18 Nisan 2025 tarihinde gerçekleşen olayda, borcunu tahsil etmek için bir iş yerine giden Durmuş Ali Arslan, tartıştığı Sebahattin Sunbat’ın babası Hamit Sunbat’ı tabancayla vurarak ölümüne sebep olmuştu. Mahkeme, sanığın "savunma amaçlı ateş ettim" yönündeki beyanlarını yerinde bulmayarak, hem cinayetten hem de yaralamaya teşebbüs suçlarından hüküm kurdu.
"KORKTUĞUM İÇİN HAVAYA ATEŞ ETTİM" SAVUNMASI
Duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan tutuklu sanık Durmuş Ali Arslan, olay yerine öldürme kastıyla gitmediğini öne sürdü. Alacağını konuşmak için orada bulunduğunu belirten Arslan, üzerime yürüdüler, silahı olduğunu bildiğim için korktum ve kendimi savunmak amacıyla havaya ateş ettim dedi. Maktul Hamit Sunbat’a yönelik doğrudan bir eylemi olmadığını savunan Arslan, olayın bir "kaza" ve "taksir" sonucu yaşandığını iddia ederek beraatını talep etti.

MÜŞTEKİ AVUKATI: "OLAY PLANLI BİR CİNAYETTİR"
Sunbat ailesinin avukatı Mehmet Nasih Aydın ise sanığın olay yerine silahıyla hazırlıklı bir şekilde gittiğini vurguladı. "Hedefte sapma" iddialarını reddeden Aydın, sanığın kapalı bir alanda, yan yana oturan kişilere doğrudan ateş ettiğini ifade etti. Arslan'ın asıl hedefinin Sebahattin Sunbat olduğunu ancak merminin babasına isabet ettiğini belirten avukat, olayın tesadüfi değil planlı bir öldürme girişimi olduğunu savundu.
MAHKEMEDEN MÜEBBET VE EK HAPİS CEZALARI
Mahkeme heyeti, taraf avukatlarının beyanlarının ardından nihai kararını açıkladı. Durmuş Ali Arslan, Hamit Sunbat’a yönelik "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bununla yetinmeyen mahkeme, Sebahattin Sunbat’a yönelik "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 10 yıl, ruhsatsız silah taşımaktan ise 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Sanığın bir başka kişiye yönelik "tehdit" suçu ise adli para cezasına çevrildi.

ANTALYA SİYASETİNDE ŞOK ETKİSİ YARATMIŞTI
Olayın yaşandığı dönemde Durmuş Ali Arslan’ın geçmişte Millet İttifakı Aksu Belediye Başkan Adayı olması ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter Yardımcılığı gibi üst düzey görevlerde bulunması, kentte geniş yankı uyandırmıştı. Borç-alacak ilişkisinin kanlı bir hesaplaşmaya dönüşmesi ve saygın bir bürokratın müebbet hapis cezası alması, davanın Antalya kamuoyu tarafından yakından takip edilmesine neden oldu.





