Bazı röportajlar vardır… Soruları siz sorarsınız ama aslında konuşan sadece karşınızdaki değildir. Bir annenin gözleri konuşur, yıllardır dinmeyen özlem konuşur. Şehit Selçuk Paker’in annesi Sevgi Daşdemir’le yaptığımız sohbet de tam olarak böyleydi. Karşımda dimdik duran bir anne vardı… Ama cümlelerin arasında hâlâ oğlunun sesini duyan, her sabah mezarına bakan, Anneler Günü’nde göz göze gelmeye korkan bir anne… Bir yanda tarifsiz bir acı, diğer yanda ise “Ben yiğit doğurmuşum” diyebilecek kadar büyük bir gurur… İşte Sevgi Daşdemir’in anlattıklarıyla Şehit Selçuk Paker’in hikâyesi…
“AH BE REİSİM, ÖYLE DUA MI OLUR…”
-Selçuk ne zaman şehit oldu?
“Selçuk Diyarbakır Sur’da Hendek Operasyonlarında 30 Ocak 2016’da şehit oldu.”
Bunu söylerken sesi sakindi Sevgi annenin… Sanki yıllardır aynı cümleyi defalarca kurmuş ama her seferinde aynı yerden yaralanmış gibiydi.
-En son ne söyledi size?
“En son bir gün önce 29 Ocak’ta konuştuk. Bütün gün sabahtan akşama kadar mesajlaştık. Akşam üzeriydi. Dedim ki ‘oğlum dedim müsait olursan bir ara sesini duyayım.’ Akşam namazımı kılıyordum, aradı. Aşiretimin kraliçesi neydir sen? Bizim Erzurum’un şivesiyle… ‘İyi kuzum’ dedim. ‘Ben şimdi akşam namazımı kıldım. Sana dua ediyorum. ‘Rabbim seni doğmamış sevine bağışlasın’ dedim. Eşi iki aylık hamileydi. ‘Ah be reisim öyle bir dua mı olur? Dua et oğlun şehit olsun’ dedi. Şehadeti çok istiyordu. Ertesi gün de şehit oldu… Rabbim şehadetini kabul etsin. Allah onlardan razı olsun…”
“YARALANDIĞINDA RÜYAMDA GÖRDÜM…”
-Şehadet haberini nasıl aldınız?
“Şehit olduğu sabah 06.18’de mesaj attı. ‘Reisim Allah kabul etsin’ dedi. Sabah namazına biz birbirimizi sürekli uyandırırdık. Ben de ona mesaj attım. ‘Seninkini de kuzum Allah kabul etsin’ dedim.”
Sonrasında yaşadıklarını anlatırken sesi yavaşlıyor.
“Namazımı kıldım. Selçuk’un yatağına uzandım. Tam Selçuk’un yaralandığı saatte Selçuk’u rüyamda gördüm. Çok kalın tok bir sesi vardı. ‘Tekbir Allahu Ekber… Tekbir Allahu Ekber…’ diyordu. Üçüncü tekbiri deyince ben uyandım. Hemen mesaj attım. ‘Kuzum seni rüyamda gördüm, iyi misin?’ dedim. Ama hiç ses çıkmadı. Sonra aradım… Telefonuna ulaşılamıyordu. O gün boyunca aradım. Selçuk sabah namazını kılıyor, sonra binaya giriyorlar. Üst katları temizliyorlar. Alt kata indiklerinde çatışma çıkıyor. Selçuk çatışırken şehit oluyor…”
“DUA ET; ŞEHİT OLAYİM…”
-Selçuk’u bize nasıl anlatırsınız?
“Selçuk çocukluk yıllarından beri çok aktif bir gençti. Çok milliyetçiydi. Abdestinde, namazındaydı. Mahallede gençleri toplar, namaza götürürdü. Caminin camlarını silerdi. Halıları temizletirdi. Mahallenin çocuklarını kötü alışkanlıklardan uzak tutardı.”
Sadece vatanına değil, ilme de düşkün olduğunu anlatıyor Sevgi anne.
“Selçuk ortaokul yıllarından beri çok kitap okurdu. İslam bilgileri çok kuvvetliydi. Gider gelir hep derdi ki ‘Reisim anaların duası kabul olur. Dua et ben şehit olayım…’ Çünkü şehitliğin bir yok oluş olmadığını biliyordu.”
Bir an duruyor…
“Hayattaki en büyük hayali şehadetti. Rabbim de ona nasip etti elhamdülillah…”
2 SAATLİĞİNE ABLASININ DÜĞÜNÜNE GELDİ
-Unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?
“Çok güzel bir anımız var… Selçuk’tan iki yaş büyük ablası var. Selçuk o zaman Hakkari Yüksekova’da görevdeydi. Ablası evlenecekti. Bir gün önce aradı. ‘Ben düğüne gelemeyeceğim, operasyona çıkacağız dedi.’ Ablası Seda’nın morali düştü. Kuaförde bile yüzü gülmüyordu. Sonra Selçuk beni gizlice aradı. ‘Ablama belli etme. Takım elbiselerimi düğün salonuna götür’ dedi. Meğer operasyon hava şartlarından dolayı iptal olmuştu. Salona bir girdi… Ablası çığlık çığlığa kaldı. Herkes şaşırdı. Düğün bitti. Tekrar eşofmanlarını giydi. İki saat sonra yeniden Hakkari’ye döndü. Sırf ablasının düğününde olabilmek için…”
"ELHAMDÜLİLLAH YİĞİT DOĞURMUŞUM..."
-Selçuk’la en gurur duyduğunuz an neydi?
“Ben Selçuk’la hep gurur duydum” diyor Sevgi Daşdemir ve anlatmaya devam ediyor:
“Çok olgun bir çocuktu. Mahallenin göz bebeğiydi. Aileler çocuklarını Selçuk’un yanına gönül rahatlığıyla bırakırdı.
Ama sonra öyle bir cümle kuruyor ki insanın boğazı düğümleniyor:
“Belki biraz farklı gelecek ama… Selçuk şehit olduğunda da gurur duydum. Bir anne için hem çok büyük acı hem çok büyük gurur. Diyarbakır’a Selçuk’u almaya gittiğimde tabutun içinde al bayrağa sarılmıştı. Bir tarafım diyordu ki kırayım o tabutu, oğlumu alayım gideyim…”
Ama sonra oğlunun vasiyeti geliyor aklına.
“‘Sen şehit anası olacaksın. Omuzların dik olacak. Kimse gözyaşını görmeyecek’ derdi. O tabutun başında durmak benim için hem tarifsiz bir acı hem de çok büyük bir gururdu… Bakıyorum hani bir atasözümüz var ya… Elhamdülillah ben yiğit doğurmuşum. Rabbime bin şükür olsun. Çok şükür elhamdülillah Selçuk Paker gibi bir kahramanın, bir şehidin anasıyım.”
“BİR ANNE İÇİN ÇOK AĞIR BİR İMTİHAN”
-Selçuk’un hatıralarını yaşatmak için neler yapıyorsunuz?
“Bir anne için çok ağır bir imtihan…” diyor önce Sevgi Daşdemir. Sonra şu sözlerle devam ediyor:
“İnsan kendini bırakabilir. Ama ben bırakmadım. Selçuk gerçekten bambaşka bir evlattı. Dedim ki ben evladıma layık bir anne olacağım. Okullara gidiyorum. Gençlerle sohbet ediyorum. Programlara katılıyorum. İnsani yardım derneklerinde çalışıyorum. Selçuk’un bıraktığı yerden devam ediyorum. Bugün kimse beni Sevgi Daşdemir olarak bilmiyor. Ben Şehit Selçuk Paker’in annesiyim…”
“BİR ÇİÇEK GÖNDERDİ, HALA SAKLIYORUM”
-Selçuk hayattayken Anneler Günü’nü nasıl kutlardı?
“Çok güzel geçerdi…” diyor Sevgi Daşdemir gülümseyerek. Daşdemir şöyle devam ediyor:
“Ben uyanmadan kalkarlardı. Üç kardeş kahvaltı hazırlarlardı. Evi süslerlerdi. Kapının önünden evin içine kadar gül yaprakları koyarlardı.2014 Anneler Günü’nde görevdeydi. Bana çok güzel bir çiçek göndermişti. Hâlâ odasında saklıyorum…”
Ama sonra sesi yeniden kırılıyor.
“Artık anneler günü kalmadı… Bayramlarımız kalmadı…”
Kardeşleriyle bir araya geldiklerinde yaşadıklarını anlatırken gözleri doluyor.
“Birbirimizin gözlerinin içine bakmaya korkuyoruz. Çünkü Selçuk’u hatırlıyoruz. Gözlerimiz doluyor. Belli etmemeye çalışıyoruz…”
“SELÇUK, BİR ANDA KABİR TAŞINA YANSIDI”
-Yıllar önce mezarlıkta bir siluet gördüğünüz videoyu paylaşmıştınız. O anı anlatır mısınız? Neler hissettiniz?
2018 yılında Berat Kandili’nde yaşadığı olayı anlatırken hâlâ ilk günkü heyecanı hissediliyor Sevgi Daşdemir. O gece yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:
“Sabah namazına kalktım. Şehitliği çekiyordum. Bir anda Selçuk kabir taşına yansıdı. Diğer bütün fotoğraflar silindi. Sadece Selçuk ve Türk bayrakları kaldı. Oradan gülerek bana baktı. ‘Ben buradayım, seninle namaz kılıyorum’ der gibiydi.”
Ezan bitene kadar o görüntünün sürdüğünü söylüyor Sevgi Daşdemir. “Sonra her şey normale döndü…” O görüntüyü hocasına gösterdiğini de anlatıyor. Daşdemir, “Hoca bana dedi ki; ‘Siz hep şükrediyorsunuz ya… Rabbim bu mübarek gecede size bir mükafat gösterdi.’”
Ve ardından şu cümleyi kuruyor:
“Şehitler ölü değil… Onlar diriler…”
“ŞEHİT ANNELERİ DİK DURSUN!”
-Şehit annesi olmak size ne hissettiriyor?
“Çok büyük bir gurur. Çok büyük bir onur. Çok büyük bir şeref…”
Ama bir yandan da çok ağır bir imtihan olduğunu söylüyor Sevgi Daşdemir ve şöyle devam ediyor:
“Evladını toprağa vermek kolay değil. Çiçeklerini değiştiriyorum. Yazlık çiçeği ayrı, kışlık çiçeği ayrı… Onun bana yapması gerekenleri şimdi ben ona yapıyorum.”
Son olarak diğer şehit annelerine sesleniyor:
“Biz şehit anneleri dik durmalıyız… Vatan hainlerine karşı biz dik durma zorundayız. Bu vatan kazanıldı ama kolay kazanılmadı. Şehit annelerinden ricam bu. Dik durmaları…”
Sevgi Daşdemir, her gün oğlunun kabrine geliyor. Çiçeklerini suluyor, Selçuk’u bir an olsun yalnız bırakmıyor. Bizde Türkinform ailesi olarak başta Sevgi Daşdemir gibi şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin anneler gününü kutluyoruz…