Atheer platformuna konuşan Bilal Erdoğan, 15 Temmuz gecesi ailesiyle birlikte yaşadığı süreci, Tarabya Köşkü'nden Atatürk Havalimanı'na gidişlerini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağırmasıyla ilgili düşüncelerini paylaştı.
"TEPEMİZDEN JETLER GEÇMEYE BAŞLIYOR, BİZ BOMBA ATILDI SANIYORUZ"
Olayların başladığı ilk anları ve aile üyelerinin bir araya gelişini anlatan Bilal Erdoğan, geceye dair şunları söyledi:
"Çocuklarımızı yatırıyorduk eşimle beraber. İşte böyle dokuz buçukta yatırmaya çalışıyoruz normalde. Çocuklarımızı yatırma şeyinde tam o dakikalarda arkadaşlardan bir iki mesaj geldi. İşte köprünün üzerinde askerler varmış, bu neyin nesi falan gibisinden. Televizyonu açıyoruz, televizyonda görüntüler var ama bir şey diyemiyorlar, altına bir şey yazamıyorlar. Kimse ne olduğunu anlayamadığı için, anlamlandıramadığı için. O esnada işte bunun bir darbe girişimi olduğu, aşağı yukarı işte böyle bir yarım saat, bir saat içinde konuşulmaya başlıyor. Ondan sonra babamlarla irtibat kuruyoruz. Onlar işte İstanbul'a gelme, onlar o esnada tatilde, Marmaris'teler. İstanbul'a gelip gelmemeyi değerlendiriyorlar. İşte sonra tepemizden, İstanbul'un üstünden jetler geçmeye başlıyor bir süre sonra. İşte sonic boom denilen patlamayı yapıyorlar. Biz bomba atıldı sanıyoruz. Sonic boom diye bir şeyin ne olduğunu bilmediğimiz için. Ben onun için mesela uçaklar havada olduğu için Cumhurbaşkanımız Marmaris'ten gelirken uçağını düşüreceklerinden endişe ediyorum mesela, onları hatırlıyorum. Sonra kendi evimizden, şeydeyiz o zaman, Tarabya'da Cumhurbaşkanlığı yerleşkesindeyiz. Oraya bütün ailenin gelebilen bireyleri oraya geldi. İşte kız kardeşim, onun eşi Selçuk Beyler geldi, amcamlar geldi falan. Orada bir birleştik, oradan takip etmeye başladık. Bize soru soran insanlara cevap vermeye çalıştık."
"TÜFEKLERİNİ CAMDAN BAKTIĞIMIZ ZAMAN BİZE DOĞRULTULDUĞUNU GÖREBİLİYORDUK"
Havalimanına gidiş sürecini ve orada karşılaştıkları manzarayı aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Mesela Bosna Hersek'ten rahmetli Aliya İzzetbegoviç'in oğlu Bakir İzzetbegoviç ile konuştuğumu çok net hatırlıyorum. Herkes endişeli, herkes dua ediyor. Biz de insanlara ümit vermeye çalışıyoruz. Ondan sonra ve Cumhurbaşkanımız İstanbul'a gelmeye karar verdikten sonra da biz de havaalanına doğru onu karşılamaya gittik. Tabii sokaklar tutulmuş, bazı yerlerde tanklar var, bazı yerlerde vatandaş yolda çok kalabalık, insanlar gidemiyor. Arabayla gitmekte de çok zorlandık yani. Yarım saatte gidilecek yolu iki saatte neredeyse gidebildik. Ve Cumhurbaşkanımız tam uçağa indiğinde biz de havaalanına varmıştık. Cumhurbaşkanımızı havaalanında karşıladık. Ondan sonra sabaha kadar havaalanındaydık. Havaalanının etrafından helikopterler dolaştılar. Tüfeklerini camdan baktığımız zaman bize doğrultulduğunu görebiliyorduk ama binanın etrafında o kadar çok insan vardı ki orada bir katliam yapmayı demek ki göze alamadılar o an için. Ama işte sabah saatlerinde artık başarısız olduğu darbenin anlaşıldı. Cumhurbaşkanımızın, yani Cumhurbaşkanımızın insanları sokağa davet etmesi orada belki de darbecilerin oyununu bozan şeydi. Ama itimat edin, Cumhurbaşkanımız insanları sokağa davet etmeseydi bile, o mesajı ulaştıramasaydı bile insanlar zaten karşılamak için havaalanına geliyorlardı. O haberin ulaşması yetiyordu. Çünkü onun için devirmeye çalışanlar ve yurt dışındaki düşmanlar Cumhurbaşkanı'nın kaçtığıyla ilgili haberleri yapmaya başladılar yurt dışına."
"BÖYLE BİR ŞEY OLURSA BİZ TANKLARIN KARŞISINA ÇIKARIZ DİYE KONUŞMUŞTU"
Bilal Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CNN Türk ekranlarından halkı sokağa çağırması ve liderlik tavrı hakkında ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ben Cumhurbaşkanımızı tanıyorum ve önceden böyle bir şey olursa ne oluru konuştuğumuzu hatırlıyorum. Ve Cumhurbaşkanımız kendi çevresindeki arkadaşlarıyla da bunu konuştuğunu bize anlatmıştı. Hani, 'Böyle bir şey olursa biz tankların karşısına çıkarız' diye konuştuğunu anlatmıştı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızda böyle bir duruş olduğu zaman, he, yani bana o zaman sorulsa, 'Ya Cumhurbaşkanı tankın karşısına çıkacak ama sence millet arkasında gidecek mi, gitmeyecek mi?' Buna doğru cevabı veremeyebilirdim. Emin olamayabilirdim. Ama o gece emin olmuş olduk ve bu milletin önünde giden güçlü, dirayetli, doğru bir adam olduğu zaman peşinde ölüme gidebileceğini görmüş olduk. Tarihte de öyleydi çünkü. Tarihte de gerçekten bir Selahaddin Eyyubi önüne düştüğü zaman millet arkasından ölmeye gitti. Bir Fatih Sultan Mehmet çıktığı zaman millet arkasından ölmeye gitti. Aynı o şekilde Alparslan çıktığı zaman arkasından ölmeye gitti. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan da belki de o ruhu yeniden milletimiz için uyandırmış oldu."