Bir zamanlar akşam sofraları vardı; göz göze gelinen, seslerin birbirine karıştığı, çocukların hikâyelerini anlattığı sofralar… Şimdi ise aynı evin içinde, aynı masada, ama farklı dünyalarda yaşıyoruz. Bir elimizde telefon, diğerinde kaygı; farkında olmadan hayatımızı ekranlara devrettik.

Sosyal medya hayatımıza girdi, kabul. Ama biz onu hayatımızın merkezine koyduk. Günün büyük kısmı artık orada akıyor: kısa videolar, bitmeyen akışlar, yapay kahramanlar… Çocuklarımız ise bu dünyanın içinde büyüyor. Gerçek ile kurgu arasındaki çizgi silindi. Oyunlarda savaşan, ekranda kabadayılık izleyen, “güç” ve “ün” kavramını yanlış yerden öğrenen bir nesil yetişiyor.

Daha acısı şu: Biz onları izlediğimizi sandık, oysa onlar bizden çoktan uzaklaştı. Kendi dünyalarını kurdular. O dünyada şiddet sıradan, saygı zayıflık, sabır ise gereksiz görülüyor. Son dönemde artan okul saldırıları, disiplin sorunları ve gençler arasındaki şiddet dili; buzdağının sadece görünen yüzü. Altta ise ihmal edilmiş bir eğitim, zayıflayan aile bağı ve kontrolsüz bir dijital alan var.

Gerçek şu ki; çocuklarımızı kaybetmedik ama kaybetmeye çok yaklaştık. Ve hâlâ zaman varken yönümüzü değiştirmek zorundayız.

Peki ne yapmalı? Çare nerede?

Bu mesele tek başına ailelerin, öğretmenlerin ya da devletin değil; hepimizin meselesi. Ama çözüm de mümkündür—net, kararlı ve uygulanabilir adımlarla:

1. Sosyal medya düzeni şart
• 16 yaş altına yönelik içerikler sıkı denetlenmeli
• Şiddet, zorbalık ve suçu özendiren içerikler hızla kaldırılmalı
• Platformlara ağır yaptırımlar uygulanmalı
• Aileler için “ebeveyn kontrol sistemleri” zorunlu ve kolay kullanılabilir hale getirilmeli

2. Aile yeniden merkez olmalı
• Evde “ekransız saatler” belirlenmeli
• Anne-baba çocukla gerçek temas kurmalı (sohbet, birlikte vakit, ortak sorumluluklar)
• Çocuğun dijital hayatı bilinmeli, ilgilenilmeli ama baskı değil rehberlik yapılmalı

3. Eğitim sistemi güçlendirilmeli
• Okullarda “dijital okuryazarlık” zorunlu ders olmalı
• Değerler eğitimi yeniden ciddiyetle ele alınmalı
• Rehberlik servisleri aktif hale getirilmeli, psikolojik destek artırılmalı

4. Okul güvenliği artırılmalı
• Okullarda giriş-çıkış denetimleri sıkılaştırılmalı
• Güvenlik personeli ve kamera sistemleri yaygınlaştırılmalı
• Riskli öğrenciler erken tespit edilip takip edilmeli

5. Devlet acil eylem planı oluşturmalı
• Gençlik ve çocuk politikaları yeniden ele alınmalı
• Sosyal medya platformlarıyla ulusal düzeyde bağlayıcı anlaşmalar yapılmalı
• Sokak, okul ve dijital alan birlikte düşünülerek güvenlik stratejisi kurulmalı

6. Alternatif alanlar oluşturulmalı
• Spor, sanat ve kültürel faaliyetler yaygınlaştırılmalı
• Gençlerin enerjisini doğru yönlendirecek merkezler artırılmalı
• Mahalle kültürü ve sosyal bağlar yeniden canlandırılmalı

Son söz:
Biz ekranlara bakarken çocuklarımız karanlığa bakmasın.
Geç kalmadan, görmezden gelmeden, ertelemeden…
Çünkü bir nesil kaybolursa, bir ülke yönünü kaybeder.