Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te yaşanan katliamın üzerinden 33 yıl geçti. Terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıda 33 sivil yaşamını yitirirken, köydeki çok sayıda ev, okul, cami ve diğer yapılar ateşe verilerek kullanılamaz hale getirildi. Katliamın yıl dönümü dolayısıyla Erzincan'da ve Başbağlar Köyü'nde anma programları düzenleniyor. Program kapsamında hayatını kaybeden vatandaşlar için Kur'an-ı Kerim okunuyor, dualar ediliyor ve katliamın yaşandığı bölgedeki anıt mezar ziyaret ediliyor.
İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, anma programı kapsamında Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi İsmail Yücel’i görevlendirdi. Yücel, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Başbağlar Katliamı, sadece Erzincan’ın ya da Kemaliye’nin değil, aziz milletimizin ortak acılarından biridir. Aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen o gece yaşanan vahşetin acısı hâlâ yüreklerimizdedir. Bu tür acılar ancak doğru hatırlanır ve doğru değerlendirilirse milletlerin geleceğine ışık tutabilir. Bana göre Başbağlar’ın bize bıraktığı en önemli ders; terörün hiçbir kimliği, hiçbir inancı ve hiçbir meşruiyeti olamayacağı gerçeğidir” ifadesini kullandı.
“TERÖRÜN BİTMESİ BAŞKA MUHATAP KABUL EDİLMESİ BAŞKA!”
Yücel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 40 yıldır terör örgütüne karşı mücadele verdiğine dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti 40 yılı aşkın süre boyunca bölücü terör örgütüne karşı büyük bir mücadele vermiş, on binlerce evladını şehit vermiş, çok ağır bedeller ödemiş ve bu mücadelede önemli başarılar elde etmiştir. Bu mücadele, milletimizin ortak iradesiyle yürütülmüş tarihî bir mücadeledir. Ancak bugün bizi düşündüren husus, ‘Terörsüz Türkiye’ adı altında yürütülen sürecin, terör örgütünü ve elebaşını dolaylı biçimde meşrulaştıran bir zemine dönüştürülmüş olmasıdır. Biz terörün bitmesini elbette isteriz. Bir tek evladımızın dahi burnunun kanamamasını hepimiz isteriz. Ancak terörün sona erdirilmesi başka şeydir; terör örgütünün siyasal muhatap hâline getirilmesi başka şeydir. Devlet, terörle müzakere ederek değil; hukuk devleti ilkeleri içinde mücadele ederek sonuç alır. Toplumsal hafızanın güçlendirilmesi, adalet duygusunun tam anlamıyla tesis edilmesi ve terörün hiçbir şekilde meşrulaştırılmaması konusunda hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir.”
“BAŞBAĞLAR BU ÜLKENİN ORTAK HAFIZASI”
“Başbağlar katliamı, toplumsal hafızada hak ettiği yeri buluyor mu? Yoksa yeterince konuşulmayan bir acı olarak mı kaldı?” sorusuna Yücel, şu yanıtı verdi:
“Başbağlar, maalesef toplumsal hafızamızda hak ettiği ölçüde yer bulabilmiş değildir. Türkiye’nin ortak acıları arasında hiçbir ayrım yapılmamalıdır. Hangi şehirde, hangi etnik kökenden, hangi inançtan olursa olsun masum insanların hayatını kaybettiği her katliam aynı vicdanla anılmalıdır. Başbağlar da bu ülkenin ortak hafızasıdır. Bir acıyı görünür kılarken diğerini unutturmak doğru değildir. Çünkü ortak vicdan ancak bütün acıları aynı hassasiyetle sahiplenebildiğimiz zaman güçlenebilir.”
“TERÖRÜ BİTİRMEK BAŞKA MAŞRULAŞTIRMAK BAŞKA!”
Yücel, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili de eleştirilerde bulunarak, “Bugün geçmişi konuşurken bugünü de görmezden gelemeyiz. Terör örgütü elebaşına özgürlük taleplerinin dillendirildiği, bunun için düzenlenen mitinglerin meşru gösterilmeye çalışıldığı bir atmosfer; Başbağlar başta olmak üzere bütün terör mağdurlarının vicdanını derinden yaralamaktadır. Terörü bitirmek başka şeydir; terörü meşrulaştırmak bambaşka bir şeydir. Bu iki kavramın birbirine karıştırılmasını doğru bulmuyorum” görüşünü dile getirdi.
BAŞBAĞLAR KATLİAMI YETERİNCE AYDINLATILDI MI?
“Katliamın tüm yönleriyle aydınlatıldığına inanıyor musunuz? Hâlâ cevap bekleyen sorular olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna Yücel, “Toplum vicdanının tam anlamıyla tatmin olduğunu söylemek maalesef mümkün değildir. Aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ zihinlerde cevap bekleyen sorular bulunmaktadır. Bu da ailelerin ve milletimizin adalet beklentisini canlı tutmaktadır” yanıtını verdi.

“ADALET ZEDELENİRSE HAFIZA DA ZEDELENİR”
Yücel, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Hukuk devletinin görevi sadece suçluları cezalandırmak değil, aynı zamanda gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkararak toplum vicdanını tatmin etmektir. Ben bu değerlendirmeyi sadece bir siyasetçi olarak yapmıyorum. Kemaliye’de doğmuş büyümüş, on yıl boyunca Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı Başkanlığı yapmış, Başbağlar’ın bulunduğu coğrafyanın insanını, kültürünü ve ruhunu yakından tanıyan biri olarak söylüyorum: Bugün yaşanan gelişmeler karşısında, Başbağlar’da şehit edilen 33 vatandaşımızın ve terörle mücadelede hayatını kaybeden bütün şehitlerimizin aziz hatırasına daha büyük bir hassasiyet gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Adalet duygusu zedelenirse, toplumsal hafıza da zedelenir.”
“MİLLETLER HAFIZALARI KADAR GÜÇLÜDÜR!”
“Genç kuşaklar Başbağlar Katliamı'nı yeterince biliyor mu? Tarih bilincinin güçlendirilmesi için neler yapılmalı?” sorusuna Yücel, şu yanıtı verdi:
“Maalesef gençlerimizin önemli bir kısmı Başbağlar’ı yeterince bilmiyor, tanımıyor. Oysa milletler hafızaları kadar güçlüdür. Geçmişini unutan toplumlar, benzer acılar karşısında daha savunmasız hâle gelir. Gençlerimize acıları kin ve nefret üretmek için değil; birlik, kardeşlik, hukuk devleti ve demokrasi bilincini güçlendirmek için anlatmalıyız. Başbağlar’ın genç nesillere aktaracağı en önemli mesaj; terörün her türlüsüne karşı ortak duruş sergilemek, millet olma şuurunu güçlendirmek ve farklılıklarımızı ayrışma sebebi değil zenginlik olarak görebilmektir. Şunu samimiyetle ifade etmek isterim ki; bugün yaşanan gelişmeler karşısında şehitlerimizin aziz hatırası önünde hangi vicdanla konuşacağımızı, onların emanetine nasıl sahip çıktığımızı hep birlikte muhasebe etmek zorundayız. Çünkü Başbağlar bize sadece geçmişi değil, bugünü de sorgulatmaktadır. Terörsüz bir Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Ancak terörün veya terör örgütü elebaşının meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir anlayışın; ne Başbağlar’ın ruhunda ne de aziz milletimizin vicdanında kabul görmesi mümkün değildir.”
TÜRKİYE'NİN HAFIZASINDAKİ ACI OLAYLARDAN BİRİ
Başbağlar Katliamı, Türkiye'nin yakın tarihindeki en kanlı sivil saldırılarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Aradan geçen 33 yıla rağmen yaşanan acı unutulmazken, saldırıda hayatını kaybeden 33 sivil her yıl düzenlenen törenlerle rahmet ve saygıyla anılıyor. Başbağlar'da yükselen dualar, terörün yol açtığı acıları bir kez daha hafızalara taşırken, benzer olayların bir daha yaşanmaması temennisi dile getiriliyor.





