Ankara 36. Bölge Mahkemesi'nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı için verdiği 'mutlak butlan' kararı, ana muhalefet partisinde adeta deprem etkisi yarattı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Yargıtay'a taşımak için düğmeye basarken, TÜRKINFORM muhabiri Sema Ersoy'a konuşan Avukat Ferhat Can Atıcı, partide taşları yerinden oynatacak hukuki senaryoları tek tek açıkladı. Kararın perde arkasını, hukuki geçerliliğini ve Yargıtay sürecinde yaşanabilecek tüm kırılma noktalarını analiz eden Atıcı, mahkemenin ihtiyati tedbir kararıyla mevcut statükonun devamını resmen engellediğini vurguladı.

"YÖNETİMİN HUKUKİ DURUMU DOĞRUDAN ETKİLENDİ"
Mahkemenin verdiği kararın hukuki boyutunun CHP içinde tam bir kırılma noktası yarattığını belirten Avukat Ferhat Can Atıcı, mevcut yönetimin meşruiyetinin tartışmaya açıldığını ifade ederek süreci şu sözlerle ortaya koydu:
"İstinaf dairesinin vermiş olduğu karar, hukuki sonucu itibarıyla CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlanla hükümsüz sayılması anlamına gelmektedir. Bu karar yalnızca 38. Olağan Kurultay’ı değil, bu kurultaydan sonra gerçekleştirilen olağan ve olağanüstü kurultayları, bu kurultaylarla birlikte alınan kararları ve mevcut parti yönetiminin hukuki durumunu da doğrudan etkilemektedir."
"ESKİ YÖNETİM TEDBİREN GÖREVE DÖNÜYOR"
Kararın en kritik ve sert sonucunun ihtiyati tedbir kararı olduğunun altını çizen Atıcı, mahkemenin mevcut parti yapısına doğrudan müdahale ettiğini belirtti. Kararın geçmişe dönük bir tespitten çok daha fazlası olduğunu söyleyen Atıcı, fiili sonuçları şu şekilde aktardı:
"Kararın en önemli sonuçlarından biri de ihtiyati tedbir kararıdır. Zira mutlak butlan kararlarının kural olarak kesinleşmeden icrası mümkün değilken, mahkemenin ayrıca ihtiyati tedbir kararı vermek suretiyle mevcut statükonun devamını engellediği ve 38. Olağan Kurultay öncesindeki yönetimin tedbiren göreve dönmesine hükmettiği görülmektedir. Bu yönüyle karar, sadece geçmiş kurultayın geçerliliğine ilişkin bir tespit değil, aynı zamanda parti yönetiminde fiili ve hukuki sonuç doğuran bir müdahale niteliğindedir."

"CEZA YARGILAMALARI VE DELEGE İRADESİ ESAS ALINDI"
Mahkemenin bu sarsıcı karara ulaşırken dayandığı gerekçelerin de siyasi tartışmaları alevlendirecek nitelikte olduğunu kaydeden Atıcı, delege iradesine yönelik iddiaların kararın merkezinde yer aldığını vurgulayarak şunları kaydetti:
"Kararın gerekçesine bakıldığında, kurultaya ilişkin yürütülen ceza yargılamalarının ve delege iradesinin sakatlandığına yönelik iddiaların esas alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun derneklere ilişkin hükümlerinin kıyasen siyasi partilere uygulanması suretiyle mutlak butlan sonucuna ulaşıldığı görülmektedir."
"YARGITAY ÖNÜNDE CİDDİ BOZMA SEBEPLERİ VAR"
Hukuki açıdan bundan sonra neler olabileceğini ve olası senaryolarını değerlendiren Avukat Ferhat Can Atıcı, kararın kesin bir hüküm olmadığını ve Yargıtay denetiminde tartışılabilecek çok ciddi açıklar barındırdığını ifade etti. Yüksek mahkemede ileri sürülebilecek bozma gerekçelerini ve hukuki senaryoları şu sözlerle sıraladı:
"Kanaatimizce kararın Yargıtay denetiminde tartışılabilecek ciddi hukuki yönleri bulunmaktadır. İlk olarak, siyasi parti kurultayları and seçim süreçleri bakımından görev ve yetki meselesi önemlidir. Anayasa ve seçim hukukuna ilişkin düzenlemeler çerçevesinde bu alanın ne ölçüde adli yargının, ne ölçüde seçim kurullarının denetiminde olduğu hususu Yargıtay önünde önemli bir bozma sebebi olarak ileri sürülebilir. İkinci olarak, kararın dayanakları arasında gösterilen ceza yargılamalarının henüz kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanmadığı görülmektedir. Kesinleşmemiş ceza dosyalarının hukuk yargılamasında delege iradesinin sakatlandığına ilişkin kesin delil gibi değerlendirilmesi hukuken tartışmalıdır. Bu nedenle delillerin değerlendirilmesi yönünden de kararın Yargıtay incelemesinde bozulması gündeme gelebilir."

"SOMUTLAŞTIRMA YAPILMADA KURULTAYI SİLMEK SORUNLU"
Delege iradesinin sakatlandığına dair iddiaların altının boş kaldığını ve somut kanıtlar sunulmadan tüm kurultayın iptal edilmesinin demokratik ilkelere aykırı olduğunu belirten Atıcı, Yargıtay aşamasındaki en güçlü argümanı şu şekilde açıkladı:
"Üçüncü olarak, delege iradesinin sakatlandığı iddiası bakımından somutlaştırma sorunu bulunmaktadır. Genel ifadelerle bazı delegelerin iradesinin etkilendiğinden bahsedilmesi yeterli değildir. Hangi delegenin, kim tarafından, hangi vaat veya menfaatle, ne şekilde etkilendiğinin ayrı ayrı ve gerekçeli biçimde ortaya konulması gerekir. Bu somutlaştırma yapılmadan kurultayın tümden hükümsüz sayılması, hukuki güvenlik ve demokratik temsil ilkeleri bakımından sorunlu görünmektedir. Sonuç olarak bu karar bakımından; görev ve yetki tartışması, kesinleşmemiş ceza yargılamalarının delil olarak kullanılması, delege iradelerinin hangi somut olaylarla sakatlandığının yeterince ortaya konulmaması ve ihtiyati tedbirin kapsamı Yargıtay incelemesinde bozma sebebi yapılabilecek başlıca hususlardır."
"DOĞRUDAN ANAYASA MAHKEMESİNE GİDİLEMEZ"
Bundan sonraki hukuki takvimi, yargı sürecinin nasıl ilerleyeceğini ve krizin çözüm yollarını netleştiren Avukat Ferhat Can Atıcı, izlenecek yasal rotayı şöyle özetledi:
"Bundan sonraki süreçte, aleyhine karar verilen taraf kararı temyiz kanun yoluna götürebilir. Olağan kanun yolları tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılamaz. Ayrıca ihtiyati tedbir kararı da esasla birlikte verildiği için, temyiz dilekçesinde ihtiyati tedbir kararına da itiraz edilebilecektir."





