Çalışma hayatında dengeleri değiştirecek karar Yargıtay’dan geldi. Olayın merkezinde ise yeni iş vaadine güvenerek mevcut işinden ayrılan bir çalışan yer aldı. İddiaya göre dış ticaret uzmanı olarak çalışan kişi, başka bir şirketle görüşmeler yaptıktan sonra yeni iş için anlaşma sağladı. Taraflar arasında ön protokol imzalandı ve çalışan da bu anlaşmaya güvenerek mevcut işinden istifa etti. Ancak süreç beklenmedik şekilde tersine döndü. Yeni işverenin yabancı personel çalışma izni için gerekli işlemleri tamamlamaması nedeniyle işe giriş süreci durdu. Böylece çalışan hem eski işini kaybetti hem de yeni işine başlayamadı. Yaşanan mağduriyet sonrası konu yargıya taşındı.
İLK MAHKEME “SÖZLEŞME YOK” DEDİ
Dosyaya ilk bakan İş Mahkemesi, çalışma izni tamamlanmadığı için iş sözleşmesinin resmi olarak yürürlüğe girmediğini belirterek davayı reddetti. Mahkeme, ortada aktif bir iş sözleşmesi bulunmadığı için işverenin sorumlu tutulamayacağı görüşünü savundu. Ancak süreç burada bitmedi. Dosyanın Yargıtay’a taşınmasının ardından karar tamamen değişti. Yüksek Mahkeme, yalnızca resmi sözleşmeye değil taraflar arasında oluşan güven ilişkisine dikkat çekti.
YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararında “dürüstlük kuralı” ve “sözleşme öncesi sorumluluk” ilkesini esas aldı. Yüksek Mahkeme’ye göre bir işverenin çalışanı işe alacağı yönünde güven oluşturması ve kişinin buna dayanarak mevcut işinden ayrılması önemli bir hukuki sorumluluk doğuruyor. Kararda, işverenin süreçten son anda vazgeçmesinin çalışanın maddi ve manevi kayıp yaşamasına neden olduğu vurgulandı. Bu nedenle işverenin tazminat ödemesi gerektiği yönünde değerlendirme yapıldı. Hukukçular, bu kararın özellikle işe alım süreçlerinde şirketlerin çok daha dikkatli davranmasına yol açacağını ifade ediyor.
İŞ DÜNYASINDA ALARM ETKİSİ YARATTI
Kararın ardından insan kaynakları ve iş hukuku çevrelerinde büyük tartışma başladı. Çünkü özel sektörde özellikle üst düzey pozisyonlarda çalışanların “kesin işe alım” sözüyle iş değiştirdiği çok sayıda örnek bulunuyor. Bundan sonra şirketlerin sözlü vaatler konusunda daha temkinli davranacağı, adaylara verilen teklif süreçlerinin daha resmi ilerletileceği belirtiliyor. İşverenlerin, adayları mevcut işlerinden ayrılmaya yönlendiren ifadeler kullanırken hukuki riskleri de hesaba katması gerekecek.
ÇALIŞANLAR İÇİN YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Uzmanlara göre karar, çalışanlar açısından önemli bir güvence anlamına geliyor. Çünkü birçok kişi daha iyi maaş veya kariyer fırsatı nedeniyle iş değiştirirken son anda yaşanan iptaller yüzünden ciddi mağduriyet yaşayabiliyor. Özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı dönemde işsiz kalmanın ağır sonuçlar doğurduğunu belirten hukukçular, Yargıtay’ın bu kararla çalışan lehine önemli bir emsal oluşturduğunu ifade ediyor.
ŞİRKETLERE KRİTİK UYARI
İş hukuku uzmanları, bundan sonra şirketlerin işe alım süreçlerinde yazılı güvence vermeden çalışanları mevcut işlerinden ayrılmaya teşvik etmemesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde yalnızca işe alım iptali değil, maddi kayıplar, ihbar süreleri, tazminat hakları ve kariyer zararları da dava konusu olabilecek. Özellikle büyük şirketlerin insan kaynakları politikalarını bu karar sonrası yeniden gözden geçirmesi bekleniyor.
“SÖZ VERDİYSE SORUMLU”
Yargıtay’ın kararı iş dünyasında tek cümleyle özetleniyor: “İşe alacağım diyorsan sorumluluğunu da taşıyacaksın.” Çalışanların güvenini boşa çıkaran şirketlerin artık hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği konuşulurken, kararın önümüzdeki dönemde benzer davalara da emsal olması bekleniyor.




