AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda 1939 Erzincan Depremi’ne atıf yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin yönetiminin depremzedelere “8 çivi” dağıttığını söyleyerek CHP’yi afet politikaları üzerinden eleştirdi. Ancak arşiv belgeleri ve akademik çalışmalar, felaketin ilk saatlerinden itibaren yürütülen haberleşme, yardım ve yeniden inşa sürecine dair ayrıntılı veriler içeriyor.
İLK TELGRAFLAR: “ŞEHİR BAŞTANBAŞA ENKAZ YIĞINI”
Depreme ilişkin ilk bilgi 27 Aralık 1939 sabahı saat 06.30’da Dumanlı İstasyonu’ndan çekilen telgrafla ulaştı. İstasyon Memuru Cenan Bey, gece saat 02.00’de şiddetli bir sarsıntı yaşandığını, hat ve köprülerde hasar bulunduğunu bildirdi.
Yaklaşık iki saat sonra Erzincan Valisi Osman Nuri Tekeli ile Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı General Muharrem Mazlum İşkora’nın Ankara’ya gönderdiği telgrafta durumun vahameti açıkça ifade edildi: Hükümet konağı, ordu müfettişliği, orduevi, postane ve en sağlam binalar dahil olmak üzere şehirdeki yapıların yıkıldığı, Erzincan’ın “baştanbaşa enkaz yığını” haline geldiği, çok sayıda ölü ve yaralı bulunduğu, birçok kişinin enkaz altında olduğu bildirildi.
Acil ihtiyaç listesinde ekmek başta olmak üzere gıda maddeleri, ilaç, doktor ve çok sayıda çadır yer aldı. Aynı gün saat 11.15’te gönderilen ikinci telgrafta çarşının tamamen yıkıldığı ve kısmen yandığı, şehirde ciddi yiyecek sıkıntısı yaşandığı belirtildi. Refahiye’de de önemli ölçüde can kaybı olduğu ve acil yardım gerektiği kaydedildi.

RAPORDA, ULAŞIM KRİZİ VE İLK İMDAT GİRİŞİMLERİ TEK TEK KAYDEDİLDİ
Kış şartları ve hasar gören demiryolu hatları nedeniyle yardım trenlerinin Erzincan’a ulaşması zorlaştı. Erzurum ve Sivas’tan çıkan ilk imdat trenleri hat tahribatı nedeniyle şehre varamadı. Telefon ve telgraf hatlarının zarar görmesi haberleşmeyi güçleştirdi. Kemah–Erzincan hattındaki bozuk kesimlerin onarılmasına başlandı. Erzurum–Tercan arasındaki köprü hasarları da ulaşımı engelledi.
28 Aralık’ta Dahiliye ve Sıhhat Vekillerinin bölgeye gitmesi kararlaştırıldı. Sivas’tan hareket eden bir imdat treninde 280 işçi arama-kurtarma için yola çıktı. Elazığ’dan 2.000 ekmek, bir doktor, hasta nakil aracı ve ilaç gönderildi. Tunceli merkezli Dördüncü Umumi Müfettişliği’nden hareket eden askeri heyet, 100 çadır, 1.000 kaput, 1.000 kg makarna, 2.000 kg şeker, 100 kg çay, 1.000 kg kuru üzüm, 500 kg konserve ve sağlık malzemeleriyle yola çıktı.
29 Aralık’ta ilk imdat treninin Erzincan’a ulaştığı, 300 yataklı bir hastanenin “1 Nolu Kızılay Yardım Hastanesi” olarak hizmet vermeye başladığı kaydedildi.
KIZILAY VE ULUSAL SEFERBERLİK
Kızılay Cemiyeti 27 Aralık 1939’da 500 çadır, 1.000 battaniye, 1.000 gömlek, 1.000 don ve 15.000 lira nakdi yardımı Erzincan’a gönderme kararı aldı. Çevre vilayetlerden her gün 2.000–2.500 kilogram ekmek sevk edilmesi için valiliklere talimat verildi. Ulusal basın yardım kampanyaları başlattı; özellikle İstanbul’da sanayi ve iş çevrelerinin topladığı yardımlar gazetelerde yayımlandı. Dumlupınar Vapuru ile yardım gönderilmesi kararlaştırıldı.
Arama-kurtarma çalışmalarının aksamasını önlemek amacıyla 3 Ocak 1940’ta Bakanlar Kurulu kararıyla Erzincan’a yolcu taşınması geçici olarak yasaklandı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de yayımladığı mesajda deprem nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
KENTİN TAŞINMASI VE YENİDEN PLANLANMASI
Ömer Kıral’ın 2001 yılında TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın hakemli meslek yayını PLANLAMA Dergisi’nde yayımlanan “1939 ve 1992 Erzincan Depremleri Şehircilik Düzenimizde Hasar Yarattı mı?” başlıklı makalesine göre, Erzincan birkaç yapı dışında tamamen yıkıldı.
Raporda, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı koşullarında ve kurumsal afet yönetim mekanizmalarının sınırlı olduğu bir dönemde, Erzincan’a özel yasal düzenlemeler geliştirildiği belirtiliyor. Deprem sonrası geçici iskan alanları demiryolunun yaklaşık 1 kilometre kuzeyinde kuruldu; daha sonra kentin bütün olarak 1–1,5 kilometre kuzeye taşınmasına karar verildi.
Yeni Erzincan planlı biçimde inşa edildi. Avusturya’dan getirilen prefabrik konutlar 400–600 metrekarelik arsalar üzerinde 2–3 odalı ve tek katlı olarak yapıldı. 1948 tarihli yasa kapsamında yaklaşık 2.000 konut hak sahiplerine krediyle verildi. Kentte 1–2 katlı yapılaşma esas alındı; depreme dayanıklı inşa kuralları getirildi ve bunların dışına çıkılmadı.

“8 ÇİVİ” BENZETMESİ VE BELGELERİN ORTAYA KOYDUĞU TABLO
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1939 Erzincan Depremi sonrasında “8 çivi” dağıtıldığını söyleyerek dönemin afet anlayışını eleştirdi. Ancak resmi telgraflar, Kızılay sevkiyatları, askeri yardım organizasyonları ve şehircilik kararları; felaketin ardından hem acil yardım hem de uzun vadeli yeniden yerleşim politikalarının devreye alındığını gösteriyor. Tartışma sürerken, hakemli meslek dergisinde yayımlanan akademik çalışma ve arşiv belgeleri, 1939 Erzincan Depremi’nin yalnızca büyük bir yıkım değil, aynı zamanda Türkiye’de planlı yeniden inşa ve afet sonrası kent taşınması deneyiminin erken örneklerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.





