Her geçen gün daha net görüyoruz: Türkiye’de en büyük krizlerden biri artık “eleman bulamama krizi.” Sanayici arıyor, bulamıyor. Usta arıyor, yetişmiyor. İş var ama işi yapacak insan yok.

Bugün geldiğimiz noktada kalifiye eleman sorunu sadece bir sektörün değil; tarımdan sanayiye, inşaattan tekstile kadar tüm üretim alanlarının ortak derdi haline gelmiş durumda. Yıllarca alın teriyle yetişmiş ustalarımızı erken emeklilik düzenlemeleriyle sistemin dışına çıkardık. Deneyim gitti, birikim gitti, ustalık kültürü zayıfladı.

Yerine ne koyduk?

Ne yazık ki üretimden uzak, tüketim odaklı bir gençlik… Mesleği olmayan, el becerisi gelişmemiş, hayatın pratiğinden kopuk bir nesil hızla büyüyor. Sosyal medyada vakit geçiren ama gerçek hayatta bir işin ucundan tutmayan bir gençlik gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bu sadece bir eğitim sorunu değil, aynı zamanda bir yönlendirme sorunu.

Gençlerimize yıllarca tek bir hedef gösterildi: “Oku, masa başı iş bul.”
Peki herkes masa başında mı çalışacak?
Sanayiyi kim döndürecek?
Tarlayı kim ekecek?
Atölyede kim üretim yapacak?

Bugün organize sanayi bölgeleri alarm veriyor. Küçük atölyeler kapanma noktasında. Usta yok, çırak yok, yetişen yok.

Eğer bu gidişatı durduramazsak önümüzdeki 10-15 yıl içinde çok daha ağır bir tabloyla karşılaşacağız:
Üreten değil, sadece tüketen bir toplum.

Bu yüzden çözüm bellidir ama cesaret ister:

Mesleki eğitim yeniden ayağa kaldırılmalı.
Organize sanayi bölgeleri, adeta birer okul haline getirilmelidir.
Öğrenci daha okuldayken üretimin içine girmeli, işverenle birlikte yetişmelidir.

Eğitim ile üretim arasındaki kopukluk derhal giderilmelidir.

Gençlerimize şunu açıkça anlatmalıyız:
Ustalık bir meslek değil, bir değerdir.
Üretmek bir zorunluluk değil, bir varoluş meselesidir.

Devletin de bu gerçeği gördüğünü biliyoruz. Ancak görmek yetmez, hızla harekete geçmek gerekir. Çünkü zaman bizim aleyhimize işliyor.

Bugün adım atmazsak, yarın işçi bulamayan bir sanayi, üretim yapamayan bir ekonomi ve umutsuz bir gençlik ile karşı karşıya kalacağız.

Kaybettiğimiz ustaları geri getiremeyiz belki…
Ama yeni ustalar yetiştirmek hâlâ bizim elimizde.

Yeter ki doğru zamanda, doğru adımı atalım.