Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası ekonomik açıdan zor duruma düşen eşe, diğer eş tarafından ödenen mali destek olarak Türk Medeni Kanunu’nda düzenleniyor. Nafaka talep edebilmek için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme durumu, kusur değerlendirmesi ve maddi imkânların elverişliliği gibi kriterler dikkate alınıyor. Hukukçular, nafakanın süresiz olarak devam edebildiği ancak belirli şartların oluşması halinde kaldırılabileceğini veya azaltılabileceğini belirtiyor.
Avukat Osman Yıldız, yoksulluk nafakasının şartları, kimlerin nafaka talep edebileceği ve hangi durumlarda nafakanın kaldırılabileceğine ilişkin Türkİnform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.
YOKSULLUK NAFAKASININ YASAL DAYANAĞI
Yıldız, nafakanın Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen önemli haklardan biri olduğunu belirterek, uygulamada en sık karşılaşılan nafaka türünün “yoksulluk nafakası” olduğunu söyledi. Yoksulluk nafakasının, boşanma sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşecek eşin korunmasını amaçladığını ifade eden Yıldız, “Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebilir” dedi.
“NAFAKA İÇİN KUSUR ORANI ÖNEMLİ”
Yoksulluk nafakasında en önemli kriterlerden birinin kusur durumu olduğunu belirten Yıldız, nafaka talep eden eşin karşı tarafa göre daha ağır kusurlu olmaması gerektiğini söyledi.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında nafaka isteyen tarafın tamamen kusursuz olmasının aranmadığını ifade eden Yıldız, “Eşlerin eşit kusurlu olması halinde de yoksulluk nafakası talep edilebilir. Ancak nafaka isteyen taraf daha ağır kusurluysa mahkeme nafakaya hükmetmez” diye konuştu.
“MAHKEME KENDİLİĞİNDEN NAFAKAYA KARAR VEREMEZ”
Yoksulluk nafakasının talebe bağlı bir hak olduğunu vurgulayan Yıldız, mahkemenin tarafların talebi olmadan kendiliğinden nafaka kararı veremeyeceğini ifade etti. Boşanma davası sırasında nafaka talep etmeyen tarafın, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava açarak nafaka isteyebileceğini belirten Yıldız, “Bu süre içinde dava açılmazsa nafaka talebi zamanaşımına uğrar” ifadelerini kullandı.
“ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞMAK YOKSULLUĞU ORTADAN KALDIRMIYOR”
Yoksulluk nafakasının en önemli şartlarından birinin, boşanma sonrası ekonomik yetersizlik olduğunu belirten Yıldız, mahkemelerin tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ayrıntılı şekilde araştırdığını söyledi. Kişinin çalışıyor olmasının tek başına nafaka alamayacağı anlamına gelmediğini kaydeden Yıldız, “Yargıtay kararlarında asgari ücretle çalışan ya da dul-yetim aylığı alan kişilerin de yoksulluk nafakası alabileceği kabul edilmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“NAFAKA SÜRESİZ DE OLABİLİR”
Yıldız, mevcut yasal düzenlemeye göre yoksulluk nafakasının süresiz şekilde bağlanabildiğini belirterek, nafaka miktarının tarafların ekonomik durumuna göre hakim tarafından belirlendiğini söyledi. Hakimin ilerleyen yıllarda nafaka miktarındaki artış oranını da kararında belirleyebileceğini ifade eden Yıldız, ekonomik şartlarda ciddi değişiklik olması halinde nafakanın artırılması veya azaltılmasının da mümkün olduğunu dile getirdi.
“BAZI DURUMLARDA NAFAKA TAMAMEN KALDIRILABİLİR”
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine dikkat çeken Yıldız, bazı durumlarda yoksulluk nafakasının tamamen sona erebileceğini söyledi.
Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde nafakanın kendiliğinden sona ereceğini belirten Yıldız, “Ayrıca nafaka alan kişinin fiilen evli gibi yaşaması, haysiyetsiz hayat sürmesi ya da ekonomik olarak yoksulluktan çıkması halinde mahkeme kararıyla nafaka kaldırılabilir” dedi.
Yıldız, nafaka tartışmalarının toplumda sık sık gündeme geldiğini ancak her davanın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.




