arzını güvence altına almak anlamına gelmediğini belirten Özdemir, bunun aynı zamanda ekonomik rekabet avantajı sağlayabileceğine dikkat çekti.
“ENERJİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYABİLEN ÜLKELER AVANTAJ ELDE EDECEK”
Petrolün küresel ekonomi üzerindeki belirleyici rolünün önümüzdeki dönemde de önemini koruyacağını belirten Özdemir, ülkelerin enerji politikalarını ekonomik dayanıklılık perspektifiyle ele alması gerektiği mesajını verdi.
Özdemir, “Enerji güvenliğini sağlayabilen ülkeler, ekonomik rekabette önemli avantaj elde edecektir” diyerek, enerji arzını çeşitlendirebilen ve enerji maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirebilen ülkelerin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini vurguladı.




