Bu yazımdan 10 gün sonra Samsung, yeni amiral gemisini tanıtacak. Lansman bilgilerine göre, bu kez sadece "daha iyi kamera" değil, "hayalet ekran" gibi hayatı kolaylaştıran (ekrana bakanların görmediği bir teknoloji, hayalet ekran filmleriyle yapılıyordu) donanımsal özellikler geliyor. Ancak teknoloji nereye giderse gitsin, aslında elimizde tuttuğumuz cihazın ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu sık sık unutuyoruz.

İnsanlık tarihinin en büyük başarılarından biri sayılan Apollo 11 görevinde, Neil Armstrong ve ekibini sağ salim Ay’a götüren o devasa uzay aracının beyni ne kadardı biliyor musunuz? Sadece 4 KB RAM ve bugünün hesap makinelerinden bile yavaş bir işlemciye sahipti. Yani şu an telefonunuzda açık olan tek bir WhatsApp mesajı bile, koca Apollo 11'in bilgisayarından daha fazla veri kaplıyor.

Şimdi cebinizdeki o akıllı telefonlara bakın. Örneğin yeni çıkacak S26 Ultra gibi bir cihaz; 16 GB RAM ve yüksek hızda işlemcilerle geliyor. Bu sadece bir rakam farkı değil; aradaki fark, yürüyen bir insanla jet motorlu uçak arasındaki hız farklı kadar büyük. Madem bu kadar güçlüler, neden telefonumuzu bir roketin burnuna bağlayıp Mars’a gitmiyoruz veya gidemiyoruz?

Teorik olarak bakarsak; evet, telefonunuzun işlem kapasitesi bir uzay mekiğini tek başına yönetmeye, tüm navigasyon hesaplarını saniyeler içinde yapmaya fazlasıyla yeter. Ancak başka bir sorun var, Uzay çok acımasız ve koşullar çok sert.

Bu sert koşullardan biri olan radyasyon, uzayda telefonunuzun o hassas devrelerini dakikalar içinde haşlayabilir. Diğer bir faktör ise uzayda söz edilmemesi gereken konu olan hata payı. Telefonunuz donduğunda "kapat-aç" yaparsınız ama Ay’a inerken ekranın kararması pek iyi bir seçenek değil. Uzay bilgisayarları yavaştır ama asla durmazlar.

Asıl ilginç olan şu: Bir zamanlar insanlığın tüm dehasını ve bütçesini seferber ederek ulaştığı o imkansız teknoloji, bugün sadece sosyal medyada gezinmek için kullandığımız sıradan bir araç haline geldi.

İşin ironik kısmı ise Apollo 11’in o meşhur “küçük adımını” attıran 4 KB’lık teknoloji, bugün S26 Ultra’da yüksek çözünürlüklü bir kedi videosunu yüklemeye bile yetmiyor. Elimizde koca bir galaksiyi yönetecek, yıldızlar arası rota çizecek devasa bir güç var; ama biz hala şarjımız yüzde 1’e düştüğünde dünyası başına yıkılan, tüm bu dehayı sadece bir beğeni almak için kullanan modern zaman yolcularıyız.

Teknoloji uzaya çıkacak kadar büyüdü ama bizim hayallerimiz hala bir ekranın içine sığacak kadar küçük kaldı.