İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısı, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. Saldırının ardından ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’de daha güneye doğru ilerlemesini “potansiyel tehdit” olarak değerlendirdiğini söyledi. Huckabee ayrıca İsrail, Türkiye ve Suriye arasında olası bir çatışmayı önlemek amacıyla bir iletişim mekanizması üzerinde çalışıldığını doğruladı. ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da daha önce benzer bir mekanizma üzerinde çalışıldığını açıklamıştı.

Yaşanan gelişmelerin arka planını Türkinform’a değerlendiren Siyaset Bilimci Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, İsrail’in hamlesinin bölgesel güvenlik kaygılarının yanı sıra İsrail’deki seçim atmosferiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gökçe, Netanyahu’nun seçim sürecine, Türkiye’yi sahaya çekme çabasına, Mekke Anlaşması’na ve Suriye-Irak hattındaki terörsüz bölge hedefinin İsrail açısından oluşturduğu tabloya dikkat çekti.

Ali Fuat Gökçe 2

“EN ÖNEMLİ SEBEP İSRAİL’İN SEÇİME GİTMESİ”

Gökçe, İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın bir askeri üssü vurmasının arkasında birçok neden bulunabileceğini ancak bunların içerisinde en güçlü nedenin İsrail’deki seçim süreci olduğunu belirtti. Netanyahu’nun yeni bir algı oluşturarak propaganda malzemesi elde etmeye çalıştığını savunan Gökçe, daha önce İran, Hamas ve Hizbullah üzerinden oluşturulan güvenlik söylemlerinin artık İsrail açısından eski etkisini kaybettiğini ifade etti.

İsrail basınından Ankara analizi: Türkiye'nin yükselişi Tel Aviv'de panik yarattı!
İsrail basınından Ankara analizi: Türkiye'nin yükselişi Tel Aviv'de panik yarattı!
İçeriği Görüntüle

Gökçe, “İran olsun, Hamas olsun, Hizbullah olsun artık onların miadını doldurdu. Yeni bir algı operasyonuna ihtiyaç var. Yahudi halkını, İsrail halkını yeni bir algı üzerinden konsolide etmeye ihtiyaç var” dedi.

Bu yeni algının merkezine Türkiye’nin yerleştirilmeye çalışıldığını belirten Gökçe, Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi çatışmacı bir aktör olarak göstermeye yönelik bir politika izlediğini söyledi.

“TÜRKİYE’Yİ ÇATIŞMACI GÖSTERMEK İSTİYOR”

Türkiye’nin son dönemde dünya kamuoyunda barışçıl ve insani politikalar izleyen bir ülke algısı oluşturduğunu belirten Gökçe, İsrail açısından bu algının tersine çevrilmesinin önem taşıdığını savundu. Gökçe, “Türkiye hem dünya kamuoyunda barışçıl, insancıl politika izleyen bir algı yarattı. Bu algının çözülmesi gerekiyor, tersine çevrilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Netanyahu’nun hem İsrail kamuoyunda hem de uluslararası kamuoyunda Türkiye’ye yönelik yeni bir algı oluşturmaya çalıştığını söyleyen Gökçe, bunun yalnızca açıklamalarla değil, Türkiye’yi sahada karşılık vermeye zorlayacak hamlelerle desteklenmek istendiğini belirtti.

Israilden Suriyeye Hava Saldiris Ebu Zuhur Askeri Havaalani Ni Hedef Alindi.jpg

“TÜRKİYE’Yİ SAHAYA ÇEKMEK İSTİYOR”

Gökçe, İsrail’in Türkiye’yi çatışmacı bir aktör olarak gösterebilmesi için Ankara’nın sahada vereceği bir karşılığın kendisi açısından önemli bir propaganda malzemesine dönüşebileceğini belirtti. Bu nedenle İsrail’in Türkiye’yi kışkırtabilecek provokatif eylemlerde bulunabileceğini belirten Gökçe, “Türkiye’yi sahaya çekebilmek için Türkiye’yi kışkırtıyor. Bu şekilde provokatif eylemler, hareketler yaparak Türkiye’yi kışkırtıp sahaya çekmek istiyor” dedi.

Gökçe, İsrail açısından Türkiye’nin bir İsrail uçağını düşürmesinin ya da kısa süreli bir çatışmaya girmesinin önemli bir propaganda malzemesine dönüşebileceğini ifade etti. “Bütün bu hususlar İsrail’in, Netanyahu’nun istediği durumlar diyebiliriz” diyen Gökçe, Ankara’nın bu nedenle provokasyonlara karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Mekke Anlaşması

MEKKE ANLAŞMASI İSRAİL’İ NEDEN RAHATSIZ EDİYOR?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı’nın da bölgesel dengeler açısından önemli olduğunu belirten Gökçe, anlaşmanın İsrail’in kendisini daha fazla sıkışmış hissetmesine neden olduğunu söyledi. Gökçe, anlaşmaya ilerleyen süreçte başka ülkelerin de katılmasının İsrail açısından daha önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Özellikle Mısır’ın olası katılımına dikkat çeken Gökçe, bunun Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı, karasuları ve deniz yetki alanları bakımından İsrail’in daha önce yaptığı anlaşmalar üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini savundu. Gökçe, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Mısır katıldığından itibaren İsrail’in Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı olsun, karasuları olsun, oradaki deniz yetki anlaşmaları çerçevesinde yapmış olduğu önceki anlaşmalar adeta çöpe gidecek. Bu da İsrail’in canını sıkıyor”

“TERÖRSÜZ BÖLGE İSRAİL’İN KOZLARINI ELİNDEN ALIYOR”

Türkiye’nin Irak ve Suriye’de terörsüz bölge oluşturma hedefinin de İsrail açısından önemli bir gelişme olduğunu belirten Gökçe, bölgede terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesinin İsrail’in kullanabileceği önemli kozlardan bazılarını ortadan kaldıracağını söyledi. Gökçe, “Türkiye ve terörsüz bölge kapsamında İsrail’in elindeki tüm kozlar, yani terör örgütleri kozları da elinden alınmış oluyor” dedi.,

Irak ve Suriye coğrafyasının terör örgütlerinden temizlenmesinin İsrail açısından rahatsızlık oluşturan bir başka gelişme olduğunu belirten Gökçe, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğinin artmasının bölgesel dengeleri değiştirdiğine dikkat çekti.

“GERİLİM SEÇİMLERE KADAR ARTABİLİR”

İsrail’deki seçim sürecinin bölgedeki gelişmeler açısından belirleyici olabileceğini belirten Gökçe, gerilimin seçimlere kadar artarak devam edebileceğini öngördü. Gökçe, seçim sonrasında ise sahadaki askeri hamlelerden ziyade sözlü suçlamaların ve karşılıklı ithamların ön plana çıkabileceğini söyledi.

“İsrail seçimlerine kadar bu artarak devam edebilir. Ancak seçimden sonra sahadan ziyade sözlü olarak birbirine itham şeklinde devam eder, özellikle İsrailli yetkililer” ifadelerini kullandı.

HEDEF: TÜRKİYE ALEYHİNE ULUSLARARASI ALGI OLUŞTURMAK

Gökçe, Netanyahu yönetiminin kısa vadede seçim hesabıyla hareket ederken, uzun vadede Türkiye’ye yönelik uluslararası algıyı değiştirmeyi hedeflediğini savundu. İsrail’in Türkiye’yi çatışmacı bir aktör olarak göstermesinin hem iç hem de dış kamuoyuna yönelik bir propaganda unsuru olduğunu belirten Gökçe, sürecin seçim sonrasında da farklı yöntemlerle devam edebileceğini söyledi. Gökçe sözlerini şöyle tamamladı;

“Amaç seçimden önce hem İsrail kamuoyunu hem de dünya kamuoyunu etkilemek, seçimden sonra ise dünya kamuoyunda Türkiye aleyhine bir ortam oluşturmaktan başka bir politika değil diyebiliriz”

Muhabir: Sümeyye Aksu