Dış politika çevrelerinde yapılan analizlerde, Washington yönetiminin savaşın askeri yollarla kesin bir zaferle sonuçlanacağına yönelik beklentilerinin zayıfladığı, bunun yerine Rusya'nın uzun vadede askeri, ekonomik ve siyasi açıdan yıpratılmasına odaklanan bir stratejinin öne çıktığı ifade ediliyor.
Özellikle ABD merkezli Foreign Policy dergisinde yayımlanan analizlerde, Ukrayna savaşının yalnızca cephede yaşanan bir askeri mücadele olmadığı, aynı zamanda NATO'nun geleceği, Avrupa'nın güvenlik mimarisi ve Batı ittifakı içindeki güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir süreç olduğu vurgulanıyor.
WASHINGTON'DA STRATEJİK HEDEF DEĞİŞİYOR
Analizlerde, ABD yönetiminin savaşın başlangıcındaki hedeflerle bugünkü yaklaşımı arasında önemli farklılıklar bulunduğuna dikkat çekiliyor. Buna göre Washington'da, Rusya'nın tamamen askeri olarak mağlup edilmesinin kısa vadede gerçekçi olmadığı yönündeki değerlendirmeler ağırlık kazanıyor.
Bunun yerine, Rusya'nın uzun süreli bir savaşın maliyetleriyle karşı karşıya bırakılması, ekonomik kaynaklarının tüketilmesi ve askeri kapasitesinin zaman içinde zayıflatılması daha uygulanabilir bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Bu yaklaşım, doğrudan cephede hızlı sonuç almaktan ziyade uzun vadeli baskı kurmayı hedefleyen bir güvenlik politikası anlamına geliyor.
UKRAYNA YENİ NESİL SAVAŞ MODELİNE GEÇİYOR
Foreign Policy'deki değerlendirmelerde Ukrayna'nın savaş konseptini de önemli ölçüde değiştirdiği belirtiliyor.
Buna göre Ukrayna ordusu, klasik kara harekâtları yerine insansız hava araçları, deniz dronları, yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri ve elektronik harp unsurlarına daha fazla ağırlık veriyor.
Düşük maliyetli ancak yüksek etkili insansız sistemlerin, cephedeki dengeleri değiştiren en önemli unsurlardan biri hâline geldiğini değerlendiriyor.
Bu dönüşümün gelecekte diğer ordular için de örnek teşkil edebileceği ifade ediliyor.
NATO İÇİNDE YENİ GÜÇ PAYLAŞIMI TARTIŞMALARI
Yabancı basında yer alan analizlerde savaşın yalnızca Ukrayna-Rusya çatışması olarak değerlendirilmediği de dikkat çekiyor.
Analizlere göre NATO üyeleri arasında savunma harcamalarının paylaşımı, Avrupa'nın güvenlik yükünü üstlenme kapasitesi ve ABD'nin ittifak içindeki rolü yeniden tartışılıyor.
Bu kapsamda, Ukrayna savaşının NATO içerisinde yeni bir güç paylaşımı sürecini hızlandırdığı ve özellikle Avrupa ülkelerinin savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmelerinin beklendiği ifade ediliyor.
Washington'un giderek artan şekilde Avrupa'nın güvenlik yükünü müttefikleriyle paylaşmayı hedeflediğini belirtiyor.
TÜRKİYE'DE GÜNDEM FARKLI, YABANCI BASINDA ODAK NOKTASI BAŞKA
Türkiye'de Ukrayna savaşına ilişkin haberlerde son dönemde daha çok Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomatik girişimleri, ateşkes çağrıları ve NATO Zirvesi kapsamındaki temasları öne çıkıyor.
Buna karşılık yabancı basında savaş, NATO'nun geleceği ve Batı ittifakı içerisindeki stratejik dengelerin yeniden kurulması perspektifiyle ele alınıyor.
Analizlerde, Ukrayna krizinin yalnızca bölgesel bir savaş değil, aynı zamanda ABD ile Avrupa arasındaki güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği küresel bir güç mücadelesi olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
UZUN SOLUKLU MÜCADELE DÖNEMİ ÖNE ÇIKIYOR
Savunma uzmanlarına göre mevcut tablo, savaşın kısa sürede sona ermesinden ziyade uzun yıllara yayılabilecek düşük yoğunluklu ancak yüksek teknolojili bir mücadele dönemine işaret ediyor.
Bu süreçte insansız sistemler, elektronik harp teknolojileri, ekonomik yaptırımlar ve sanayi üretim kapasitesi gibi unsurların, geleneksel askeri güç kadar belirleyici olacağı değerlendiriliyor.
Washington'daki stratejik yaklaşımın bu nedenle "kesin zafer" hedefinden çok, Rusya'nın uzun vadeli kapasitesini sınırlandırmaya odaklanan yeni bir güvenlik anlayışına evrildiğini ifade ediyor.


