Musa Eroğlu, 1944 yılında Mersin'in Mut ilçesine bağlı Kumaçukuru köyünde dünyaya geldi. Kalabalık ve mütevazı bir ailede büyüyen Eroğlu, daha çocuk yaşlarda bağlamayla tanıştı. Köy düğünlerinde ve yöresel etkinliklerde duyduğu ezgiler, onun hayatının yönünü belirledi. Henüz ortaokul yıllarında sahneye çıkarak Karacaoğlan'ı canlandırması ise müzik tutkusunu daha da güçlendirdi. O gün başlayan bağlama sevdası, yıllar sonra onu Türk halk müziğinin en büyük ustalarından biri haline getirecekti.

TRT SINAVINI KAZANDI MI?

1960'lı yıllarda Ankara'ya gelen Musa Eroğlu'nun en büyük hedefi TRT sanatçısı olmaktı. Ancak ilk girdiği TRT Ankara Radyosu sınavında başarılı olamadı. Birçok kişi için hayal kırıklığı olacak bu sonuç, onun azmini kırmadı. Çalışmayı bırakmayan Eroğlu, yıllar sonra yeniden sınava girdi ve bu kez başarıya ulaşarak TRT kadrosuna katıldı. İşte bu başarı, sanat yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu.

"MİHRİBAN" NEDEN ONUN ADIYLA ÖZDEŞLEŞTİ?

Musa Eroğlu denildiğinde akla ilk gelen eser hiç kuşkusuz "Mihriban" oluyor. Abdurrahim Karakoç'un unutulmaz şiirini türküye dönüştüren ve güçlü yorumuyla milyonlara ulaştıran Eroğlu, bu eser sayesinde Türkiye'nin dört bir yanında tanındı. "Mihriban", yalnızca bir türkü değil; yıllardır dillerden düşmeyen, sayısız sanatçı tarafından seslendirilen bir halk müziği klasiğine dönüştü. Bunun yanı sıra Yolun Sonu, Telli Turnam, Halil İbrahim, İkimiz Toprağa Girelim Elif ve Karacaoğlan'ın şiirlerinden bestelediği eserler de halk müziğinin unutulmazları arasına girdi.

HALK MÜZİĞİNİN EN ÖNEMLİ PROJELERİNDEN BİRİ NASIL DOĞDU?

1980'li yıllarda Arif Sağ, Muhlis Akarsu ve daha sonra Yavuz Top ile hazırladığı Muhabbet albüm serisi, Türk halk müziğinde adeta bir dönüm noktası oldu. Bu albümler sayesinde halk müziği yeni kuşaklara ulaştı, bağlama yeniden geniş kitlelerin ilgisini çekti. Bugün bile "Muhabbet" serisi, halk müziğinin en değerli çalışmalarından biri olarak kabul ediliyor.

SADECE SANATÇI MI?

Musa Eroğlu yalnızca konser veren bir sanatçı olmadı. Yıllarca konservatuvarlarda görev yaptı, kendi adını taşıyan müzik okulunda binlerce öğrenci yetiştirdi. Aynı zamanda Anadolu'nun farklı bölgelerini dolaşarak yüzlerce türküyü derledi ve TRT repertuvarına kazandırdı. Kültürel mirasın korunmasına yaptığı katkılar nedeniyle 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü.

Kurtlar Vadisi’nin Laz Ziyası İstemi Betil kimdir?
Kurtlar Vadisi’nin Laz Ziyası İstemi Betil kimdir?
İçeriği Görüntüle

900 DÖNÜMLÜK BİR ORMANI NEDEN TEK BAŞINA OLUŞTURDU?

Sanat yaşamının dışında doğaya olan sevgisiyle de dikkat çeken Musa Eroğlu, Mersin'in Mut ilçesinde kiraladığı yaklaşık 900 dönümlük araziyi ağaçlandırarak adeta kendi ormanını oluşturdu. Yıllar süren emekle kavak, sedir, meşe ve kızılçam başta olmak üzere binlerce fidan diken usta sanatçı, bu çalışmasıyla çevre duyarlılığı konusunda da örnek gösterildi.

NEDEN YAŞAYAN BİR HALK MÜZİĞİ EFSANESİ OLARAK GÖRÜLÜYOR?

Musa Eroğlu, yarım asrı aşan kariyerinde yalnızca güçlü sesiyle değil; bağlamadaki ustalığı, derlemeleri, besteleri ve yetiştirdiği öğrencilerle de Türk halk müziğine büyük katkı sundu. Avrupa'dan Amerika'ya, Avustralya'dan Türk Cumhuriyetleri'ne kadar birçok ülkede konser veren sanatçı, Anadolu'nun ezgilerini dünyanın dört bir yanına taşıdı. Bugün hâlâ sahneye çıktığında salonları dolduran Eroğlu, halk müziğinin yaşayan en büyük ustalarından biri olarak kabul ediliyor.

TÜRKÜLERE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Musa Eroğlu'nun hikâyesi, yoksul bir köyde bağlamayla başlayan bir tutkunun, milyonların gönlüne ulaşan eşsiz bir başarı öyküsüne dönüşmesinin hikâyesi... Aradan geçen onca yıla rağmen "Mihriban"ın ilk notaları çaldığında akla gelen ilk isim hâlâ o oluyor. Türk halk müziğine kazandırdığı eserler, yetiştirdiği sanatçılar ve kültürel mirasa yaptığı katkılarla Musa Eroğlu, yalnızca bir yorumcu değil; Anadolu'nun sesini gelecek kuşaklara taşıyan yaşayan bir efsane olmayı sürdürüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ