Dünyanın en sıra dışı tarihi yapılarından biri olarak gösterilen Sigiriya, Sri Lanka'nın Matale Bölgesi'nde, düzlüklerin ortasında aniden yükselen yaklaşık 200 metrelik dev bir granit kaya üzerine inşa edildi. İlk bakışta ulaşılması imkânsız gibi görünen bu dev kaya, yaklaşık 1.500 yıl önce bir krallığın merkezi haline getirildi. Bugün milyonlarca kişinin merak ettiği Sigiriya, yalnızca doğal görünümüyle değil, zirvesinde kurulan saray kompleksi, savunma sistemleri ve gelişmiş mimarisiyle de ziyaretçileri büyülüyor.

Rutte'den NATO Zirvesi'nde Putin'e sert mesaj: "Bizimle oynamayın"
Rutte'den NATO Zirvesi'nde Putin'e sert mesaj: "Bizimle oynamayın"
İçeriği Görüntüle

KRAL SARAYINI ZİRVEYE TAŞIDI

Tarihi kaynaklara göre Sigiriya, MS 5. yüzyılda Kral Kashyapa tarafından başkent olarak inşa ettirildi. Taht mücadelesi sonrasında güvenliğini sağlamak isteyen hükümdarın, düşman saldırılarından korunmak amacıyla sarayını ulaşılması son derece güç olan kayanın zirvesine yaptırdığı düşünülüyor. Zirvede yalnızca hükümdarın yaşadığı saray değil; yaşam alanları, su depoları, tören bölümleri ve savunma yapıları da bulunuyordu. Böylece dev kayanın tepesi adeta bağımsız bir şehir görünümüne kavuştu.

ANTİK MÜHENDİSLİĞİN HAYRAN BIRAKAN BAŞARISI

Sigiriya'yı benzersiz yapan en önemli özelliklerden biri de dönemin teknolojisiyle gerçekleştirilen mühendislik çözümleri. Kayaya oyulmuş yüzlerce basamak sayesinde zirveye ulaşım sağlanırken, kaya eteklerine inşa edilen geniş surlar, hendekler ve koruma duvarları dikkat çekiyor. Bunun yanında yağmur sularını toplayan gelişmiş su sistemi ve bugün bile çalışmaya devam ettiği belirtilen su bahçeleri, dönemin mühendislik bilgisinin ne kadar ileri seviyede olduğunu gözler önüne seriyor. Uzmanlar, böylesine yüksek bir kaya kütlesinin üzerine büyük bir yerleşim kurulmasının hâlâ hayranlık uyandırdığını ifade ediyor.

ASLAN KAYASI OLARAK DA BİLİNİYOR

Sigiriya, halk arasında "Aslan Kayası" adıyla da anılıyor. Bunun nedeni ise zirveye çıkan ana girişte bulunan dev aslan heykeli. Günümüzde heykelin yalnızca dev pençeleri ayakta kalmış olsa da araştırmacılar, geçmişte ziyaretçilerin kayanın zirvesine dev bir aslanın ağzından geçerek ulaştığını belirtiyor. Bu etkileyici giriş yapısı, antik dönemin en görkemli mimari tasarımlarından biri olarak değerlendiriliyor.

DUVARLARDAKİ FRESKLER HÂLÂ CANLILIĞINI KORUYOR

Sigiriya'nın en dikkat çekici bölümlerinden biri de kaya yüzeyindeki ünlü freskler. Yüzyıllar önce yapılan bu resimlerde saray kadınları ve dönemin yaşamına dair figürler tasvir ediliyor. Aradan geçen yaklaşık bin 500 yıla rağmen fresklerdeki renklerin büyük ölçüde korunmuş olması, sanat tarihçilerini hayran bırakıyor. Ayrıca "Ayna Duvarı" olarak bilinen cilalı kaya yüzeyinde, geçmiş dönem ziyaretçilerinin bıraktığı yazılar ve şiirler de bulunuyor. Bu yazıtlar, bölgenin yüzyıllar boyunca ilgi odağı olduğunun en önemli kanıtları arasında gösteriliyor.

UNESCO TARAFINDAN KORUMA ALTINDA

Tarihi ve kültürel değeri nedeniyle Sigiriya, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Her yıl yüz binlerce turist, zirveye ulaşabilmek için kayaya oyulmuş basamakları tırmanıyor ve eşsiz manzarayı yakından görme fırsatı buluyor. Arkeologlar ise bölgede yürütülen çalışmalarla, antik yerleşime ilişkin yeni bulgular elde etmeye devam ediyor. Yapılan araştırmalar, Sigiriya'nın yalnızca bir saray değil; aynı zamanda gelişmiş şehir planlamasının ve savunma mimarisinin en önemli örneklerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

YÜZYILLARA MEYDAN OKUYAN MİRAS

Yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki dev kaya üzerine kurulan Sigiriya, doğa ile insan mühendisliğinin olağanüstü uyumunu gözler önüne seriyor. Aradan geçen 15 asra rağmen ayakta kalmayı başaran bu eşsiz yapı, sahip olduğu mimari, tarihi ve doğal güzellikleriyle dünyanın en etkileyici antik yerleşimleri arasında gösterilmeye devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ