Ağırlıklı olarak yerli sanayicinin yatırımlarını, hatta fabrikalarını Mısır başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerine taşıması, ekonomide alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Bu gidişin nedenlerini ve sonuçlarını Türkinform’a değerlendiren uzmanlar, acilen önlem alınması görüşünü dile getiriyor.
Fabrikaların yurt dışına taşınmasını, salt “terk etme” olarak değil, “rekabet ve maliyet dengesi” şeklinde ele alınması gerektiğini savunan ekonomi uzmanları, üretim maliyetlerinin artışına dikkat çekiyor. Türkiye’de son yıllarda artan işçilik giderleri, enerji fiyatları, finansman maliyetleri ve kur oynaklığı, özellikle emek yoğun sektörlerde ciddi baskı oluştururken, tekstil ve hazır giyim gibi sektörler, maliyet artışından en fazla etkilenenlerin başında geliyor.
AYNI KALİTE, DÜŞÜK MALİYET
Uzmanlara göre, bir sanayici, aynı kaliteyi daha düşük maliyetle başka bir ülkede üretebiliyorsa tercihini oradan yana kullanabiliyor. Bunun sonucu olarak Türk üretici de ya siparişi kaybedecek ya da üretimi daha ucuz bir coğrafyaya kaydıracak.
Bugün Mısır’ın sunduğu düşük işçilik maliyetleri, enerji avantajları ve ihracata dönük teşvik sistemlerinin, birçok yatırımcı için cazip bir tablo çizdiğine işaret eden uzmanlar, bu durumun, sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel üretim zincirinin doğal sonucu olduğunu vurguluyor.
KÜRESEL REKABETİN SONUÇLARI
Avrupa pazarına yakınlık açısından Doğu Avrupa ülkeleri; düşük maliyet ve ticaret anlaşmaları açısından Mısır öne çıkarken, üreticinin “Maliyeti düşürmezsem pazarı kaybederim.” korkusu yaşadığına işaret ediliyor.
Son dönemde şirketlerin risklerini dağıtmak, maliyetleri dengelemek ve sipariş akışını korumak için çok merkezli üretim modeline geçtiğini belirten ekonomi uzmanları, belirsizliklerin de önemli bir etken olduğu görüşünü dile getiriyor.
MAKROEKONOMİK BELİRSİZLİK ÖNE ÇIKIYOR
Yüksek enflasyon, finansmana erişim maliyeti ve öngörülebilirlik sorunu yatırımcının kararlarını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre, sanayi yatırımı uzun vadeli bir karar olduğu için yatırımcı önünü göremiyorsa sermayesini daha öngörülebilir ortamlara kaydırma eğilimi gösteriyor.
GERÇEKTEN TERK Mİ EDİYORLAR?
“Sanayici Türkiye’yi tamamen terk mi ediyor, yoksa üretim modelini mi değiştiriyor?” sorusunu dile getiren uzamanlar, birçok firmanın üretimin düşük katma değerli kısmını yurt dışına kaydırırken; tasarım, marka yönetimi, Ar-Ge ve üst segment üretimi Türkiye’de tutmaya devam ettiğini vurguluyor.
Bu sürecin geçici bir maliyet optimizasyonu olmaktan çıkarak, kalıcı bir üretim kaybına dönüşmesini asıl risk olarak gören uzmanlar, “Eğer sanayi altyapısı zayıflarsa istihdam azalır; ihracat kompozisyonu bozulur, orta sınıfın gelir kapasitesi düşer. Ekonomiler yalnızca finans ve hizmet sektörüyle sürdürülebilir büyüme sağlayamaz. Üretim gücü, stratejik bağımsızlığın temelidir.” görüşünde birleşiyor.
GİTMEYE İTEN NEDENLER ORTAYA KONMALI
Asıl meselenin “Sanayiciyi gitmeye iten koşullar neler?” sorusuyla ortaya konulabileceğini belirten ekonomi uzmanları, maliyet yapısı, finansman erişimi ve yatırım ortamı rekabetçi hale getirilebilirse Türkiye’nin hala güçlü sanayi altyapısı, lojistik avantajı ve girişimci dinamizmiyle üretim merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor.
Bugün yaşananları bir “alarm zili” olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken doğru politikalarla bir dönüşüm fırsatının da doğabileceğine işaret ediliyor. Uzmanlar tarafından bir fabrikanın taşınmasından çok, üretimin geleceğinin nerede şekilleneceğinin daha önemli olduğu vurgulanıyor.





