Savaşın ilk günlerinde İran’da büyük bir şok yaşandı. Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey isimlerin hedef alındığı saldırılar, devlet yapısında ciddi bir sarsıntıya yol açtı. Komuta kademesinde oluşan boşluk, İran ordusunun koordinasyon kabiliyetini zayıflatırken, hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde devre dışı bırakılması ülkeyi daha savunmasız hale getirdi. Yoğun bombardıman sonucu enerji altyapısı, askeri üsler ve stratejik noktalar ağır hasar aldı. İranlı yetkililere göre çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi hayatını kaybederken, binlerce kişi de yaralandı. Bu durum, ülke genelinde hem insani hem de ekonomik açıdan derin bir krizi beraberinde getirdi.

KÖRFEZ’E YAYILAN ÇATIŞMA
İran, saldırılara karşılık olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt başta olmak üzere birçok ülkede ABD ve İsrail bağlantılı hedeflere yönelik misilleme saldırıları düzenledi. Enerji tesisleri, limanlar ve askeri noktalar hedef alınırken, bölgedeki hava sahası ve deniz trafiğinde ciddi aksaklıklar yaşandı. Körfez’deki gerilimin hızla yayılması, çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp çok taraflı bir krize dönüşmesine neden oldu. Uzmanlar, bu genişlemenin kontrol altına alınamaması halinde savaşın daha büyük bir bölgesel çatışmaya evrilebileceği uyarısında bulunuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ
İran’ın en kritik hamlesi, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alması oldu. Bu adım, sadece enerji piyasalarını değil, küresel ticaretin önemli bir bölümünü de doğrudan etkiledi. Tanker geçişlerinin durma noktasına gelmesi, sigorta maliyetlerinin katlanması ve alternatif güzergahların yetersiz kalması krizi daha da derinleştirdi. Uluslararası Enerji Ajansı, yaşanan durumu “tarihin en büyük arz şoklarından biri” olarak tanımlarken, uzmanlar boğazın uzun süre kapalı kalmasının küresel tedarik zincirlerinde kalıcı hasar bırakabileceğini belirtiyor.

KÜRESEL EKONOMİ SARSILDI
Savaşın etkisi enerjiyle sınırlı kalmadı. Brent petrol fiyatı 70 dolardan 105 dolara yükselirken, doğalgaz ve gübre fiyatlarında da sert artışlar görüldü. Fatih Birol, krizin devam etmesi halinde küresel ekonomide ciddi bir durgunluk yaşanabileceğini vurguladı. Özellikle gübre fiyatlarındaki artış, tarımsal üretimi doğrudan etkileyerek gıda krizine zemin hazırlıyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesi sanayi üretimini baskılarken, enflasyonun küresel ölçekte yeniden tırmanışa geçmesi bekleniyor. Bu tablo, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kırılganlığı daha da artırıyor.
ABD-AVRUPA GERİLİMİ TIRMANDI
Savaş, ABD ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıklarını daha görünür hale getirdi. Donald Trump, Avrupa ülkelerinin yeterli destek vermediğini savunarak sert eleştirilerde bulunurken, Keir Starmer’ı hedef alan açıklamaları dikkat çekti. Avrupa tarafı ise savaşın kendi çıkarlarına hizmet etmediğini ve sürece dahil edilmeden alınan kararların riskleri artırdığını dile getiriyor. NATO içinde yaşanan bu fikir ayrılıkları, ittifakın geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

RUSYA VE UKRAYNA DENKLEMİ
Savaşın dolaylı kazananlarından biri Rusya oldu. ABD’nin petrol arzını dengelemek amacıyla yaptırımları gevşetmesi, Moskova’nın gelirlerini artırdı. Vladimir Zelenskiy ise bu durumun Rusya’nın savaş kapasitesini güçlendirdiğini belirterek tepki gösterdi. Aynı zamanda Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasında savunma alanında yeni iş birliklerinin gündeme gelmesi, savaşın farklı cephelerde yeni dengeler oluşturduğunu ortaya koyuyor.
DİPLOMASİ TRAFİĞİ HIZLANDI
Krizin daha da büyümesini önlemek amacıyla Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan diplomatik girişim başlattı. Hakan Fidan’ın da katıldığı temaslarda ateşkes ihtimali ve müzakere zemininin oluşturulması ele alınıyor. Özellikle bölgesel aktörlerin devreye girmesi, savaşın kontrol altına alınması açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Ancak sahadaki askeri hareketliliğin devam etmesi, diplomatik çabaların kısa vadede sonuç vermesini zorlaştırıyor.





