DEHB; kişinin dikkatini sürdürme, dürtülerini kontrol etme ve hareketlerini düzenleme konusunda yaşadığı güçlüklerle kendini gösterebilen nörogelişimsel bir bozukluk. Belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor. Bazı kişilerde dikkatsizlik ön plandayken, bazılarında hiperaktivite ve dürtüsellik daha belirgin olabiliyor.
SON YILLARDA NEDEN DAHA ÇOK KONUŞULUYOR?
DEHB tanılarındaki artış, bozukluğun toplumda gerçekten daha yaygın hale gelip gelmediği sorusunu da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre bu artışın tek bir nedeni bulunmuyor. DEHB konusunda farkındalığın yükselmesi, belirtilerin daha iyi tanınması ve daha önce tanı almayan kişilerin sağlık hizmetlerine başvurması, tanı sayılarındaki artışta rol oynayabiliyor. Özellikle çocukluk döneminde dikkat sorunlarının yalnızca “ders çalışmama” veya “yaramazlık” olarak görülmesi yerine değerlendirilmesi, DEHB'nin daha erken fark edilmesini sağlayabiliyor.
DEHB NE KADAR BİLİNİYOR?
Peki son yıllarda DEHB gerçekten arttı mı, yoksa artık daha fazla tanı mı konuluyor? Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Bu soru hem ailelerin hem de eğitimcilerin en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Kısa cevap şu: DEHB'nin biyolojik temeli yeni ortaya çıkmış değil. Ancak bugün onu çok daha iyi tanıyor ve daha sistematik değerlendirebiliyoruz. Bunun yanında dijital yaşam, yoğun ekran kullanımı ve çevresel stresler dikkat sorunlarını artırabiliyor; fakat bunlar tek başına DEHB oluşturmaz. DEHB, nörogelişimsel bir bozukluktur ve tanısı yalnızca dikkat dağınıklığına bakılarak konulmaz. Tanı için belirtilerin çocukluk döneminden beri bulunması, birden fazla ortamda görülmesi ve günlük işlevselliği belirgin şekilde etkilemesi gerekir” bilgisini paylaştı.
HER DİKKAT SORUNU DEHB MİDİR?
Şen, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Bir şema terapisti olarak konuya bakarsam eğer, ‘Dikkatini versen yaparsın’ ya da "biraz daha gayret et’ cümlelerini duyan çocuklar zamanla başarısızlık, kusurluluk ve cezalandırıcılık şemaları geliştirebilir. Oysa çoğu çocuk gerçekten istemediği için değil, dikkatini düzenlemekte zorlandığı için başarısız olur. Sorun davranışın kendisi kadar, çocuğun bu davranış üzerinden kendisini nasıl tanımlamaya başladığıdır. DEHB'li çocukların çoğu ilgi duydukları alanlarda uzun süre odaklanabilir; mesele dikkat eksikliği değil, dikkati düzenleme güçlüğüdür. Ülkemizde neredeyse her ailenin yapabildiği bir yanlış var. O da; her unutkanlığı veya hareketliliği DEHB olarak yorumlamaktır. Aynı şekilde her DEHB belirtisini ‘yaramazlık’ diye açıklamak da doğru değildir. Sağlıklı değerlendirme; aile, öğretmen ve ruh sağlığı uzmanının ortak gözlemiyle yapılmalıdır. Son olarak şunu eklemek isterim, DEHB'nin popülasyonda artmasından çok, onu fark etme becerimiz arttı. Ancak her dikkat sorunu da DEHB değildir.”
Kısacası, DEHB tanılarındaki artış doğrudan “DEHB artık çok daha fazla görülüyor” anlamına gelmiyor. Artan farkındalık ve daha fazla kişinin değerlendirmeye başvurması da bu tablonun önemli bir parçası olabilir.




