1990'lı yılların ortalarında Kosta Rika'nın Guanacaste bölgesinde bulunan yaklaşık 3 hektarlık arazi, yıllarca süren yanlış kullanım nedeniyle verimsiz hale gelmişti. Ağaçlar yok olmuş, toprak besin değerini kaybetmiş, bölge neredeyse tamamen ölü bir ekosisteme dönüşmüştü. Tam bu noktada çevre bilimciler ile bir meyve suyu şirketi sıra dışı bir projeye imza attı. Fabrikalardan çıkan portakal kabukları ve meyve posaları yüzlerce kamyonla bölgeye taşındı. Yaklaşık 1.000 kamyon seferi sonunda araziye tam 12 bin ton organik atık bırakıldı. O dönemde birçok kişi bu fikri çılgınlık olarak değerlendirdi. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan manzara tüm eleştirileri susturdu.

PROJE UNUTULDU, DOĞA ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİ

Çalışmalar başladıktan kısa süre sonra proje hukuki anlaşmazlıklar nedeniyle durduruldu. Bölge kaderine terk edildi. Ne bilim insanları ne de şirket yetkilileri yıllarca araziye geri döndü. Aradan yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra araştırmacılar bölgeyi yeniden incelemek istedi. Ancak karşılaştıkları görüntü karşısında şaşkınlık yaşadılar. Bir zamanların kurak ve çıplak arazisi artık yoğun ağaçlarla kaplı bir ormana dönüşmüştü. Öyle ki araştırmacılar yıllar önce alanı işaretlemek için yerleştirilen tabelaları bile bulmakta zorlandı. Çünkü bölgeyi kaplayan bitki örtüsü her şeyi yutmuştu.

TOPRAK KENDİNİ YENİDEN İNŞA ETTİ

Bilim insanlarının yaptığı incelemeler, dönüşümün boyutunu gözler önüne serdi. Portakal kabuklarının bırakıldığı alanda ağaç yoğunluğu arttı, biyolojik çeşitlilik zenginleşti ve toprak eski verimine kavuşmaya başladı. Araştırmalara göre yer üstü biyokütlesinde yüzde 176'lık artış yaşandı. Toprak daha fazla besin tutmaya başladı, yeni bitki türleri ortaya çıktı ve uzun yıllardır bölgede baskın olan istilacı otlar büyük ölçüde ortadan kayboldu. Uzmanlar, portakal kabuklarının zamanla parçalanarak doğal gübre görevi gördüğünü belirtiyor. Organik atıklar toprağın nem kapasitesini artırırken aynı zamanda güneşin yakıcı etkisini de azaltarak genç ağaçların büyümesi için uygun ortam oluşturdu. Böylece doğa, insan müdahalesi olmadan kendi yaralarını sarmaya başladı.

BİLİM DÜNYASI HALA BU ÖRNEĞİ KONUŞUYOR

Aradan geçen yaklaşık 30 yıla rağmen bölgedeki yeşil dönüşüm etkisini koruyor. Uzmanlar, bu alanı dünyanın en başarılı doğal restorasyon örneklerinden biri olarak göstermeye devam ediyor. Elbette uzmanlar her organik atığın gelişigüzel doğaya bırakılmasının doğru olmadığını özellikle vurguluyor. Ancak doğru planlama ve bilimsel yöntemlerle kullanıldığında tarımsal atıkların yok olmuş ekosistemleri yeniden ayağa kaldırabilecek güçlü bir araç olabileceği ifade ediliyor.

"ÇÖP" DENİLEN ŞEY ORMANA DÖNÜŞTÜ

Bu hikayenin en çarpıcı yanı ise yıllarca atık olarak görülen portakal kabuklarının milyonlarca liralık çevre projelerinin başaramadığı dönüşümü gerçekleştirmesi oldu. Bir zamanlar çoraklığıyla bilinen arazi bugün yemyeşil ağaçların yükseldiği, kuşların geri döndüğü ve doğal yaşamın yeniden canlandığı bir bölgeye dönüştü. Doğanın bazen en büyük ilacının yine doğanın kendisinden geldiğini gösteren bu olay, çevre projeleri için de ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

LGBT temalı kruvaziyerin Kuşadası seferi iptal!
LGBT temalı kruvaziyerin Kuşadası seferi iptal!
İçeriği Görüntüle

"İNSAN GÖZÜYLE GÖRSE İNANMAZ"

Bölgeyi inceleyen araştırmacılar, yıllar sonra geri döndüklerinde eski araziyi tanımakta zorlandıklarını anlatırken, çevre uzmanları ise yaşanan dönüşümü "doğanın sessiz mucizesi" olarak tanımlıyor. Bir zamanlar kurumuş toprağın üzerine yığılan portakal kabukları bugün dev ağaçların köklerine dönüşmüş durumda. Çevre çevre yayılan bu hikaye, sosyal medyada da "Bir avuç atık değil, geleceğin ormanıymış" yorumlarıyla gündem oluyor. Kosta Rika'da yaşanan bu sıra dışı deney, dünyanın dört bir yanında çevre bilimcilerin üzerinde çalıştığı en dikkat çekici doğa restorasyonu örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ