Türkiye ekonomisinin mevcut görünümünü değerlendiren Mali Müşavir Metin Dinçer, uzun süredir ekonomi politikalarındaki sorunlara dikkat çektiğini belirtti. Dinçer’e göre bütçe açığındaki büyüme, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve reel sektörün daralan hareket alanı, ekonomi yönetiminin kapsamlı bir politika değişikliğine yönelmesini zorunlu kılıyor.

Bütçe verileri ekonomideki baskıyı gösteriyor

Merkezi yönetim bütçe verilerinin ekonomik tablodaki bozulmayı açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Dinçer, temmuz ayında bütçe gelirlerinin 1,41 trilyon TL, bütçe giderlerinin ise 1,70 trilyon TL seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Yılın ilk yedi ayında giderlerin 10,52 trilyon TL’ye ulaşmasına karşılık gelirlerin 9,20 trilyon TL’de kaldığını belirten Dinçer, kümülatif bütçe açığının 1,32 trilyon TL düzeyine çıktığını kaydetti.

ABD’de tarihi borç rekoru! Kamu borcu 40 trilyon doları aştı
ABD’de tarihi borç rekoru! Kamu borcu 40 trilyon doları aştı
İçeriği Görüntüle

Döviz kurundaki yükselişi sınırlamak amacıyla kurun baskılandığını, enflasyonla mücadele gerekçesiyle sıkı para politikasının sürdürüldüğünü ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede teknolojik denetim araçlarının devreye alındığını söyleyen Dinçer, bütün bu adımlara rağmen ekonomideki kan kaybının devam ettiği görüşünü dile getirdi.

Whatsapp Image 2026 08 20 At 14.33.12 (1)

Turizmden tekstile sektörlerde alarm veren tablo

Dinçer, ekonomik sıkışmanın birçok sektörde farklı biçimlerde hissedildiğini vurguladı. Jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle turizm sektörünün son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşadığını belirten Dinçer, tekstil yatırımlarının maliyet baskısı nedeniyle Mısır gibi alternatif üretim merkezlerine kaydığına işaret etti.

Sağlık turizminde Türkiye’nin güçlü konumunun artan maliyetler ve döviz kuru politikaları nedeniyle aşındığını savunan Dinçer, yabancı hastaların başta Polonya olmak üzere farklı ülkelere yöneldiğini söyledi. İnşaat sektörünün üretim, satış ve dönüşüm kapasitesinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını, otomotiv sektöründe ise sıfır ve ikinci el piyasalarının dengesiz bir görünüm sergilediğini ifade etti.

Esnaf krediye ulaşamıyor, vatandaşın borç yükü büyüyor

Piyasadaki nakit sıkışıklığının hem işletmeler hem de vatandaşlar üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu belirten Dinçer, yüksek getirili mevduatın sıcak parayı reel ekonomiden uzaklaştırdığını savundu. Vergi ve sosyal güvenlik prim borçları nedeniyle hesapları bloke edilen esnafın krediye erişmekte zorlandığını, çalışanların ve emeklilerin ise satın alma gücü kaybıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Yılın ilk altı ayında 1 milyon 116 bin 836 kişinin kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe düştüğünü hatırlatan Dinçer, bu rakamın yalnızca finansal bir istatistik olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Kira, fatura ve mutfak giderleri karşısında kredi kartının birçok hane için günlük yaşamı sürdürebilmenin aracına dönüştüğünü belirten Dinçer, borç yükü artarken ödeme gücünün zayıfladığına dikkat çekti.

Whatsapp Image 2026 08 20 At 14.33.12 (2)

“Sanayi ve ticaret dünyasının uyarıları dikkate alınmalı”

Ekonomik göstergelerin artık yalnızca uyarı vermediğini, güçlü bir alarm niteliği taşıdığını söyleyen Dinçer, buna rağmen temel politikalarda yeterli değişikliğin yapılmadığını savundu. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’ın üretimi önceleyen yeni bir ekonomi politikası çağrısını ve İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in talebi baskılayan politikaların şirketlerin kârlılık ve sürdürülebilirliğini sınırladığı yönündeki değerlendirmelerini hatırlatan Dinçer, iş dünyasından yükselen mesajların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Yeni OVP için kapsamlı yapılandırma ve finansman çağrısı

Yeni Orta Vadeli Program’da sektörlere can suyu sağlayacak köklü düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Dinçer, krediye erişimin kolaylaştırılmasını istedi. Esnaf ve sanatkârların vergi, sosyal güvenlik primi ve kredi borçlarının yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Dinçer, yapılandırmada faiz yükünü azaltacak veya ortadan kaldıracak çözümlerin gündeme alınması gerektiğini kaydetti.

Emeklilerin ve çalışanların alım gücünü destekleyecek tedbirlerin de gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dinçer, mevcut ekonomi politikalarının sonuçlarının enflasyon ve diğer temel göstergelerde görüldüğünü söyledi. Ekonomi yönetimine politika değişikliği çağrısında bulunan Dinçer, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Zararın neresinden dönülse kârdır. Türkiye’nin kaybedecek bir dakikası bile kalmamıştır.

Muhabir: Derya Arvas