Türkiye'nin akciğerleri olarak görülen ormanlar, son yıllarda peş peşe yaşanan büyük yangınlar, aşırı sıcaklıklar ve kuraklık nedeniyle tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Yaz aylarında neredeyse her gün farklı bir kentten yükselen dumanlar, yalnızca ağaçların değil, milyonlarca canlının yaşam alanının da yok olmasına neden oluyor. Uzmanlar ise ormanları bekleyen en büyük tehlikenin yalnızca yangınlar olmadığını vurguluyor. İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcak hava dalgaları, yağış rejimindeki değişiklikler, uzun süren kuraklık, bilinçsiz insan faaliyetleri ve plansız kentleşme birleşerek orman ekosistemini her geçen yıl daha da kırılgan hale getiriyor.
“SADECE YANGIN DEĞİL, ÜLKENİN GELECEĞİ!”
Türkiye’nin ormanları için bugün en büyük tehdit nedir ve eğer önlem alınmazsa bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Öz Orman İş Sendikası Genel Başkan Settar Aslan, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, “Bugün Türkiye’nin ormanları için en büyük tehdit, iklim krizinin ağırlaştırdığı yangın riski ve insan kaynaklı ihmallerdir. Buna kuraklığı, plansız yapılaşmayı, kırsaldan göçü ve orman üzerindeki baskıyı da eklemek gerekir. Önlem alınmazsa daha sık yangınlarla, daha büyük kayıplarla, su kaynaklarında azalmayla, biyolojik çeşitlilikte zayıflamayla ve kırsal yaşamın daha da güç kaybetmesiyle karşılaşabiliriz. Bu sadece ormanların değil, ülkenin geleceğinin meselesidir. Ama doğru politika, güçlü teşkilat, bilinçli vatandaş, desteklenen orman köylüsü ve hakkı teslim edilen orman işçisiyle bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Biz Öz Orman-İş olarak her zaman şunu söylüyoruz: Orman vatandır. Yeşil Vatan’a sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
EN BÜYÜK TEHDİT ARTIK İKLİM KRİZİ
Bilim insanlarına göre geçmişte yangınlar çoğunlukla mevsimsel bir risk olarak değerlendirilirken artık durum çok daha farklı. Artan sıcaklıklar nedeniyle toprak ve bitki örtüsü daha erken kuruyor. Nem oranının düşmesiyle birlikte en küçük kıvılcım bile dakikalar içinde kilometrelerce alana yayılabilen dev yangınlara dönüşebiliyor. Eskiden birkaç hafta süren yangın sezonu artık aylar boyunca devam ediyor. Bu durum hem söndürme çalışmalarını zorlaştırıyor hem de aynı anda birçok bölgede yangın çıkma riskini artırıyor.
İNSAN KAYNAKLI İHMALLER FELAKETİ BÜYÜTÜYOR
Yetkililerin verilerine göre orman yangınlarının büyük bölümü insan kaynaklı nedenlerden çıkıyor. Ormana atılan izmaritler, kontrolsüz mangallar, anız yakılması, enerji nakil hatlarındaki arızalar, tarım makinelerinden çıkan kıvılcımlar ve bilinçsiz davranışlar, binlerce hektarlık alanın yok olmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, "Bir kibrit yalnızca bir ağacı değil, onlarca yıllık doğal yaşamı yok ediyor." uyarısında bulunuyor.
SADECE AĞAÇLAR DEĞİL, TÜM YAŞAM YOK OLUYOR
Bir orman yangını sonrasında yalnızca ağaçlar zarar görmüyor. Yüzlerce kuş türü, memeliler, sürüngenler ve böcekler yaşam alanlarını kaybediyor. Bazı türler tamamen yok olurken, toprağın yapısı da ciddi şekilde zarar görüyor. Yangın sonrası oluşan çıplak alanlarda erozyon hızlanıyor. Yağmur suları toprağı taşıyor, barajlar alüvyonla doluyor ve su kaynakları olumsuz etkileniyor.
EKONOMİK KAYIP MİLYARLARCA LİRAYI BULUYOR
Orman yangınlarının faturası yalnızca doğayla sınırlı kalmıyor. Turizm gelirlerinde düşüş yaşanıyor, tarım alanları zarar görüyor, arıcılık faaliyetleri sekteye uğruyor ve milyonlarca liralık söndürme maliyetleri ortaya çıkıyor. Uzmanlar, kaybedilen ormanın ekonomik değerinin sadece odun üretimiyle ölçülemeyeceğini belirtiyor. Çünkü ormanlar aynı zamanda su üretimi, oksijen, karbon depolama, iklim düzenleme ve biyolojik çeşitlilik açısından da vazgeçilmez bir öneme sahip.
YANAN ORMANIN YERİNE YENİSİNİ KOYMAK KOLAY DEĞİL
Bir ormanın yeniden yeşermesi yıllar alıyor. Fidan dikmek önemli olsa da uzmanlara göre gerçek bir orman ekosisteminin oluşması onlarca yılı bulabiliyor. Özellikle yaşlı ormanların yeniden aynı biyolojik çeşitliliğe ulaşması ise çok daha uzun sürüyor. Bu nedenle en etkili yöntem, yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının hiç çıkmamasını sağlamak.
ÖNLEM ALINMAZSA BİZİ NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?
Uzmanların en büyük endişesi, Akdeniz Havzası'nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alması. Bu senaryoda; Yangın sezonu daha da uzayacak, daha büyük ve kontrol edilmesi zor mega yangınlar yaşanacak, su kaynakları azalacak, tarımsal üretim olumsuz etkilenecek, biyolojik çeşitlilik ciddi kayıplar yaşayacak, hava kalitesi bozulacak, karbon salımı artacağı için küresel ısınma daha da hızlanacak. Yani kaybedilen her orman, iklim krizini daha da derinleştiren bir döngünün parçası haline gelecek.
ÇÖZÜM SADECE DEVLETİN DEĞİL HERKESİN SORUMLULUĞU
Uzmanlara göre ormanların korunması için erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, yangınla mücadele ekiplerinin teknolojik olarak desteklenmesi, riskli bölgelerde düzenli bakım yapılması ve toplumun bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Vatandaşların ormanlık alanlarda ateş yakmaması, sigara izmariti atmaması, şüpheli bir durum gördüğünde vakit kaybetmeden ihbarda bulunması ve doğaya karşı daha duyarlı davranması da en az profesyonel müdahaleler kadar kritik görülüyor.
HER KAYBEDİLEN ORMAN, GELECEKTEN EKSİLEN BİR NEFES
Uzmanlar, ormanların yalnızca ağaçlardan oluşmadığını, suyun, toprağın, havanın ve yaşamın temel güvencesi olduğunu hatırlatıyor. Bugün alınacak önlemler yalnızca bu yazı değil, gelecek nesillerin nefes alacağı Türkiye'yi de belirleyecek. Çünkü ormanlar yandığında sadece yeşil alanlar değil; iklim dengesi, su kaynakları, canlı yaşamı ve ortak geleceğimiz de küle dönüşüyor.




