Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala, eğitim sisteminde uzun süredir devam eden sorunlar yeniden gündeme geldi. Öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, ücretli öğretmenlik, okul güvenliği ve eğitimde fırsat eşitsizliği gibi başlıklar tartışılırken, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, eğitim sisteminin mevcut durumunu ve yeni dönemde yaşanabilecek sorunları Türkinform’a değerlendirdi.

“EĞİTİM-ÖĞRETİM TAKVİMİ TAMAM, EĞİTİME HAZIRLIK TAMAM DEĞİL”

Kadem Özbay, okulların yeni döneme hazırlanması konusunda her yıl benzer açıklamaların yapıldığını ancak öğretmen açığı, derslik yetersizliği, ikili eğitim ve personel eksikliği gibi sorunların çözülemediğini ifade etti. Özbay, her yıl “hazırlıklarımız tamam” açıklaması yapılmasına rağmen sahadaki sorunların kronikleştiğini belirterek kamusal eğitimin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Özbay, kent merkezlerinde 40 kişilik sınıfların artık olağan hale geldiğini, bazı dersliklerde öğrenci sayısının 45-50’ye, hatta 60’a kadar çıkabildiğini belirterek eğitim sisteminin temel sorunlarının yalnızca takvim hazırlamakla çözülemeyeceğini savundu.

Eğitim Şiddet

“KAYNAK YOK DEĞİL, TERCİH KAMUSAL EĞİTİMDEN YANA DEĞİL”

Eğitim politikalarının aynı zamanda bir ülkenin geleceğe bakışını gösterdiğini belirten Özbay, eğitimin her çocuğun eşit hakkı olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Özbay, eğitim alanındaki sorunların yalnızca kaynak yetersizliğiyle açıklanamayacağını belirterek, “Eğitime yapılan yatırım, bir iktidarın ülkenin geleceğine verdiği değerin göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitimde yaşanan sorunların çözümü için kamusal eğitimin önceliklendirilmesi gerektiğini savunan Özbay, kaynakların çocukların eşit ve nitelikli eğitim almasını sağlayacak alanlara yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“100 BİNE YAKIN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN ÇALIŞTIRILIYOR”

Özbay, öğretmen ihtiyacı ile gerçekleştirilen atamalar arasındaki büyük farka dikkat çekti. Öğretmen açığının önemli göstergelerinden birinin yaklaşık 100 bine yakın ücretli öğretmenin çalıştırılması olduğunu belirten Özbay, ücretli öğretmenlik uygulamasının geçici olmaktan çıkarak kalıcı bir istihdam biçimine dönüştüğünü savundu.

Ücretli öğretmenlerin iş güvencesinden yoksun şekilde çalıştırılmasına tepki gösteren Özbay, öğretmenlik mesleğinin yalnızca çalışılan saat üzerinden ücretlendirilen geçici bir iş olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Özbay, yaz tatilinde işsiz kalan, eğitim-öğretim yılı başladığında yeniden göreve başlayan öğretmenlerin çalışma koşullarının sürdürülebilir olmadığını belirterek çözümün mülakat sisteminin kaldırılması ve gerçek öğretmen ihtiyacı kadar kadrolu atama yapılması olduğunu ifade etti.

Muhtemel Eğitim Süresi Tr

YKS’de ibre geleceğin mesleklerine döndü! Gençler artık bu soruyu soruyor
YKS’de ibre geleceğin mesleklerine döndü! Gençler artık bu soruyu soruyor
İçeriği Görüntüle

“FIRSAT EŞİTLİĞİ SÖYLEMİ GERÇEĞİ AÇIKLAMIYOR”

Eğitimde fırsat eşitliği tartışmasına da değinen Özbay, çocukların eğitime aynı koşullarda başlamadığını belirtti. Ailelerin ekonomik durumlarının çocukların eğitim olanaklarını doğrudan etkilediğini savunan Özbay, bu nedenle yalnızca fırsat eşitliğinden söz edilmesinin yeterli olmadığını söyledi. Devlet okullarında eğitim gören öğrencilerin ailelerinin de kırtasiye, servis, kıyafet, beslenme ve yardımcı kaynak gibi giderlerle karşı karşıya kaldığını belirten Özbay, eğitim maliyetlerinin giderek ailelerin üzerine bırakıldığını ifade etti.

Özbay, bir öğrencinin özel ders ve çeşitli eğitim desteklerinden yararlanabilirken başka bir öğrencinin okula aç gidebildiğine dikkat çekerek, eğitimin ailenin ekonomik gücüne bağlı olmaması gerektiğini vurguladı.

“EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK SAĞLANMALI”

Çocukların temel eğitim ihtiyaçlarının kamusal bir hak olarak karşılanması gerektiğini belirten Özbay, özellikle okullarda öğrencilere ücretsiz yemek verilmesi çağrısında bulundu. Özbay, öğrencilerin yalnızca derslik ve öğretmen ihtiyacının değil, beslenme gibi temel ihtiyaçlarının da eğitim hakkının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Okul Güvenlik

OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU

Eğitim kurumlarında güvenlik konusunun da ertelenemez bir sorun olduğunu belirten Özbay, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kadrolu güvenlik personeli istihdamının bulunmamasını eleştirdi. Bazı okulların güvenlik ihtiyacını velilerin desteğiyle karşılamaya çalıştığını belirten Özbay, geçici personel uygulamalarının okul güvenliğine kalıcı çözüm getiremeyeceğini ifade etti.

Özbay, güvenli okul ortamının öğrenciyi, öğretmeni ve veliyi tanıyan, eğitimli ve kadrolu personel aracılığıyla oluşturulabileceğini söyledi.

“GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİKÇİ OKUL DEĞİLDİR”

Okullardaki sorunların yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini belirten Özbay, akran zorbalığı, öğrencilerin yalnızlaşması ve psikolojik sorunların da eğitim ortamının önemli problemleri arasında yer aldığını ifade etti. Özbay, bu sorunların yalnızca dedektör gibi güvenlik uygulamalarıyla çözülemeyeceğini belirterek okullarda kadrolu temizlik ve güvenlik personelinin yanı sıra güçlü rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini söyledi.

Daha küçük sınıfların ve depreme dayanıklı okul binalarının da güvenli eğitim ortamının temel unsurları arasında olduğunu belirten Özbay, okul güvenliğinin bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini vurguladı.

“EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK GELECEĞİ DE ETKİLİYOR”

Eğitim sistemindeki eşitsizliklerin yalnızca bugünün değil, ülkenin geleceğinin de sorunu olduğunu ifade eden Özbay, çocukların ailelerinin gelir düzeyine ve yaşadıkları bölgeye göre farklı eğitim olanaklarına sahip olmasının kabul edilemez olduğunu savundu.

Özbay, kamusal eğitimin güçlendirilmesi, okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesi, öğretmen açığının kapatılması ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirterek yeni eğitim-öğretim yılında da bu başlıkların çözüm beklediğini ifade etti.

Muhabir: Sümeyye Aksu