DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yasal düzenlemelerin zorunlu olduğunu ifade ederek, sürecin çeşitli gerekçelerle ertelenmesini kabul etmediklerini dile getirdi. Açıklamada ayrıca sürecin ilerlemesinde esas sorumluluğun iktidar ve devlette olduğu vurgulandı.
"YASAL SÜRECİN GECİKTİRİLMESİ DOĞRU DEĞİL"
Koçyiğit, sürecin ilerlemesi için Meclis’in ve tüm siyasi aktörlerin sorumluluk alması gerektiğini belirterek, yasal düzenlemelerin ertelenmesinin sürece zarar verdiğini ifade etti. Koçyiğit açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce de burada konuştuk: İktidar kanadından da kulislere yansıyan bilgiler, yaptıkları açıklamalar vardı. Nisan ayında yani Ramazan Bayramı’ndan sonra yasal düzenlemeleri yapacaklarına dönük bir bilgilendirme ve kanaat oluşmuştu. Ancak halihazırda hiçbir gelişme olmadığını görüyoruz. Sürecin ilerlemesi, sürecin derinleşmesi ve sonu kalıcı bir hale gelmesi için yasal adım atılması gerekli değil. Yasa yapma ihtiyacının zorunluluğu açık ve net. Çeşitli gerekçelerle yasal sürecin geciktirilmesini doğru bulmadığımızı, kabul etmediğimizi ve bunun sürece katkı sunmadığının da altını çizmek istiyorum. Bugünden yarına bütün siyasi partilerin sürecin ilerlemesi için sorumluluk alacakları bir noktada durması gerekiyor.”
Koçyiğit ayrıca, sorumluluğun esas olarak hükümette olduğunu belirterek şunları ekledi:
“İktidar sorumludur, icra makamındadır. Devletin de tabii ki sorumluluğu vardır. Bu barış hepimizin barışıdır ve hepimize sorumluluk yüklüyor. Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda her birimizin sorumluluğu var. Ancak esas sorumluluk hükümette ve devlettedir. Halihazırda bize ulaşan yeni bir gelişme yoktur.”
"SOSYAL DEVLET TASFİYE EDİLİYOR"
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis gündemindeki sosyal hizmetler kanun teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin sosyal devlet anlayışından uzak olduğunu ve kamusal sorumlulukları zayıflattığını savundu. Koçyiğit, teklifin hak temelli bir yaklaşım taşımadığını belirterek sosyal devletin tasfiye edildiğini ileri sürdü. Koçyiğit, Meclis’te görüşülen teklifin çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve engellilere yönelik düzenlemeler içerdiğinin ifade edildiğini ancak içeriğinin bununla uyumlu olmadığını belirterek, düzenlemenin sosyal hizmetleri kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkararak piyasa ve yardım temelli bir yapıya dönüştürdüğünü söyledi. Koçyiğit konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis’te haftalardır konuştuğumuz sosyal hizmetler kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi var. Gördüğünüz gibi adı bile çok uzun, okuması bile bir mesele haline gelmiş. Şimdi burada sosyal devletin ilkesinin bir gereği olarak çocukların, kadınların, yaşlıların, engellilerin korunmasına dair bir yasa teklifi getirdiğini ifade ediyor iktidar. Fakat teklifin bütününe baktığımızda bunun aslında tam tersine bir düzenleme olduğunu görüyoruz. Şimdi sağlık ve sosyal hizmetler, çalışma yaşamı, dijital alan gibi aslında birbiriyle çok doğrudan ilişkili olan alanlarda yapılan bu düzenlemenin hak temelli, eşitlikçi ve kamusal bir perspektiften çok uzak. Daha ziyade aslında sorunları parçalayan, birbirinden ayrıştıran ve kamusal bir perspektiften çok uzak kamusal yükümlülükleri geri çeken ve daha ziyade bu meseleyi bir piyasaya bırakan ya da bir lütuf, bir yardım meselesine dönüştüren bir yaklaşımın bütün yasanın ruhuna ve maddelerine sindiğini görebiliyoruz. Şimdi açık ve net ifade edelim: Burada teknik bir düzenlemenin çok ötesinde aslında sosyal devletin tasfiye edildiğini görüyoruz. Devletin sorumluluklarını görmezden geldiğini ve bu konuda aslında kendisini sürecin dışına atmaya çalışan bir düzenleme yaptığını da ifade edelim.”
"ESAS SORUMLULUK HÜKÜMETTEDİR"
Açıklamasının sonunda Koçyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için tüm siyasi partilerin sorumluluk alması gerektiğini belirterek, “Esas sorumluluk hükümettedir ve devletin üzerindedir” ifadelerini yineledi.




