İsrail'de yayımlanan bir gazetesinin raporları ve saha anlatıları, askerlerin sivil ölümleri, yağma ve işkence olayları nedeniyle derin bir vicdani hesaplaşma içinde olduğunu gösteriyor.
GAZZE'DEN DÖNEN ASKERLERİN VİCDAN AZABI: İTİRAFLAR ORDUYU SARSTI
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlarında görev alan askerlerin terhis sonrası yaptıkları itiraflar, bölgede yaşanan insani dramın sadece mağdurlar üzerinde değil, failler üzerinde de kalıcı izler bıraktığını ortaya koyuyor. Ülkenin saygın gazetelerinden Haaretz’in derlediği bilgilere göre, Gazze’den dönen askerler arasında intihar vakaları, ağır depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) oranlarında patlama yaşanıyor. Birçok asker, "ilahi adalet" vurgusu yaparak yaşadıkları kabusların peşlerini bırakmadığını dile getiriyor.
SAHADA YAŞANANLARIN PERDE ARKASI: YAĞMA VE KEYFİ İNFAZLAR
Geri dönen askerlerin itiraflarında en sık rastlanan başlıkların başında, askeri gereklilikle açıklanamayan sivil ölümleri geliyor. Birçok asker, angajman kurallarının sahada esnediğini ve silahsız kişilerin "potansiyel tehdit" bahanesiyle hedef alındığını kabul ediyor. Ayrıca, Filistinlilere ait evlerin ateşe verilmesi, değerli eşyaların yağmalanması ve sivil halka yönelik sistematik kötü muamele sahneleri, askerlerin psikolojik dünyasında ağır bir yük oluşturmuş durumda.
TRAVMATİK ANLATILAR: "O SAHNELER PEŞİMİZİ BIRAKMIYOR"
Askerler, sivil yerleşim birimlerinde şahit oldukları veya bizzat dahil oldukları işkence sahnelerinin uykularını böldüğünü ifade ediyor. Haaretz’e konuşan bazı yedek askerler, Gazze’de bulundukları süre boyunca kendilerini "dokunulmaz" hissettiklerini ancak eve döndüklerinde gerçekle yüzleştiklerini belirtiyor. Yapılan yorumlarda, askerlerin birçoğunun sivil hayata adapte olamadığı ve "yaptıkları zulümlerin bedelini ruhsal çöküşle ödedikleri" değerlendirmeleri yapılıyor.
ORDUNUN ETİK DEĞERLERİ ÜZERİNE SERT TARTIŞMALAR
Bu sarsıcı itiraflar, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) içerisindeki etik değerler tartışmasını yeniden alevlendirdi. Askerlerin anlatımları, ordunun "dünyanın en ahlaklı ordusu" olduğu yönündeki resmi söylemiyle ciddi bir tezat oluşturuyor. Toplumun bir kesimi bu durumu savaşın kaçınılmaz bir sonucu olarak görse de, ciddi bir kesim ordunun denetim mekanizmalarının çöktüğünü ve bu ahlaki erozyonun toplumsal bir felakete dönüşeceğini savunuyor.
İLAHİ ADALET VE VİCDANİ HESAPLAŞMA
Gazze’den dönen askerlerin anlatılarında dikkat çeken bir diğer unsur ise manevi çöküş. Birçok asker, hayatlarının geri kalanında bu sahnelerle nasıl yaşayacaklarını sorgularken, kamuoyunda bu durum "yapılan haksızlıkların ilahi bir karşılığı" olarak yorumlanıyor. Psikologlar, askerlerin yaşadığı bu durumu "ahlaki yaralanma" (moral injury) olarak tanımlarken, bu durumun hem bireysel düzeyde hem de ulusal çapta derin yaralar açmaya devam edeceği öngörülüyor.




