Deprem anında doğru bilinen yanlışlar ve ilk 72 saatte yapılan hatalar, afetin sonuçlarını daha da ağırlaştırabiliyor. Uzmanlar, özellikle panikle hareket etmek, güvenli alan yerine tehlikeli bölgelere yönelmek ve ilk saatlerde iletişim ile temel ihtiyaçlar konusunda hazırlıksız yakalanmanın ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Peki deprem anında ve sonrasındaki ilk 72 saatte vatandaşların yaptığı en kritik hata ne?
Türkiye’nin deprem gerçeğiyle sık sık karşı karşıya kaldığına dikkat çeken uzmanlar, toplumdaki afet bilincinin yalnızca deprem sonrasında değil, deprem gerçekleşmeden önce alınacak önlemlerle güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Deprem çantası hazırlığından toplanma alanlarının bilinmesine, doğru tahliye davranışından ilk 72 saatte nasıl hareket edilmesi gerektiğine kadar birçok konuda bireysel hazırlığın hayati önem taşıdığı belirtiliyor.
“SADECE YAPISAL KAYNAKLI DEĞİL!”
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Bakın hem deprem sırasındaki kaçış binalara güvensizlikten kaynaklanıyor ama asıl yaralanma ve maalesef ölümlerin en az yüzde 3'ü de binaların içindeki eşyalar mobilyalar makineler veya malzemelerden kaynaklanıyor. Yani ölüm veya yaralanma ya da sakat kalma sadece yapısal kaynaklı değil bilakis yapısal olmayan eşyalar mobilyalar makineler veya işte sebil gibi fotokopi makinesi gibi veya işte şirketlerdeki dolaplar ya da raflar ve raflar içerisindeki malzemelerin devrilmesi sonucu oluşuyor. Elbette depremle beraber ikinci afetler dediğimiz yangınlar karşımıza sık çıkan ikinci afetler olarak yaralanma ölüm ve sakat kalmaya sebebiyet veriyor” ifadesini kullandı.
“TSUNAMİYE KARŞI DİKKATLİ OLSUNLAR!”
Sel, heyelan veya kaya düşmesi gibi olaylarda depremin sarsıntıyla karşımıza çıkan ikincil bir problem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Barış, konuşmalarını şu sözlerle tamamladı:
“Eğer kıyıya yakın büyük bir depremde ise de diğer bir tehlike maalesef tsunami olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle denize yakın sahillerde yaşayan veya sahilde bulunan insanlarında hazırlık anlamında depreme değil tsunamiye de karşı bir hazırlıklı olmaları gerekiyor. Bir yangını nasıl söndürmeleri veya yangından dumandan özellikle nasıl korunmaları gerektiğini de söylüyor. Çünkü depremlerle beraber bunlar tetiklenen ikincil afetlerdir. O yüzden mutlaka toplumun deprem bilinci yeterli seviyede mi sorusuna baktığımızda bu seviyenin maalesef yetersiz olduğunu söylüyorum. Sadece deprem bilinci değil, biz bunu afet bilinci olarak söylemek zorundayız. Çünkü gerek trafik kazaları, gerek seller, heyelanlar şu anda tabii ki gerek küresel ısınma nedeniyle su kıtlığı, kuraklık ve iklim değişikliği de maalesef bizi etkileyecek önemli afetlerden birisidir. Bu nedenle sadece vatandaşların depreme karşı değil aynı zamanda bu tür afetlere karşı da bilinçlerinin artması, hazırlık yapmaları gerekiyor.”




