ABD’nin Massachusetts eyaletinde üç çocuğunun ölümünden yargılanan Lindsay Clancy’nin davasında tarafların psikiyatri ve psikoloji uzmanları arasındaki görüş ayrılığı öne çıktı. Clancy, çocuklarını öldürdüğünü reddetmezken savunma ekibi olay sırasında doğum sonrası psikoz yaşadığını ve cezai sorumluluğunun bulunmadığını savunuyor. Savcılık ise Clancy’nin ruhsal sorunları olduğunu kabul etmekle birlikte yaptıklarının yanlış olduğunu anlayabilecek durumda olduğunu öne sürüyor.
Davanın son aşamasında savcılık adına ifade veren adli psikolog Dr. Kirk Heilbrun, Clancy’nin çocuklarını öldürdüğü sırada “akut psikoz” içinde olduğu görüşüne katılmadığını söyledi. Heilbrun, Clancy’nin daha sonra anlattığı erkek sesi şeklindeki deneyimin gerçek bir işitsel halüsinasyon yerine daha önce yaşadığı istenmeyen ve zorlayıcı düşüncelerin bir devamı olabileceğini savundu.

3 ÇOCUĞUNU EVLERİNİN BODRUMUNDA ÖLDÜRDÜ
Olay 24 Ocak 2023’te Boston yakınlarındaki Duxbury kasabasında meydana geldi. Savcılık kayıtlarına göre Clancy’nin 5 yaşındaki Cora, 3 yaşındaki Dawson ve 8 aylık Callan’ı aile evinde boğarak öldürdüğü belirtiliyor. İki büyük çocuk olay günü hayatını kaybederken, hastaneye kaldırılan Callan birkaç gün sonra yaşamını yitirdi.
Clancy, çocukların ölümünün ardından kendisine zarar vererek evin ikinci katındaki pencereden atladı. Yaşadığı yaralanmalar sonucunda belden aşağısı felç kalan Clancy, devam eden davaya tekerlekli sandalyeyle katılıyor. Savunma ve savcılık arasındaki temel tartışmayı ise cinayetlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinden çok, Clancy’nin o sırada cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak düzeyde bir ruhsal hastalık yaşayıp yaşamadığı oluşturuyor.

“BİR ERKEK SESİ ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRMEMİ SÖYLEDİ”
Clancy’nin savunmasının merkezinde, olay sırasında bir erkek sesi duyduğu yönündeki beyanı bulunuyor. Savunma adına ifade veren adli psikolog Dr. Paul Zeizel, hastanede Clancy ile yaptığı görüşmelerde onun bir erkek sesinin çocuklarını ve ardından kendisini öldürmesini emrettiğini söylediğini aktardı.
Savunma ekibi bu anlatımın doğum sonrası psikozun göstergelerinden biri olduğunu savunuyor. Zeizel, Clancy’nin bipolar bozukluk ve doğum sonrası psikoz nedeniyle yaptığı eylemin yanlışlığını değerlendirebilecek durumda olmadığını ifade ederken, savunmanın diğer uzmanlarından Dr. Phillip Resnick de Clancy’nin olay sırasında psikotik belirtiler yaşadığı görüşünü destekledi.

SAVCILIĞIN UZMANI “AKUT PSİKOZ DEĞİLDİ” DEDİ
Savcılık tarafından çağrılan Dr. Kirk Heilbrun ise savunma uzmanlarından farklı bir değerlendirme yaptı. Heilbrun, Clancy’nin ruhsal sorunlar yaşadığını kabul etmekle birlikte olay gecesi akut psikoz içinde olduğuna ilişkin açıklamayı desteklemediğini belirtti.
Heilbrun’a göre Clancy’nin daha önce sağlık çalışanlarına anlattığı düşünceler “işitsel halüsinasyon” olarak değil, kişinin istemediği halde zihnine gelen rahatsız edici düşünceler olarak değerlendirilmişti. Uzman ayrıca yalnızca cinayetlerin gerçekleştiği kısa zaman diliminde ortaya çıktığı öne sürülen tekil bir ses deneyiminin psikoz açısından oldukça sıra dışı olduğunu söyledi.
Heilbrun, Clancy’nin anlattığı “ses” deneyiminin abartılmış veya sonradan farklı biçimde yorumlanmış olabileceğini de savundu. Ancak bu değerlendirme savcılık adına sunulan uzman görüşü niteliğinde ve Clancy’nin ruhsal durumuna ilişkin nihai kararı jüri verecek.
UZMANLAR AYNI KONUDA FARKLI SONUCA VARDI
Davada psikiyatri uzmanlarının birbirinden oldukça farklı görüşler ortaya koyması dikkat çekiyor. Savcılık adına ifade veren psikiyatrist Dr. Avram Mack, Clancy’nin üçüncü çocuğunun doğumundan sonra ciddi depresif dönemler yaşadığını kabul etti ancak tıbbi kayıtlarında psikoz bulunduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt görmediğini söyledi.
Mack, Clancy’nin olay sırasında davranışlarının yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu savundu. Savunma uzmanları ise tam tersine, doğum sonrasında gelişen ağır ruhsal tablonun Clancy’nin gerçeklikle bağını ve davranışlarını değerlendirme kapasitesini ciddi biçimde etkilediğini öne sürüyor.
Bu nedenle jüri yalnızca Clancy’nin bir ruhsal rahatsızlığı bulunup bulunmadığını değil, söz konusu rahatsızlığın çocuklarını öldürdüğü sırada hukuki anlamda cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak seviyeye ulaşıp ulaşmadığını değerlendirecek.

SUÇLU BULUNURSA MÜEBBET HAPİSLE KARŞI KARŞIYA
Clancy, üç ayrı cinayet suçlamasıyla yargılanıyor ve suçlamaları kabul etmiyor. Jürinin Clancy’yi cinayetten suçlu bulması halinde ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği, cezai sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılması halinde ise serbest bırakılmak yerine bir ruh sağlığı kurumunda tedavi ve gözetim altına alınabileceği belirtiliyor.
Dava sırasında Clancy’nin doğum sonrası yaşadığı psikiyatrik sorunlar, kullandığı ilaçlar, tedavi geçmişi ve olaydan önceki davranışları haftalar boyunca mahkemede ayrıntılı şekilde ele alındı. Savcılık onlarca tanık dinletirken savunma da Clancy’nin ailesi ve ruh sağlığı uzmanları dahil 10 tanığın ifadesine başvurdu.
Tarafların uzman tanıklarının ifadelerinin tamamlanmasının ardından davanın kapanış konuşmalarına geçmesi bekleniyor. Jürinin önündeki temel soru ise üç çocuğun ölümüne yol açan eylemler sırasında Clancy’nin ne yaptığını ve yaptığının yanlış olduğunu anlayabilecek ruhsal durumda olup olmadığı olacak.




