1990’lı yıllarda Türkiye’nin en çok tartışılan iş insanlarından biri iş insanı Halil Bezmen oldu. Bezmen, hem İSKİ Skandalı sonrası yaşanan süreçte hem de tarihi eser kaçakçılığı iddialarıyla uzun süre kamuoyunun gündeminde yer aldı.
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜKLERİNDENDİ
İş dünyasının önemli ailelerinden biri olarak bilinen Bezmen, özellikle 1990’lı yıllarda kamu ihaleleri, mali soruşturmalar ve yargı süreçleriyle dikkat çekti. Bezmen ailesine ait şirketler dönemin en büyük sanayi grupları arasında gösteriliyordu.
1993 yılında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarıyla Türkiye siyasetinde büyük kırılma yaratmıştı. O dönem patlak veren soruşturmalar yalnızca belediye yönetimlerini değil, iş dünyasıyla kurulan ilişkileri de gündeme taşıdı. Süreç, dönemin siyasi atmosferini derinden etkileyen olaylardan biri olarak hafızalara kazındı.
Soruşturmalar sırasında adı sık sık gündeme gelen Halil Bezmen hakkında mali suçlar ve çeşitli ticari işlemler nedeniyle davalar açıldı. Bezmen ilerleyen yıllarda yurt dışında yaşamaya başladı.
TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI İDDİASI
Halil Bezmen’in adı daha sonra tarihi eser kaçakçılığı iddialarıyla yeniden gündeme geldi. Türkiye’den yurt dışına kaçırıldığı öne sürülen bazı tarihi eserlerle ilgili yürütülen soruşturmalarda Bezmen hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi. Özellikle Osmanlı ve Anadolu tarihine ait bazı eserlerin yasa dışı yollarla çıkarıldığı iddiaları uzun süre tartışıldı.
33 YIL SONRA GELEN AÇIKLAMA
Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan Halil Bezmen 33 yıl sonra İSKİ skandalı ve tarihi eser kaçakçılığı suçlamalarına yönelik açıklamalarda bulundu. Bezmen, katıldığı bir programda kamuoyunda İSKİ skandalı olarak bilinen belediyelere klor satmak için rüşvet verdiği iddialarının doğru olmadığını söyledi.
O dönem Türkiye’deki tek klor fabrikasının kendisine ait olduğunu ve tüm Türkiye’deki belediyelerin içme suyunda kullanılan kloru kendisinden almak zorunda olduğunu ve dolayısıyla ‘Tekel’ olduğunu söyleyen Bezmen “Dolayısıyla ben niye tekel olduğum bir konuda belediyeye mal satmak için rüşvet vereyim? Ben zaten fiyatı ben tayin ediyorum, zaten rakibim yok. Nitekim bir gazeteci de dedi ki; 'Eğer rüşveti veren Halil Bezmen değil de rüşveti alan Halil Bezmen diye dava açılsaydı, bu dava daha az mantıksız olurdu' dedi.” İfadelerini kullandı.
"DEVLETİ MEDYA PATRONLARI KONTROL EDİYOR"
Hakkındaki tarihi eser davasına ilişkin de konuşan Bezmen, bir konteynerle Amerika’ya ev eşyası gönderdiğini ve konteynerdeki 450 parça eşyanın 180’inin tarihi eser olduğunun iddia edildiğini söyledi. Konteynerler gönderilirken devletin müze memurlarının damga vurduğunu belirten Halil Bezmen, 180 parça tarihi eser kaçakçılığının mümkün olamayacağını o kadar eserle müze bile kurulabileceğini ifade etti.
Tarihi eser kaçakçılığı iddialarının ardından dönemin bir medya patronu ile yaptığı konuşmayı da aktaran Bezmen, şu ifadeleri kullandı;
Telefonu açtım Türkiye’nin o zamanki 3 numaralı gazetesinin sahibine. Dedim 'Ya sen bunları biliyorsun, evimi de biliyorsun, bunlar tarihi eser değil.' Gülüyor da adam. 'Evet' dedi, 'Bunu hepimiz biliyoruz, hepimiz gülüyoruz' dedi.
Ama dedi, 'Sana yardım edemeyiz. Çünkü Türkiye’nin en kuvvetli medya grubu bu iddiayı destekliyor, bu iddianın arkasında. Biz şimdi öbür medya grubuna savaş açacak halimiz yok' dedi.
Ben iş adamıyım dedi, 'Benim işim adaleti sağlamak değildir, adaleti sağlamak devletin işidir' dedi. Sonra dedi ki: Ama ne var ki devleti bazı medya patronları kontrol edebiliyorlar. Sen de kaderine küseceksin Halilciğim dedi bana. O gene güldü, herkes gülüyordu.
Sonra seneler sonra bu eşyaların tarihi eser olmadığı mahkeme tarafından, bilirkişiler bulundu edildi filan çıktı. Hiçbiri tarihi eser değildi, bir tanesi bile değildi. Hiç, sıfır
Ve bu eşyaların hepsi açık halka açık bir müzayede yapıldı, katalog filan yaptım, dağıttım. Bunların hepsi satıldı. Hiçbir müze de gelip 'Ya bu tarihi eser' demedi. Hiçbir alacaklı da gelip 'Ya bana borcu vardı' demedi. Satıldı gitti.
Bu tarihi eser kaçakçılığı da bu. Yani böyle bir müze var, müzenin memurları, devlet memurları, imzalar atılıyor bilmem ne, mali polis geliyor... Oysa hepsi boş çıkıyor, bir iftira çıkıyor. Böyle bir iş durum.

UĞUR DÜNDAR’LA ARASINDA HAFIZALARA KAZINAN OLAY
1994 yılında İSKİ klor davası ve tarihi eser kaçakçılığı iddiaları nedeniyle ABD’ye giden iş insanı Halil Bezmen’in Connecticut’taki malikanesinin kapısına dayanan Uğur Dündar, "Sayın Bezmen, lütfen kapıyı açar mısınız?" anonsuyla tüm Türkiye’nin hafızalarına kazınmıştı. Yaşanan olayda malikanenin bahçıvanı ile Arena ekibi arasında çıkan ve fiziki kavgaya dönüşen görüntülerle trajikomik bir hal almıştı.




