Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’da gerçekleştirilen görüşmede dile getirdiği ifadeleri kaleme alan gazeteci Ruşen Çakır, söz konusu görüşmeye ilişkin dikkat çeken ayrıntıları yazısında paylaştı. Öcalan’ın şubat ayı başında İmralı’da gerçekleştirilen görüşmede yaptığı açıklamaları kaleme aldı. Çakır’ın güvenilir kaynaklara dayandırdığı yazısında, Öcalan’ın çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu, bölgesel savaş ihtimallerine dikkat çektiği ve Devlet Bahçeli hakkında dikkat çeken ifadeler kullandığı aktarıldı.
"SURİYE’DE GAZZE KOKUSU ALDIM"
Öcalan, Suriye’de yaşanan gelişmelerin büyük bir çatışmaya dönüşebileceğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Şeyh Maksut meselesini başlatan güçler Türk-Kürt ilişkilerini önümüzdeki yüz yılda bir kanlı ilişkiye dönüştüreceklerdi. Kobani de kalmazdı. Kürtler direnirdi, kim kazanır kim kaybeder belli değil ama kesinlikle Gazze kokusu aldım. Gazze’de Filistin ne kadar kazandıysa Kürtler de o kadar kazanırdı. Hatta dünya Gazze’nin arkasında oysa Kürtler yalnız kalacaktı ve Suriye’de Kürt diye bir şey kalmayacaktı. Sen istediğin kadar dağda ben varım de. Destan da olabilirdi. Ama sonuç ne olurdu? Devrimci olan sonucu da hesaplamalıdır. Kazanımı hesaplamayan bir devrimci toplumu savunamaz.”
"SADECE SURİYE DEĞİL BU SÜREÇ BERHAVA OLURDU"
Öcalan, olası bir çatışmanın sadece Suriye’yi değil tüm süreci etkileyeceğini belirterek şunları söyledi:
“Yeniden büyük bir savaş ve çatışmanın içine çekmek istediler. Belli ki anlaşmışlar. Halep’te bu masayı devirmek istediler. Bu ciddi bir durumdu. Mektup yazdım, Şahin ciddiye almış. Elbette kötü bir çıkış oldu ama daha büyük ve yanlış bir savaşa girilmedi. Kandil de rahatsız olmuş, bence hiç rahatsız olunacak bir durum değildir. Çünkü ilk kez kendi irademizle bir savaşa girmedik. Son çatışmayı böyle yaşasaydık, sadece Suriye değil bu süreç berhava olurdu. Yüz yıla yayılan bir savaş olurdu. Haseke ve diğer kentlerde on binlerce kişi ölürdü.”
"YÜZ YIL DAHA SAVAŞALIM, KÜÇÜLEN BİZ, BÜYÜYEN İSRAİL OLUR"
Öcalan, bölgesel gelişmeler ve uluslararası dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması şeklinde bir diyalektik üzerine kurmuştur. Bu çok açık ki İngiliz aklıdır. Londra merkezli Siyonizm gelişiyor. Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur. İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye’dir. Haçlıdan beri tarihsel planı bozan Kürtlere öfke var. Arapları anti-Türk yaptılar. Şimdi başarmaya çalıştıkları şey ise anti-Türk olan bir Kürdü yaratmaktır" açıklamasını yaptı.
"BÜYÜK ACILAR ÇEKİLDİ, 40 YILDAN ÇOK RAHATSIZIM"
Bebek katili Öcalan, geçmiş süreçte yaşanan çatışmalara ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dikkat çeken ifadeler kullandı ve şu sözleri dile getirdi:
“Hayıflanıyorum. Büyük acılar çekildi. 40 yıldan çok rahatsızım. Doğrular yapılsaydı 90’larda bitirirdik. Buna hayıflanıyorum, uzatılmıştır. Böyle yaşamalarından sıkılıyorum. Sınırlı bir çaba ile bunları telafi etmeye çalışıyoruz. Çözüm olamayınca, çıkmaz seni boğar. Benim mücadele tarzım silahla olmadı ama çıkan sonuçtan sorumluyum.”
"BU SÜREÇ BOZULURSA BÜYÜK YIKIM OLUR"
Öcalan, çözüm sürecinin başarısız olması halinde ciddi sonuçlar doğacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu çözüm sonuca ulaşmazsa mutlaka bir taraf sizi ezecek. Bizim silah ile işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. ‘Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde’ diye başlatmadık bu süreci. Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur. 2012’de eğer bu süreç nihayete ermezse 100 bin kişilik ordu çıkar karşınıza demiştim, süreç beni Rojava’da doğruladı. Şimdi de bu süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. İran var, Irak var. Kürt güçlerinin hali bellidir. Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum. Olası bir gelişmeden haberdar ediyorum. Sizin idealiniz dediğiniz çözüme imza atmak istiyorum. Bu işi hal etmek gerekir. Binlerce can var.”
"BAHÇELİ İNANILIR GİBİ DEĞİL"
Terörö örgütü PKK elebaşı Öcalan, Devlet Bahçeli hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulunarak şunları söyledi:
“Türkiye’de cesur olan Devlet Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve ‘kurucu önderi esas alın’ diyor. Evet ikinci Sevr’e gidiliyor. Balkanlardaki durum gibi. Siyaset ‘terörist başı ile görüşmem’ diyordu. Bahçeli en son cesurca ‘Ben giderim’ dedi. İnanılır gibi değildir. En büyük rakibim, bunu söylüyor. Ama muhalefet diye geçinenler gelmedi. 60 milyon Kürt kitlesi var. İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar.”
"RUHEN BU STATÜ İLE YAŞAYAMAM"
Öcalan, bulunduğu koşullara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir… Ne kuştur ne devedir… Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı iş yapıyorum. Ama ‘Öyle kal, gerisini biz yaparız’ denemez. Siyasetin durumu budur.”
SELAHATTİN NE YAPABİLİR?"
Öcalan, sürece ilişkin tartışmalarda adı geçen Selahattin Demirtaş hakkında da konuşarak, “Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama ‘Öcalan ile olmaz’ diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin diyorlar. Selahattin ne yapabilir? Ben karamsar değilim. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim” ifadelerini kullandı.
"BANA BEBEK KATİLİ DENEMEZ"
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan, kendisine yönelik kullanılan ifadelere tepki göstererek geçmişten bugüne yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve şu sözleri dile getirdi:
“40 yıldır katlandım bu tarza ama bana sorun, nasıl katlandım. ‘Bebek katili’ tanımlaması yaptılar. Bana bebek katili denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum ama artık bana çektiremeyecekler. Savaşın da barışın da sahibi kendileri olacak. Beni kendi savaş tarzlarına alet edemezler. Devlet de imhada ısrar ediyorsa onlara da söylüyorum; madem öyle gidin terör ile mücadele eden siyasetçilerinizle terörü bitirin. Harekete de söylüyorum; o zaman gidin kendi savaş tarzınızla beni alet etmeden yürütün.”
"DAVUL BOYNUMDA VE HER GELEN VURUYOR"
Öcalan, sürece yönelik eleştiriler ve baskılara ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Davulu boynuma asıp herkes istediği tokmağı vuramayacak. Varsa yetenekleri uygulayabilirler yok eğer bana mal edilecekse, böyle olmaz. Şimdi göreve beni çağırdılar. 40 tane tokmak çıkmış davula vur da vur. Bu sese nasıl dayanılır? Davul boynumda ve her gelen vuruyor. Davul sesi korkunç. Kakofoniden barış sesi duyulmuyor. Ses duyulmuyor. Bunu niye uzatıyoruz? Toplumun yüzde 80’i barış istiyor. Yönteme destek ise yüzde 20 deniyor.”
"DEVLETİN DEMOKRATİK KANADI OLURUM"
Bebek katili Öcalan, çözüm süreci ve siyasi düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak kendi rolüne dair dikkat çeken ifadeler kullandı ve şunları söyledi:
“İcranın başında benim olmam lazım. Stratejik amacım barış ve bunu gerçekleştirmeliyim. Kandil özgürlüğümü dile getiriyor. Ama yanlış sözlerle ifade etmemeliler. Özgürlüğüm icra için gerekli. Ben burada da kalabilirim. Ama yasa bütün arkadaşları kapsamalı. Bazı arkadaşlar için sınırlı bir siyaset yasağı da olabilir. Örneğin beş yıl gibi. Meclis’e gelmeyeceğiz, ancak diğer siyasi haklarımızı koruyacağız. Sürekli siyaset yapacağız. Bunların hepsini kapsayan bir demokratik siyaset koşulu gerekir. Meclis buna dair bir karar alırsa, süreç uzamaz. A noktası merkezi ise B noktası yereldir. Savunmasız değiliz; en otoriter, en kurallı, kanunları en çok bilen bir demokratik cumhuriyet grubuyuz. Bu sürecin yaratıcısı, bu kadar kitlenin yol göstericisi olarak ben de devletin demokratik kanadı olurum.”
"YASANIN OLDUĞU YERDE SİLAH OLMAZ"
"Öcalan, çözümün hukuki ve siyasi zeminde ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak yasal düzenlemelere işaret etti ve şu ifadeleri kullanarak, “Bu mücadele uzlaşmaya dayalıdır. Devlet Kürtleri resmi olarak kabul etmiyor. Zamanla Kürtleri anayasal olarak tanıyan bir devlet gerçekliğine ulaşmak gerek. Kürtler hukuk kapsamında değildir. Suriye’de ve Türkiye’de Anayasa kapsamına almak istiyoruz. Bunu Anayasaya nasıl taşıracağız? Savaş yerine yasayı düşüneceğiz. Demokratik siyaset yasalaşacak. Yasanın olduğu yerde silah olmaz. Demokratik siyaset olarak bu konuştuklarımız yasalaştıktan sonra hukuk olur” dedi.




