Boşanma ve hakaret davalarında dava açamamanın temel nedeni olarak sıklıkla yüksek avukatlık ücretleri ve yargı harçları gösteriliyor. Ancak hukuki mevzuat ve uygulamalar birlikte ele alındığında, yurttaşların adalete erişiminde asıl sorunun sistemin işleyişi olduğu görülüyor. Türkinform muhabiri Sema Ersoy’a konuşan Avukat Hanife Tuğçe Söyü Yılmaz, adli yardım mekanizmasının yeterince bilinmediğini, boşanma davalarının zorlaşmasının temel nedeninin ise hâkimlerin geniş takdir yetkisi ve uzun yargılama süreçleri olduğunu söyledi.

“ADLİ YARDIM VAR AMA KAMUOYU BUNU BİLMİYOR”
Avukat Hanife Tuğçe Söyü Yılmaz, toplumda yaygın olan “parası olmayan dava açamıyor” algısının her zaman gerçeği yansıtmadığını belirterek, adli yardım sistemine dikkat çekti. Maddi durumu yetersiz olan kişilerin bunu mahkemeye belgeleyerek ispatlaması halinde yargı harçlarından muaf tutulabildiğini ifade eden Yılmaz, bağlı bulunulan baroya başvurulması durumunda ücretsiz avukat desteği de sağlanabildiğini söyledi.
Yılmaz, “Yargı harçları ve avukatlık ücretleri hak aramada caydırıcı gibi görünse de boşanma davalarında meseleyi yalnızca maliyetlere indirgemek doğru değil. Adli yardım müessesesi doğru işletildiğinde kişileri ciddi anlamda rahatlatıyor” dedi.
![]()
ASIL TIKANIKLIK HAKİMİN TAKDİR YETKİSİ VE UZAYAN DAVALAR
Boşanma davalarının zorlaşmasının temel nedeninin, taraflardan yalnızca birinin boşanmak istemesinin yeterli olmaması olduğunu vurgulayan Yılmaz, Aile Mahkemesi hakimlerinin geniş bir takdir yetkisine sahip olduğuna dikkat çekti. Taraflar birlikte boşanmak istediklerini beyan etse dahi hâkimin evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığı kanaatine varması halinde boşanma kararı vermeyebildiğini hatırlatan Yılmaz, tek taraflı boşanma taleplerinde ise ispat yükünün süreci yıllara yaydığını söyledi.
“Biz hukukçular arasında bu konuda ciddi bir görüş birliği var” diyen Yılmaz, “Taraflardan biri boşanmak istiyorsa hakimin takdir yetkisi olmamalı. Öncelikle boşanma kararı verilmeli; nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi hususlar sonraki aşamada değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
ŞİDDET DOSYALARI MANEVİ YIPRANMAYA DÖNÜŞÜYOR
Şiddet iddiası bulunan boşanma dosyalarının mağdurlar açısından ağır bir sürece dönüştüğünü belirten Yılmaz, şiddetin boyutundan bağımsız olarak mağdurun ispat yüküyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Tanık dinlenmesi, tarafların tekrar yüz yüze gelmesi, uzaklaştırma kararları ve uzun duruşma aralıklarının süreci adeta bir “manevi işkenceye” çevirdiğini ifade eden Yılmaz, “Bu süreç maddi değil, en çok manevi olarak yıpratıyor” dedi. Yılmaz’a göre şiddet iddiası bulunan dosyalarda Aile Mahkemesi hâkimi zaman kaybetmeden, en geç bir ay içinde boşanma kararı vermeli ve mağduru evlilik birliği içinden çıkarmalı.

HAKARET DAVALARINDA CMK DEĞİL, SAVCILIK SÜRECİ İŞLİYOR
Hakaret davalarına ilişkin kamuoyunda sıkça yanlış bilinen bir noktaya da açıklık getiren Yılmaz, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında görevlendirilen ücretsiz avukatların yalnızca şüpheli veya sanıklar için söz konusu olduğunu vurguladı. Hakaret suçunun mağduru olan kişilerin CMK kapsamında avukat atanmasından yararlanamadığını belirten Yılmaz, sürecin farklı işlediğini söyledi.
Yılmaz, “Hakaret suçunun mağduru olduğunu düşünen bir kişi Cumhuriyet Başsavcılığına ya da en yakın karakola başvurarak suç duyurusunda bulunabilir. Bu başvuru herhangi bir harca tabi değildir. Savcılık süreci kendiliğinden yürütür. Hukukumuzda kişinin avukatla temsil edilme zorunluluğu yoktur. Zorunlu müdafilik halleri bunun dışındadır” ifadelerini kullandı.




